Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Önümüzdeki yıl işsizlik düşecek mi?


Geçtiğimiz hafta sonunda IMF Avrupa Bölgesi Direktörü Deppler verdiği demeçte ekonomideki gelişmeleri överken bazı kırılganlıklara da işaret etmiş. Bunlardan biri de ekonomide kaydedilen yüksek büyüme hızlarına rağmen yeterince istihdam yaratılamaması. Deppler ekonomide atıl kapasitenin devreye alınması ile sağlanan verimlilik artışlarının sınırına gelindiğini ve bunun yerini artık yeni kapasite, dolayısıyla yeni istihdam olanakları yaratılmasının alacağını bu nedenle de işsizliğin bu yıl azalmasını beklediğini söylemiş.
Genel olarak bakıldığında büyümenin iki kaynağı vardır. Bunlar atıl işgücünü üretime çekmek, yani istihdamı artırmak veya işgücünün verimliliğini artırmaktır. İşgücünün verimliliğindeki artış ise ya sermayenin kalitesini artırarak, ya emek yerine daha fazla sermaye kullanarak, ya da emeğin kalitesini artırarak sağlanır.

İstihdamsız büyüme
2004 yılında imalat sanayiinde üretim yüzde 10.4 artmış. Buna karşılık yıllık ortalama kapasite kullanımı yüzde 3.7, çalışan başına kısmi verimlilik ise yüzde 8.2 artmış. Üretimde çalışanların sayısındaki artış ise yüzde 2'de kalmış. 2004 yılında özel kesim yatırımları toplamda yüzde 45 artarken, makine teçhizat yatırımları yüzde 60 artmış.
Bu rakamlar 2004'te yaşanan istihdam yaratmayan büyüme olgusunun sadece atıl kapasitenin kullanımından kaynaklanmadığını, üretimde sermaye yoğunluğunun ciddi ölçüde arttığını, yani firmaların emeğin yerine sermaye kullanmayı tercih ettiklerini ortaya koyuyor.
Bunun nedenleri üzerinde durmadan önümüzdeki yıl ekonominin daha fazla istihdam yaratabileceği öngörüsünde bulunmak oldukça zor.
Birinci neden, 2004 yılında da TL'nin değer kazanması. 2004 yılında imalat sanayiinde saat başına ücret yüzde 13.4 artmış. Dolar ise bir yıl önceye göre yüzde 4.7 gerilemiş. Bu durumda dolar bazında ücretler yüzde 19 artmış. Oysa, dışarıdaki enflasyonu dikkate almazsak, ithal malın TL fiyatı kur kadar, yani yüzde 4.7 gerilemiş. Bunun satış fiyatları üzerinde yarattığı rekabet baskısı da işletmeleri maliyeti azaltmak için emek yerine fiyatı nispeten daha ucuz olan ithal yatırım malı kullanmaya veya kayıt dışı istihdama zorlamış.

Kalifiye, kayıtdışı
İkinci neden, hükümetin geldiğinden bu yana asgari ücret artışlarını yüksek tutması ve asgari ücretten yapılan kesintileri azaltma konusuna yeterli önceliği vermemesi. Asgari ücret kalifiye olmayan işgücüne ödeniyor. İmalat sanayiinde saat başına ücret ortalama yüzde 13.4 oranında artarken, asgari ücretteki artış yüzde 28.6 olmuş. Dolar cinsinden asgari ücret ise yüzde 35.1 artmış. Asgari ücrette, seviyesi çok düşük kalsa da artış çok yüksek. Bu da rekabet baskısıyla birleştiğinde kalifiye olmayan işgücünün azaltılmasına veya kayıt dışına itilmesine neden oluyor.
Ayrıca ücret üzerindeki yüklerin, yani devlet tarafından yapılan kesintilerin, yüksekliği dikkate alındığında Türkiye OECD ülkeleri arasında emek piyasası esnekliği düşük olan ekonomiler arasında yer alıyor. Sorunu bölge bazında teşvik sistemi ile çözmek mümkün değil sosyal güvenlik ve vergi reformlarının bu bakımdan önem ve aciliyeti var.

