|
 |
|
|
Hagi'nin Şükür aşkı
Hagi'nin, korner direğinin dibinden ve sıfırdan attığı falsolu gol, belki de onun son olağanüstü golüydü. Ne şanslıydım; iyi ki gelmiştim. Tam o sırada aşırtarak kendine has bir gol daha attı. Oynadığı sürede yirmi tane de uzun top attı, bir tanesi bile rakibe gitmeyen; hâlâ oynardı...
Hasan Kabze ile devam edelim. İlk defa ilk on birde oynadığı maçta üç tane atmıştı. Hagi çıkarmıştı... Geçen hafta ikinci kere ilk on birde oynadı, çok da iyi oynadı. Ama Hagi dün yine Şükür ve Necati ile başladı.
Belli ki Galatasaray'ın ileri ikilisinin patronu Hagi değil Galatasaray'da... Mesela penaltı. Şükür attı, atamadı. Takıldığım, Şükür'ün penaltıyı atamaması değil, her penaltıyı atması.
Milli Takım'da Necati atıyor, Galatasaray'da Necati atamıyor. Mesela ilk yarının ortalarında Ribery kötü bir pas attı. Hagi hemen Sabri'yi ısındırdı.
Hagi her maçta üç değişiklik hakkını Conceiçao, Necati ve Ribery ile kullanıyor. Necati, Şükür'den dolayı, mecburen ve mecburiyetten. Brezilyalı ve Fransız da "lobisizlik"ten. Hagi'nin takım içinde dengeleri korumak ve kollamak adına bazı oyuncuları kollaması, sahadaki Galatasaray on birinin kafalarını da karıştırıyor. Zaten yaratıcı bir "10"ları yok, zaten tek vuruş yapabilen golcü bir "9"ları da yok. Orta sahadan forvete ara pası çıkmıyor. Arada bir Ergün "10" gibi bir - iki pas atıyor. O pozisyonlarda da "golcü"süzlükten gol çıkmıyor.
İşte ikinci 45'e başlarken yine Ribery çıktı (ilk devre her gol pozisyonunda o vardı), yine Sabri girdi. Tomas sakatlanıp çıkınca Conceiçao mecburen kaldı. Ve Galatasaray tam ritmini ve temposunu yakaladığı anda, ilk golü atan ve her an bir gol daha atabilecek olan Necati çıktı. O ana kadar sahada hiçbir şey yapmayan Şükür yine sahada kaldı.
Hagi ile bağlayalım. O kadar çok karışıyor ki sahadakilere, en sonunda sahadakiler bağıracaklar ona, "gel de sen oyna", "Hakan'ınla beraber oyna"...
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|