Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

"Türk canavarını kafese koyduk, ancak..."


ATİNA

Yunan kamuoyunda, bizim hiç bilmediğimiz bir gerilim yaşanıyor. Giderek yaygınlaşan izlenim şöyle:
"... Türkiye denen canavarı, AB havucunu göstererek kafese soktuk. Eğer biz bu desteği vermeseydik, Türkler kesinlikle müzakere tarihi alamazlardı. Hala dışarda bekliyor olurlardı. Peki, bu alicenaplığımıza , bu yaklaşımımıza karşı ne elde ettik? Cebimize ne girdi? Ne kar ettik? Hiçbir şey..."
Medya'ya, muhalefet partisi Pasok ve siyasi çevrelerde bu görüş giderek yaygınlaşıyor. İnsanlar düşündükçe ve konuştukça da daha fazla sinirleniyorlar. Karamanlis'in Türkiye'yi, 17 Aralık öncesinde yeterince sıkıştırmadığı, gereken ödünleri almadığı dolayısıyla da elinden kaçırdığı inancı giderek yaygınlaşıyor.
Örnek olarakta, Ege'de Lahey Adalet Divanına gidilmesi için saptanan 2004 tarihinin atlanması; Ege'de Türk uçuşlarının sürmesi; Kıbrıs'ta hala çözüm bulunamaması; Heybeliada Ruhban okulunun açılmaması... vs. gösteriliyor.
"Bizim için, Avrupa Birliği Yunanistan'ın arka bahçesiydi. Yıllarca oraya Türkiye'nin girmesini engelledik. Ardından, politika değiştirdik ve AB kapısını elimizle açtık. Müzakere tarihi almanızı sağladık. Hele o ilk aylarda Karamanlis ile Erdoğan'ın kucaklaşmalarını, düğün şahitliği resimlerini gördükçe, bu işin bittiğine Türkiye'nin tüm sorunları hemen çözeceğine inandık. Şimdi bakıyoruz ki, durum öyle değilmiş. Ya Yunan hükümetleri bizi aldattı veya Türkiye ümitlerimizi arttıran mesajlar verip göz kırptı ve aldanmamızı kolaylaştırdı. Şimdi hepimiz bunun kızgınlığı içindeyiz. Karamanlis'in Erdoğan'ı yeterince sıkıştırıp gereken geri ödemeleri yaptıramadığı hissi var. Bu da sinirleri geriyor..."
Bu değerlendirmeyi yapan Yunanlı dostlar sanıyorum, bana gerçeğe en yakın olan bir resim çizdiler.
Gerçekten de baktım, Yunan kamuoyunda inanılmaz beklentiler doğmuş. Merak ediyorum,acaba bu beklentileri biz mi yarattık, yoksa kendi kendilerine mi şişirdiler?

TÜRKİYE KENDİ EZBERİNİ KIRDI, ANCAK...
Gözleyebildiğim kadarıyla, Yunanlılar eski şablonları, tabuları hala kıramamışlar. Eski ezberlerini sürdürüyorlar. En basit bir olayda hemen "Türk korkusu" gündeme getiriliyor.
Olacak şey değil.
AB üyesi olmuşlar, Euro'ya geçmişler, zenginleşmişler... Üstüne üstlük, Türkiye çok istediği AB ile müzakere ortamına geçmiş ve Yunan kamuoyu hala KORKUYOR (!). Hala güvensizlik içinde.
Sorarım, AB'den daha büyük bir garanti olabilir mi? Hem de top tüfeğe ihtiyaç duyulmadan, bedava bir güvence...
Bakıyorum da, Türkiye kendi tabularını (Kıbrıs) yıkmış, kendi ezberlerini (ENOSİS) bozmuş ve komik olsa dahi eski korkularından (Yunanistan'ın Anadolu'yu işgal arzusu) kurtulmuş. Yunanlıların bir bölümü hala eskide yaşıyor. Ezberlerden, tabulardan kurtulmak istemiyor.
Bu tutukluğun bir nedeni de, iktidarların Türk korkusunu adeta beslemeleri. Kamuoyuna gereken güveni vermek yerine, kamuoyunu Türkiye'ye karşı tahrik edecek haberleri sızdırmayı tercih etmeleri.
Örneğin, Ege üzerindeki uçuşlar.
Yunan Hava kuvvetleri toplam uçuşunun yüzde 80'ini (23 bin çıkış) Ege üzerinde yapıyor. Türk Hava Kuvvetleri ise toplam uçuşunun yüzde 3'ünü (2.300 çıkış), bunun da yüzde 80'ini silahsız gerçekleştiriyor. Her iki tarafın amacı 6-10 mil iddialarını sürdürmek.
Türk uçaklarının her uçuşunu kamuoyuna açıklayan ve "Türk korkusunu" canlı tutan da, Yunan Savunma Bakanlığı. Bu yaklaşımı neden tercih ettiğini anlamakta güç. Zira kamuoyunu besledikçe, üzerlerine daha fazla baskı alıyorlar.
Lahey Adalet Divanına gidiş konusundaki gecikme de, Atina'nın bir ara tereddüt geçirmesinden kaynaklanıyor. Karamanlis hükümetinin ilk aylarında "acaba biz Divana giderek hata mı ediyoruz? Beklentilerimizin altında bir sonuç alabiliriz" kuşkusuyla ikili müzakereleri yavaşlattılar. Şimdi yeniden hareketleniyor.
Kıbrıs konusunda ise, herhalde kimsenin söyleyebileceği birşey yok. Yunanlılar Ankara'nın değil Papadopulos'un kapısını çalmaları gerektiğini biliyorlar ve açıkça olmasa dahi, bunu da yapıyorlar.
Ancak yine de kısır döngüden kurtulunamıyor...

