Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Nisan 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Eğer onları gerçekten seviyorsak...


Çocuklara en büyük kötülüğü, genelde onları en çok sevenler yapıyor. Tıpkı anne babalar gibi...
Aile büyükleri için çocuklardan daha önemli bir şey yok. Tüm anketler bunu gösteriyor. "Sizin için en önemli şey nedir?" sorusuna verilen cevaplar arasında ilk sırayı hep çocuklar alıyor.
Uluslar içerisinde de çocuğa en fazla değer veren ülkelerden biriyiz. Hangi ülkenin çocuk bayramı var ki? Hangi ülkenin insanları, çocuklarının geleceği için kendi geleceklerini feda eder ki?..
Siz bakmayın öyle aşağılandıklarına, horlandıklarına. Çocukları çok seviyoruz. Evin reisi artık onlar. Televizyon kumandası onlarda. Yemek mönüsü onların damak tadına göre yapılıyor. Tatiller, onların tercihine göre şekilleniyor.
Ama mutsuzlar. Ama gelecek kaygıları var. En önemlisi de üyesi olmaya çalıştığımız AB ülkelerindeki yaşıtlarının hemen her açıdan çok gerisindeler.
Sevenleri çok ama hepsi o kadar.
Bugün bol bol hamaset nutukları atılacak. Onları ne kadar çok sevdiğimiz üstüne basa basa vurgulanacak. Yani madalyonun sadece bir yüzü gösterilecek. Öteki yüzü ise hiç gündeme gelmeyecek.
Çocukların en mutlu gününde, şimdi bunları hatırlatıp morallerini bozmanın ne gereği var diyenler elbette çıkacak. Sanki yılın 364 günü onların diğer sorunları gündeme geliyormuş gibi...

Neden mutsuzlar?
Çocukluk, insan yaşamının en keyifli dönemi. Ama bizde tam tersi. Eğitimlisi de eğitimsizi de, varlıklısı da fukarası da, kentlisi de köylüsü de hemen hepsi çok mutsuz. Çünkü kimse onlara pedagojik açıdan yaklaşmıyor.
Bırakın başka unsurları, çocuklarımızın yaşamını karabasana çevirmek için eğitim sistemimiz yeter de artar.
Daha en başından yüz binlercesine eşit eğitim koşulları sağlayamayarak, karanlığın içerisine sürüklüyoruz. Okul ve öğretmen bulma şansına sahip olanları ise ağır müfredat ve sınav baskısıyla maymuna çeviriyoruz. Ağır ödev yükünden, oyun oynanacak mekânlardan ve zaman darlığından ve hangi yaşta neyin önemli, neyin önemsiz olduğundan bihaber olan biz büyüklerin dayatmacılığı yüzünden hayatları cehenneme dönüşüyor.
Anayasa emrine rağmen tüm çocuklarımıza eğitim olanağı sağlayamıyoruz. Özellikle de kızlarımıza. İstedikleri alanlarda değil, hiç istemedikleri alanlarda eğitim görmeye zorluyoruz. Neyi bildiklerini değil, neyi bilmediklerini ölçüyoruz.
En acımasız olanı da LGS ve ÖSS gibi deli saçması giriş sınavlarıyla yüzde 5'i memnun edeceğiz derken yüzde 95'ine başarısız damgası vurup hayata küstürüyoruz.
Sanki çok daha fazlası, 100 üzerinden 100 puan alsa, okutacak anadolu liselerimiz, kolejlerimiz, üniversitelerimiz varmış gibi!..
Hemen her konuda olduğu gibi çocuklar konusunda da herhangi bir politikamız yok. Hızlı nüfus artışı, en önemli handikapımız ama ona rağmen yine de çok daha iyi koşullarda olabilirler. Batık bankalara ve hortumculara giden paraların onda biri onlara harcansaydı, bugün hepsi en iyi okullarda okuyor olabilirdi. İthalata harcadığımız kaynakların üçte biri onlar için yatırıma dönüşse, bugün çok daha farklı konuları konuşuyor, onlar için çok daha farklı kampanyalar düzenliyor olurduk.
"Baba Beni Okula Gönder" diyoruz. Çünkü onlar bizden farklı olsunlar. Eğitimin önemini, gücünü bilen nesiller olarak, çocuklarının eğitimini ve geleceğini her şeyin üzerinde tutsunlar.
Yaşam hakkından sonra en önemli hakkın eğitim hakkı olduğunu hiç olmazsa bugün hiç aklımızdan çıkarmayalım. Çocuklarımıza bırakacağımız en iyi mirasın da eğitim olduğunu sakın unutmayalım.
Özetin özeti: Sadece bayramı olan değil, okulu da olan çocuklar ülkesi istiyoruz!

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
23 Nisan, asker, siyaset
1921 Ağustos ayı... Mustafa Kemal Sakarya sav...
Çetin ALTAN
70 yıl öncesinin küçükleri, nasıl yaşayarak büyüdüler acaba?
Her 23 Nisan'da, belleğimin kendi kendine uya...
Melih AŞIK
Ulusal Egemenlik
Bugün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı... "U...
Fikret BİLA
Çatışma olasılığı
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayr...
Hasan CEMAL
23 Nisan yazısı
Atatürk ve dava arkadaşlarının, Türkiye'nin y...
Güneri CIVAOĞLU
Terbiye sopası
Çok ilginç bir "Kapalı Kapılar Ardında Siyase...
Can DÜNDAR
Başkan bu yıl evlenebilecek mi?
Osman Baydemir 1990'da arkadaşlarına "2005'te...
Abbas GÜÇLÜ
Eğer onları gerçekten seviyorsak...
Çocuklara en büyük kötülüğü, genelde onları e...
Semih İDİZ
Almanya ve 'Ermeni soykırımı'
Ermeniler, davalarının tanıtılması açısından ...
Sami KOHEN
Beklenen oluyor...
FRANSA Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Ermenist...
Mehmet Y. YILMAZ
Kaya dibinde açmış bir çiğdem
Dilek Yıldırım 5 yaşında. Siirt'in Meydandere...
Hasan PULUR
Aldatılanlar şimdi anlıyorlar...
"ALDATILMANIN bilinçaltı öfkesi" başlıklı yaz...
Derya SAZAK
Okula gidemeyen kızlar
Milliyet, 23 Nisan'da Türkiye'nin en büyük so...
Meral TAMER
Siz de katılın, sesimiz daha gür çıksın
Kızım günlerdir bir mektubun yolunu gözlüyord...
Ece TEMELKURAN
Sınıftan doğru nikâha
'Haydi kızlar!' diyecekler önce, "Okula!" Kız...
Yaman TÖRÜNER
Mortgage kredisi kullanmak kolay olmayacak
Mortgage (gayrimenkul) kredisinin çok rahatlı...
Güngör URAS
Misak-ı Milli "Ulusal Ant"
M. Ali BİRAND
HASAN CEMAL'DEN DEMOKRASİ UYARISI
Milliyet yazarı Hasan Cemal'in dünkü yazısı b...

© 2005 Milliyet