|
 |
|
|
Çal kanunum çal
Sabri Çelik'in MHK'si, Kemal Ulusu'nun açtığı dava sonucu Cevat Fehmi Başkut'un "Buzlar Çözülmeden" eserindeki çılgın ve sahte iki kamu yöneticisine döndü.
Buzlar çözüldü. MHK eridi. Geriye yaptıkları kaldı.
İyisiyle kötüsüyle her tasarrufu hukuki bir yetkiden kaynaklanmadığı için tartışılabilir, zarar gördüğünü iddia edenler tarafından dava konusu yapılabilirdi artık.
Acele tarafından bir kanun teklifi hazırlandı. Meclis komisyonuna ulaştırıldı. Görüşüldü. Kabul edildi. Genel Kurul'a sevk edildi. Yakındır, kanun haline gelecek ve MHK'nin başına Federasyon tarafından tayin edilecek zat - ı muhterem ile kaos aşılmış olacak.
Nihayet rahata ereceğiz. Kanun söyleyecek biz dinleyeceğiz.
***
Öyle mi acaba?..
Sayın Kemal Ulusu'ya sorarsanız; bir mahkeme kararına karşı çıkarılan kanunun, "hukuki titizliği" en büyük güvencemiz olan sayın Cumhurbaşkanımız tarafından geri gönderileceği kesin. Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin de kanunu iptal etmesi büyük olasılık.
Evet, Ulusu'ya sorarsanız böyle... Ama bizden başka kimse ona sormuyor ki!
Politik ve sportif kariyeri balık hafızamıza kurban gitmiş ve MHK seçimindeki uyarıları tamamen gerçekleşmiş Kemal Ulusu, Federasyon Başkanımız sayın Levent Bıçakcı'dan randevu talep ediyor ki, bu uyarılarını dile getirsin; kabul edilmiyor.
Spordan Sorumlu sayın Devlet Bakanımız'ın özel kalemi, Ulusu'ya "Bakanımız sizinle görüşmek istemiyor" diyebiliyor.
Yasa komisyonda görüşülürken gidip TBMM kapısında saatlerce bekleyen Kemal Ulusu'ya fikrini sormayı bırakın, içeri sokmuyorlar eski federasyon başkanını.
Sanki bulaşıcı hastalık taşıyor Ulusu... MHK'nin gayri yasal olduğunu kanıtlayan adam, "halk düşmanı" muamelesi görüyor.
Ve sanki tarih tekerrür ediyor. MHK seçiminde söyledikleri ciddiye alınmayan eski başkan, yeni bir hukuki mücadeleye itiliyor açıkça.
Birincisini kazandı. İkinci defa haklı çıkarsa her şey tuzla buz olur biline.
Gürsoy ve taraftar
Sayın Ergun Gürsoy, Trabzonspor'dan ligin rövanşını aldıktan sonra Galatasaray seyircisinin de gönlünü aldı. Kullandığı cümleler, 10 gün önce yaşanan gerginlikte "hata"nın taraflarından biri olduğunu açık açık ortaya koymaktaydı.
Oysa, futbolcu ve teknik direktörden sonra yöneticinin de taraftarla tartışmasını "kaza" değil "ihmal", hatta "kasıt" şeklinde yorumlayan medyaya da kızmıştı sayın Gürsoy.
Demek ki medya haklıymış!
Bizim bildiğimiz; kulüp sorunlarında, soğukkanlı durdup olayı büyütmemek yöneticinin işidir... Devir değişmiş. Yılların yöneticisi sayın Gürsoy zamana uymuş, hatta aşmış.
İlahi!..
Fenerbahçe uzatmada kazanınca morali bozulup, son dakikada gol yiyen ve şanssızlıktan bahseden Galatasaraylı futbolcular 88. dakikada attıkları golle finale çıkmalarına ne diyecekler şimdi?
Son günlerde dillerden düşmeyen "İlahi adalet" mi?
Bu olay ilahi adalet değil, "ilahi" bir öğreti:
Hakemin bitiş düdüğüne kadar her saniye gol atılabilir ve maç süresini zaman dilimlerine bölen kronometredeki hiçbir dakikanın birbirinden farkı yoktur.
Hâlâ öğrenemediniz mi; ilahi çocuklar.
Tanışın ve anlaşın!
Gazetede iki haber alt alta:
Fenerbahçe Asbaşkanı Murat Özaydınlı; "taraftar bizi tanıyor ama biz onları tanımıyoruz"!..
Fenerbahçe yönetimi; "Şampiyon yapamasa bile Daum'un takımın başında kalmasını planlıyoruz"!..
Bu kadar birbirini tamamlayan açıklamalara, santraforun kalede harikalar yaratmasından daha ender rastlanır inanın.
Lakin, bilerek olmamış... Sadece denk düşmüş.
Sayın Özaydınlı'nın açıklaması, taraftar için hazırlanan "akıllı kart" projesiyle ilgili...
Yönetimin açıklaması; mutat, olağan ve sıradan... Ne diyeceklerdi yani ligin bitmesine 6 hafta kala?.. Şampiyon yapsa da yapmasa da "hoşçakal" mı?
Mazallah Ümit'i santrafor yapıp, Alex'i de stopere çeker, görürsünüz Fenerbahçe'yi. Zaten kafası Pancu'nun kaleciliğine takılmıştır; "ben nasıl akıl edemedim" diye. Gitmeyin adamın üstüne.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|