TÜRKİYE'DE PAYINA DÜŞENİ YAPMALI
Bugün gelinilen durumdan sadece Yunanlıları sorumlu tutamayız. Bizim de sorumluluğumuz var.
Türkiye, son yıllarda Yunan kamuoyunda gerçekleri tam yansıtmayan bir görüntü yarattı. Karamanlis-Erdoğan kucaklaşmaları, dostluk gösterileri çok doğru, çok yerindeydi ancak, sorunların sürdüğü ve çözüm için karşılıklı özveri gerektiği yeterince anlatılmadı. Yunan kamuoyuna gereken ihtimam gösterilmedi. Savurgan davranıldı. Birgün vıcık vıcık sarılıp öpüşme, ertesi gün sert demeçlerle insanlar yayırtıldı.
Türriye, ne kendi kamuoyuna ne de Yunan kamuoyuna yönelik bir iletişim stratejisi uygulamadı.
Ege üzerinde, 10 mili tanımadığımızı göstermek için 2300 yerine 300 uçuş yeterliyken, böyle bir jest düşünülmedi. Kardak civarında, son defakine benzeyen olaycıkları önlemek için yeterince önlem alınmadı.
Komutanlarımız (casus belli örneğinde olduğu gibi) sert demeçler vermekten vazgeçmediler.
Özetle, Yunan hükümeti de, bizde ilişkileri hoyratça yönettik. Gereken duyarlığı göstermedik.
Bugün henüz büyük bir tehlike yok, ancak işi ciddiye almazsak, ilerde hepimizin başı ağrıyacaktır.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
İrtica ve asker
GENELKURMAY Başkanı Sayın Org. Hilmi Özkök'ün...
Çetin ALTAN
"Var olarak yaşama"nın şifresini ararken...
Politik açıdan bakıldığında, 21. yüzyılın rüz...
Melih AŞIK
Lincas İstanbul'da
İstanbul'daki Alman Konsolosluğu'nda mütevazı...
Fikret BİLA
Küresel kırılmalar
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, yıllık ...
Hasan CEMAL
Siyasal alana müdahale!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök önc...
Güneri CIVAOĞLU
Nişantaşı fantezisi
Nişantaşı/Abdi İpekçi Caddesi önündeki kahvel...
Abbas GÜÇLÜ
Kızlar niye okula gidemiyor?
Türkiye'de okuma yazma bilmeyen sayısı 7.5 mi...
Hurşit GÜNEŞ
Bu rakamları biliyor muydunuz?
ABD'nin askeri harcamaları Dünyanın en fazla ...
Sami KOHEN
Hata nerede?
TÜRK-ABD ilişkileri bir dizi yeni gelişme ile...
Mehmet Y. YILMAZ
Kültür Bakanı aslında bir gerçeği dile getirdi
Kültür ve Turizm Bakanı'nın fotoğrafını nered...
Faik ÖZTRAK
Önümüzdeki yıl işsizlik düşecek mi?
Geçtiğimiz hafta sonunda IMF Avrupa Bölgesi D...
Hasan PULUR
Yıkım ve kaldırım...
HERHALDE yılların deneyiminden olacak, bazı h...
Derya SAZAK
Kıbrıs nereye?
TESEV'in 'Quo Vadis Cyprus? - Kıbrıs Nereye?'...
Meral TAMER
10 yıl sonra dünyada okula gitmeyen kız kalmayacak
Biz Milliyet olarak Türkiye'de kız çocukların...
Ece TEMELKURAN
Her şey güzel olacak!
'Çok iyi derslerimiz de, İngilizcede biraz zo...
Güngör URAS
Türk'ün Türk'e borcu dış borcu şişiriyor
Genelde yatırımı, üretimi artırmak için dış k...
M. Ali BİRAND
"Türk canavarını kafese koyduk, ancak..."
Yunan kamuoyunda, bizim hiç bilmediğimiz bir ...

© 2005 Milliyet