|
Siyasal alana müdahale!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök önceki gün Harp Akademileri'nde konuştu.
Uzun bir konuşmaydı.
Tam 45 sayfa.
Küçük boy bir kitapçık.
Hükümet programları ya da başbakanların TBMM'deki program konuşmaları da aşağı yukarı aynı uzunluktadır.
İçerik açısından da durum farklı sayılmaz. Orgeneral Özkök, bir başbakanın değinebileceği birçok siyasal konuya ayrıntılı biçimde girmiş.
Üstelik medyanın önünde.
Kapalı kapılar arkasında değil.
Kurmay titizliğiyle hazırlanmış bir konuşma. Özkök Paşa üslubu, yani köşeli olmayan, yumuşak bir tarz konuşmanın genel havasına ve satır aralarına damgasını vurmuş. Mesajların yer yer ince ince verilmesine çalışılmış.
Konuşmanın içeriğine gelince...
Elbette katıldığım birçok nokta var. Ama katılmadığım, eleştirebileceğim bölümler de yok değil.
Yazı konum bu değil.
Muhtevaya girmeyeceğim.
Girmek istemediğim bir konu daha var:
Hükümet boşluğu konusu.
Hükümet, özellikle 17 Aralık'tan beri siyasal boşluk yarattığı için mi, birçok açıdan yapılması gereken çıkışları yapamadığı, atılması gereken adımları atamadığı için mi konuştu Genelkurmay Başkanı?..
Olabilir.
Ama bu da değil yazı konum.
Bir Genelkurmay Başkanı tarafından kamuoyu önünde yapılmış olan 45 sayfalık böyle bir konuşma için benim yorumum üç sözcüklü:
Siyasal alana müdahaledir!
Onun için de yanlış buldum.
Demokratik rejimlerde silahlı kuvvetler, devlet içinde devlet gibi davranmaz, davranamaz. Demokratik rejimlerde silahlı kuvvetler, bir siyasal partiymiş gibi davranmaz, davranamaz. Demokratik rejimlerde silahlı kuvvetler, siyasal alana bu kadar ayrıntısıyla girmez, giremez.
Olağan değildir bu.
Rejimi istikrarsız kılar.
Sivil-asker ilişkilerinden kaynaklanan bu istikrarsızlık, en başta ekonomi olmak üzere yaşamın birçok alanını zehirler. Siyaseti rayından çıkarıcı sonuçlar gündeme gelebilir.
Türkiye bu kısır döngüyü çok yaşadı. 27 Mayıs'a, 12 Mart'a, 12 Eylül'e ve 28 Şubat'a böyle gelindi. Bu darbe ve kesintiler, Türkiye'yi ileriye götürmedi.
Köstekledi.
Yörüngesinden çıkardı.
Bir başka nokta var.
Cumhuriyet'in kuruluşu dahil, tarihimizdeki modernleşme sürecinde askerin oynadığı öncü rolden başlayarak, siyasetin boşlukları ve kötü idare örneklerine kadar birçok malzeme çıkarılabilir, darbe ve müdahaleleri mazur gösterebilecek.
Aynı mantık, yakın tarihimizde Genelkurmay başkanlarının yapmış oldukları birçok çıkış ve konuşma için de geçerli olabilir.
Ama bir gerçek değişmez:
Bütün bu müdahaleler, bu ülkede her şeyin başı olan siyasal istikrara katkı yapmamıştır.
Tam tersine...
İstikrarsızlığı körüklemiş, sivil-asker arasındaki güvensizlik duvarını yükseltmiş, siyasetin zaman içinde kalite kazanmasını önlemiş, rejimin demokratik niteliğini zedelemiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri hiç kuşkusuz bu ülkenin temel direklerinden biridir. Kaygıları olabilir, vardır da.
Ama bunları dile getirmek, tartışmak için Milli Güvenlik Kurumu vardır. Başbakan'la Genelkurmay Başkanı arasında haftalık görüşme geleneği vardır.
Demokratik rejimlerde isabetli olan, böylesi platformları kullanmaktan geçiyor.
Siyasal alana müdahaleden değil.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|