Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
KARS İZLENİMLERİ
Her şey güzel olacak!

Kars'ta kızlar yurtları olmadığı için okuyamıyorlar, barakalarda yaşıyorlar, eksi 30 derecede düşleri donmasın diye hayatı nefesleriyle ısıtıyorlar

Fotoğraf: Yurttaş Tümer

'Çok iyi derslerimiz de, İngilizcede biraz zorlanıyoruz" dedi Pınar ile İlknur. Yeterince sıkı durmuşsanız belki o ana kadar hiçbir şey ağlatmazdı sizi de, özür diler gibi tutuşları o kitabı ellerinde, tek göz barakada, tezek yaktıkları sobanın arkasında, bir ibrik ve iki çay bardağından oluşan mutfak eşyalarının arasında utanıp küçülerek bunu söylemeleri... Onca yoksulluğun içinde yeterince mucizevi değillermiş gibi! Ama Kars'ta yeterince kız öğrenci yurdu olmadığı için evlerine dönen ve 14 yaşında evlendirilen o kadar çok arkadaşları var ki... Şimdi onlar, kitaplar yerine, göğüslerinden önce büyüyen karınlarını tutuyorlar!
İlknur ile Pınar tam bir ay, onlardan biri olmamak için, yurtsuz Kars'ta okuyabilmek için durmadan ağladılar. Köyden böylece saldı babaları, bu yüzden okula bir ay geç başladılar. Kars'taki birçok lise öğrencisi gibi bir kenar mahallede, çocuk başlarına yaşıyorlar. Ayda 30 lira kiralı bir barakada, birbirlerine sarılıp tek şiltede yatıyorlar. Evden ne kadar para geliyor peki?

Formalar zafer bayrağı
"Gerekmiyor para."
Gerekmiyor. Çünkü her gün bir saat, eksi 30 derecede Atatürk Anadolu Meslek Lisesi'ne yürüyorlar. Sonra geri, tek zenginliği bir ütü olan barakalarına... Ütü, elektrik gitmesin diye, sadece formalara! Gri etekleri, şimdi, duvarda, imkânsızı başarmış, 15 yaşındaki iki kız kardeşin zafer bayrakları gibi duruyor. Formaların yanında, kavanozda bir avuç kalmış bulgur, üç günlük yarım ekmek, İlknur'un soğuktan hastalanan böbrekleri, rüzgârı ıslıkla içine çeken camlar, tek şiltenin içindeki samanın gürültüsü... Çünkü...

Dönersek evlendirirler
"Köye dönersek bizi de evlendirirler. Biz hiç evlenmek istemiyoruz. Keşke hep okusak. Hep..." Okumak onları koruyor şimdilik. Bu halleriyle takdirname alıyorlar. Kalabilecekleri bir öğrenci yurdu olsa? Yurt mu? Bu, hayal edemeyecekleri kadar fazla!
Ev sahibi kirayı beş lira artırsa, köylerine dönüp bir daha asla çıkamayacakları bir karanlıkta isimsiz kalacaklar.
"Bizim bir radyomuz vardı, ama ödünçtü" diyor beş kız, Kars'ın bir başka buz gibi kenar mahallesinde. Az kalmış tüpleriyle yaptıkları az kalmış çaylarından içerken, yüksek hemşirelikte okuyan Harika, "Bazen ölmekten bahsediyoruz" diyor, gülüyor. Çürük bir gülme, bilirsiniz. Şaka mı? Değil. Üç kere soruyorum. Değil. Kafkas Üniversitesi İktisat'ta Hale, Cumhuriyet Lisesi'nde Berna, dershaneye giden Dilek ve en küçükleri altıncı sınıftaki Şahika, bazen ölmenin bu hayattan daha "ılık" olduğunu düşünüyorlar. Aileleri başlarına bir "erkek" dikmiş, namus bakımından! "Bu kadar kız varken iş mi yapacağım!" diyen, gülen bir abi bu. Öyle. Soba bazen yanmıyor, yemek yapılamıyor, kışın su donunca akmıyor, tuvalet dışarıda... Dersler mi? Hepsi pekiyi! Ama hiçbiri doğru dürüst gülmüyor. "Hiç arkadaşımız yok" diyor Harika, evde yaşayıp da namus belasına erkenden girince içeri, olmuyor tabii.
Bütün bir gece beş çocuk ne yapar acaba? Berna "şarkı defterini" getiriyor: "Fincanın etrafı yeşil/At kolların boynumdan aşır/Sarhoşum dilim dolaşır/Aman kız canım kız öldürdün beni/El ettin göz ettin kandırdın beni"
Nakaratların yanına iki kere söylenecek notu düşülmüş. Gece uzun çünkü, Berna'nın canı sıkkın. Gazeteci olmak istiyor: "Depremde tam bir bina yıkılırken çeksem mesela!"