Yapısal değişim gerek
İşletmeleri üretimde sermaye yoğunluğunu artırarak verimliliği artırmaya ve rekabet güçlerini korumaya zorlayan şartlar bu yıl ne ölçüde değişebilecektir? İstihdam artışını bu belirleyecektir. Mevcut politikalar devam ederse yaratılacak yeni kapasiteler de sermaye yoğun teknolojiler kullanacak ve yeni istihdam yaratma güçleri sınırlı olacaktır.
Türkiye, çalışabilir nüfusu yüksek ve işsizlik sorunu olan bir ekonomidir. Çalışabilir nüfusu kullanamamak büyüme kaybı anlamına da gelir. Kaldı ki işsizliğin yarattığı sosyal sorunlar büyüme ortamını kırılganlaştırır.
Türkiye'de işsizlik sorununun sadece yüksek büyüme hızlarıyla ve atıl kapasitenin azalmasıyla kendiliğinden çözülmesi mümkün değildir. Döviz kurundaki gelişmeleri içeren makro çerçeveden başlayıp, emek piyasasının esnekliğine, işgücünün eğitimine, yatırım ortamının iyileştirilmesine kadar uzanan ciddi bir yapısal değişim ihtiyacı vardır. Deppler'in öngörüsü umut vericidir ama gerçekçi değildir.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
İrtica ve asker
GENELKURMAY Başkanı Sayın Org. Hilmi Özkök'ün...
Çetin ALTAN
"Var olarak yaşama"nın şifresini ararken...
Politik açıdan bakıldığında, 21. yüzyılın rüz...
Melih AŞIK
Lincas İstanbul'da
İstanbul'daki Alman Konsolosluğu'nda mütevazı...
Fikret BİLA
Küresel kırılmalar
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, yıllık ...
Hasan CEMAL
Siyasal alana müdahale!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök önc...
Güneri CIVAOĞLU
Nişantaşı fantezisi
Nişantaşı/Abdi İpekçi Caddesi önündeki kahvel...
Abbas GÜÇLÜ
Kızlar niye okula gidemiyor?
Türkiye'de okuma yazma bilmeyen sayısı 7.5 mi...
Hurşit GÜNEŞ
Bu rakamları biliyor muydunuz?
ABD'nin askeri harcamaları Dünyanın en fazla ...
Sami KOHEN
Hata nerede?
TÜRK-ABD ilişkileri bir dizi yeni gelişme ile...
Mehmet Y. YILMAZ
Kültür Bakanı aslında bir gerçeği dile getirdi
Kültür ve Turizm Bakanı'nın fotoğrafını nered...
Faik ÖZTRAK
Önümüzdeki yıl işsizlik düşecek mi?
Geçtiğimiz hafta sonunda IMF Avrupa Bölgesi D...
Hasan PULUR
Yıkım ve kaldırım...
HERHALDE yılların deneyiminden olacak, bazı h...
Derya SAZAK
Kıbrıs nereye?
TESEV'in 'Quo Vadis Cyprus? - Kıbrıs Nereye?'...
Meral TAMER
10 yıl sonra dünyada okula gitmeyen kız kalmayacak
Biz Milliyet olarak Türkiye'de kız çocukların...
Ece TEMELKURAN
Her şey güzel olacak!
'Çok iyi derslerimiz de, İngilizcede biraz zo...
Güngör URAS
Türk'ün Türk'e borcu dış borcu şişiriyor
Genelde yatırımı, üretimi artırmak için dış k...
M. Ali BİRAND
"Türk canavarını kafese koyduk, ancak..."
Yunan kamuoyunda, bizim hiç bilmediğimiz bir ...

© 2005 Milliyet