Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Nisan 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Üslup meselesi


BAŞBAKAN Erdoğan sonradan açıkladıklarını başta söyleseydi, herhalde yanlış anlamalar, gereksiz tepkiler olmazdı...
Neydi Başbakan'ın başta söyledikleri?
"AB'de birçok dayatmaların olduğu doğru. Hatta bizi parçalamaya yönelik tezlerin geldiği de oluyor..."
Erdoğan bu sözleri MÜSİAD'ın genel kurulunda, Başkan Ömer Bolat'ın "AB'nin dayatmalarına karşı koyma gereğini" savunduğu bir konuşmaya karşılık olarak söyledi.
Başbakan böyle bir ortam içinde "içe dönük" rahatlatıcı ve prim kazandırıcı bir beyanda bulunmakta yarar görmüş olsa gerek. Kendisi bu sözleriyle Türk halkının hassasiyetini AB'ye iletmeyi de amaçlamış olabilir...
Ne var ki kullanılan üslup nedeniyle hükümetin AB'ye karşı "sert çıkışı" olarak görülen bu demeç, Türkiye'de kimi çevrelerce alkışlanırken, AB merkezlerinde kafa karışıklığı yarattı. Türk hükümetinin bir süreden beri AB konusunda "yalpaladığı" izlenimini taşıyan Avrupalı diplomatlar şu soruları sormaya başladılar: "AB'den yeni bir talep veya şart gelmediğine göre, Erdoğan neden dayatmadan veya Türkiye'yi parçalama niyetinden söz ediyor? Bu mesajın adresi kim? Amacı ne? Yoksa Ankara AB konusundaki istekliliğini yitiriyor mu?"
* * *
AB'li yetkililer ve Ankara'daki diplomatlar bu soruların yanıtlarını ararken, Başbakan önceki gün AKP grup toplantısında, ilk konuşmasına farklı bir üslup içinde açıklık getirdi. Bu kez şöyle dedi:
"Karşımızda yekpare bir AB olmadığı için zaman zaman AB üyesi bazı ülkelerden olumsuz sesler duyuluyor. Zaman zaman yabancı muhataplarımızın Türkiye'nin hassasiyetine uygun düşmeyen tavırlarıyla karşılaşıyoruz"...
Başbakan'ın bu açıklamasında "AB'nin yekpare olmadığı"nı ve zaman zaman duyulan seslerin "bazı üye ülkeler"den geldiğini vurgulaması, yerinde olmuştur. Gerçekten Türkiye'de bu hata sıkça yapılıyor ve örneğin bir AB ülkesindeki bir politikacının veya karar mekanizmasının dışındaki bir AB organında bir temsilcinin söyledikleri, sanki bu AB'nin resmi politikasıymış gibi yansıtılıyor.
Kuşkusuz Erdoğan'ın dile getirmeye çalıştığı durum, "topyekûn bir AB tavrı veya kararı veya dayatması" olmamakla beraber, Türkiye'yi rahatsız ediyor. Tabii ki buna karşılık vermek, bu konuları AB'li muhataplarla tartışmak gerekir. Ancak üslubuna ve usulüne uygun olarak...
Başbakan'ın daha önce de -örneğin ABD ve İsrail hakkında- bazı demeçlerinde kullandığı üslup, ilişkilerde sıkıntı yaratmıştı. Bu kez benzer bir sıkıntı AB ile de yaşanmak üzere iken, neyse ki kendisi bizzat durumu açıklığa kavuşturdu...
* * *
UMARIZ şimdi Türkiye'nin AB'den soğuduğu, AB politikalarının ve normlarının Türkiye'ninkilere ters düştüğü, Ankara'nın başka stratejilere yöneleceği gibi sonuçlar çıkaranlar, "devlet politikası"nın bu olmadığını fark ederler.
Genelkurmay Başkanı Org. Özkök'ün dünkü konuşmasının AB ile ilgili bölümü, TSK'nın da AB vizyonuna olan bağlılığını ve bunun "doğruluğuna" olan inancını açıkça ortaya koydu.
AB ile ilişkiler sadece Türkiye gibi adaylar için değil, kendi üyeleri için de her zaman zor ve inişli çıkışlı olmuştur. Bu da AB'nin, çıkarı ve görüşleri farklı egemen devletlerden oluşan bir topluluk olmasından kaynaklanıyor. Brüksel'deki bir analistin belirttiği gibi, "önemli olan tartışmaların Avrupa üslubu ile ve bir Avrupalılık mantalitesi ile yapılmasıdır. O zaman uzlaşma sağlanır, sonuç alınır"...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
En büyük değişim
DOĞAN Medya Grubu'ndan gazeteci arkadaşlarla ...
Çetin ALTAN
Erime dönemine giren "Türkçe" ve şarlatanizm...
Günlük hayatta konuşulan Türkçe, 300-400 keli...
Melih AŞIK
Medeni Bilgiler
Atatürk devletçidir, tek particidir, antidemo...
Fikret BİLA
Org. Özkök'ten net mesajlar
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün Harp ...
Hasan CEMAL
Neymiş milli çıkar?
Türkiye'de milli çıkarlar bugüne kadar gerçek...
Yılmaz ÇETİNER
SSK'lının yoksulluk sınırını aşabilmesi için!
Turgut Özal başbakandı. Bir akşam Mehmet Barl...
Güneri CIVAOĞLU
Kalını / incesi
Siyaset kredisi hâlâ yüksek olan bir önceki h...
Can DÜNDAR
Anadolu'da bir mucize
Türkiye bazen öfkeyle dökülüyor yollara, kadı...
Hurşit GÜNEŞ
Gelişmekte olan piyasaların kaderi FED'in elinde
11 Eylül sonrası Amerikan ekonomisi durgunluğ...
Doğan HEPER
24 Nisan suni bir Ermeni günü
ERMENİSTAN'ın ve diasporanın Türkiye haritası...
Semih İDİZ
Habemus Papa!
Latince bir ifade olan "Habemus Papa"nın Türk...
Sami KOHEN
Üslup meselesi
BAŞBAKAN Erdoğan sonradan açıkladıklarını baş...
Mehmet Y. YILMAZ
Yüz binlerce kız çocuğu yardımımızı belkiyor
İstanbul'dan Samsun'a uçan uçakta yol boyunca...
Hasan PULUR
Bayrak ve Rıza'nın babası...
HER söylentiye kanıp, sopayı kapıp sokağa dök...
Derya SAZAK
Özkök'ün mesajı
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün ...
Meral TAMER
Sizin oralarda kızlar neden okula gitmez?
Günlerdir gazetemizde okula gidemeyen kız çoc...
Yaman TÖRÜNER
Bizi kayıt dışılık mahvediyor
Geçen yılki büyüme potansiyelimiz önümüzdeki ...
Güngör URAS
Ereğli'yi Başbakan 'tatlıya bağlayabilir'
Başbakanımız "herkese ilan etmeden, sessiz se...
Serpil YILMAZ
Dosya avı başladı
Enerji Bakanlığı'nda süren yolsuzluk soruştur...
M. Ali BİRAND
EGE'DE KARA BULUTLAR ARTIYOR
Kötü haber tellallığı yapmak istemiyorum. Sad...

© 2005 Milliyet