Bir pencere sarı, sıcak
Şahika, kendi defterinde en sevdiği "şarkıyı" gösteriyor: "... Bir pencere sarı, sıcak/Ben ordan geçerken biri/ Amca dese gel içeri..."
Kim yazmış bunun sözlerini? Sarı pencerelerdeki 12 yaşındaki kızları çok seven biri, adını çıkaramıyor ne yazık ki! Matematik öğretmeni olmak istiyor Şahika, sonra da resmini çizip duvara astığı köydeki evine gidip kendi gibi çocukları okutmak, tabii ki.
Bir yurt olsa peki? Ablalarına dönüyor yüzünü. "Sobamız yanar, arkadaşlarımız olur, ders çalışabiliriz" diyor Harika. Gecenin devamında, bir hayal ülkeden bahseder gibi yurttan konuşuyorlar. Dilek'in, ayaklarım üşür diye verdiği çoraplar, yeryüzünün bu ücra evinde nasıl güzel sabun kokuyorlar!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
İrtica ve asker
GENELKURMAY Başkanı Sayın Org. Hilmi Özkök'ün...
Çetin ALTAN
"Var olarak yaşama"nın şifresini ararken...
Politik açıdan bakıldığında, 21. yüzyılın rüz...
Melih AŞIK
Lincas İstanbul'da
İstanbul'daki Alman Konsolosluğu'nda mütevazı...
Fikret BİLA
Küresel kırılmalar
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, yıllık ...
Hasan CEMAL
Siyasal alana müdahale!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök önc...
Güneri CIVAOĞLU
Nişantaşı fantezisi
Nişantaşı/Abdi İpekçi Caddesi önündeki kahvel...
Abbas GÜÇLÜ
Kızlar niye okula gidemiyor?
Türkiye'de okuma yazma bilmeyen sayısı 7.5 mi...
Hurşit GÜNEŞ
Bu rakamları biliyor muydunuz?
ABD'nin askeri harcamaları Dünyanın en fazla ...
Sami KOHEN
Hata nerede?
TÜRK-ABD ilişkileri bir dizi yeni gelişme ile...
Mehmet Y. YILMAZ
Kültür Bakanı aslında bir gerçeği dile getirdi
Kültür ve Turizm Bakanı'nın fotoğrafını nered...
Faik ÖZTRAK
Önümüzdeki yıl işsizlik düşecek mi?
Geçtiğimiz hafta sonunda IMF Avrupa Bölgesi D...
Hasan PULUR
Yıkım ve kaldırım...
HERHALDE yılların deneyiminden olacak, bazı h...
Derya SAZAK
Kıbrıs nereye?
TESEV'in 'Quo Vadis Cyprus? - Kıbrıs Nereye?'...
Meral TAMER
10 yıl sonra dünyada okula gitmeyen kız kalmayacak
Biz Milliyet olarak Türkiye'de kız çocukların...
Ece TEMELKURAN
Her şey güzel olacak!
'Çok iyi derslerimiz de, İngilizcede biraz zo...
Güngör URAS
Türk'ün Türk'e borcu dış borcu şişiriyor
Genelde yatırımı, üretimi artırmak için dış k...
M. Ali BİRAND
"Türk canavarını kafese koyduk, ancak..."
Yunan kamuoyunda, bizim hiç bilmediğimiz bir ...

© 2005 Milliyet