Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Nisan 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu süt fabrikası ilk somut hedef!

'Baba Beni Okula Gönder!' kampanyasının, başlayıp sönen heyecan dalgası olarak kalmaması için, net hedefler gerekiyor. Kars bir başlangıç: Süt fabrikası yüzlerce kızın hayatını kurtarmak için bekliyor!

Kars'ta okumaya çalışan, pırıl pırıl, çalışkan kızların oraya bakınca gözleri parlıyor. Oysa baktıkları, şehir merkezinin biraz dışında, çam ağaçları arasında bir yalnız alan: Süt fabrikası! Tabelasındaki yazılar silinmek üzere. Çünkü, birçok idari ve üretim binasından oluşan fabrika, 1986 yılında özelleştirilmiş.
Sonrası bildik hikâye: İşletmeci faaliyet göstermeden, fabrikadaki makineleri alarak olay yerini terk ediyor. Devlet, 2000 yılında bu fabrikayı yeddi emin olarak İl Özel İdaresi'ne devrediyor. Valilik, fabrikayı tarıma dayalı bir firmaya vermek için Pınar ve Sütaş ile görüşüyor. Olmuyor, işletmeye değer bulunmuyor. Geçtiğimiz yıl, fabrikanın idari binalarının kız öğrenci yurdu olarak düzenlenmesi tasarısının gündeme geliyor, ama ödenek bulunamıyor. Peki ne kadar para gerekiyor? 250 bin YTL! (250 milyar lira). İşçiliğini askeriye yaparsa bu kadar para yetiyor. Ordu geçtiğimiz sene bu projenin içinde yer almayı kabul etti. Ne yazık ki para hâlâ bulunamadı. Süt fabrikası, olduğu yerde, biraz parayla yüzlerce kızın hayatını kurtarmayı hâlâ bekliyor.

'Mazeretlere' son
Kars Valisi Nevzat Turhan, şu anda, toplam altı yüz kapasiteli üç öğrenci yurdunun yapımının devam ettiğini anlattı. Bu yurtlarda kızlar için de yer olacak, ama süt fabrikasının tamirine şimdi başlanırsa büyük bir olasılıkla hepsinden önce hizmet vermeye başlayacak. Üstelik sadece kızlara ait olacak. Turhan, kız yurtlarının ailelerin kızlarını okula göndermemek için ileri sürdükleri "mazeretlere" son vereceğini anlatıyor:
"Bu ailelere yasal yollardan yaptırım uygularsanız insanlar devletten soğuyorlar. Bu yüzden kızları okula göndermekle ilgili kampanyamıza insani ilişkiler üzerinden devam ediyoruz. Bu aşamada, kız yurdunun olmaması, maddi durumlarının yeterli olmaması, kalacak yer olmaması mazeret olarak öne sürülüyor. Yurtlar yeterli olursa ailelerin bu türden mazeretleri kalmayacak."

Kesin hedefler gerek
"Baba Beni Okula Gönder!" kampanya ve çağrısının önemli iki meselesi var. Birincisi, tıpkı Kars'ta olduğu gibi en kısa yoldan kampanyanın sağlam ayaklar üzerine oturabilmesi için yapılması gereken işi, gereken yardımı somut bir biçimde saptamak. Çünkü Türkiye'de bu kampanyaya destek vermek isteyen insanların net hedeflere ihtiyacı var. "Baba Beni Okula Gönder!" cümlesinin bir heyecan seslenişi olarak kalmaması, kızların okula gitmesi için, her ilde tam olarak ne gerekiyorsa saptanması ve kampanyaya destek vermek isteyenler için işaret edilmesi gerekiyor.

Peki hangi okula?
Kampanyanın ikinci meselesi ise tıpkı Kars'ta olduğu gibi birçok Doğu ilinde beşinci sınıfa gelmiş kızlarla ilgili. Küçük kızlar için okula gitmek görece daha olanaklıyken, kızlar beşinci sınıftan sonra, hemen hepsi çok başarılı olmasına rağmen, okuldan alınıyorlar. Aileler, Kars Valisi Nevzat Turhan'ın da söylediği gibi, bu yaştaki kız çocuklarını okula göndermemek için yurt yokluğunu ileri sürüyorlar. Bu durumda bizim İstanbul'dan "Baba Beni Okula Gönder!" deyişimiz oralarda, uzaklarda "Peki hangi yurda?.. Hangi okula?" olarak duyuluyor.
Diğer yandan, buradan giden ses orada kimi zaman yeterince duyulmasa da, buradan gidecek küçücük bir yardım orada kocaman bir desteğe dönüşüp, çok kıymetli hayatları kurtarıyor... Kars'taki gözleri pırıl pırıl, çalışkan kızlar tüm Türkiye'den yardım bekliyor. Benim gözlerim, daha şimdiden, o bahçede, ağaçların altında kitap okuyan, akılları ve ruhları özgürleşen kızları görüyor...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Ondokuz Mayıs'tan cevap
SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde ve Diya...
Çetin ALTAN
Rüzgâr
Rüzgârlarla gelip aylar yıldızlar...
Fikret BİLA
İrtemçelik: Ermeniler soykırım olmadığını biliyor
Alman Federal Meclisi, Ermeni tasarısını, Baş...
Yasemin CONGAR
"Ermeni soykırımı" ve ABD
Bir 24 nisan daha geçti; ABD Başkanı, bu yıl ...
Can DÜNDAR
Türkeş, Atatürk'ün imzasını hatırlattı
Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik il...
Semih İDİZ
'Suçsuz olan ilk taşı atsın!'
Polonyalılar tarihe "dostumuz" olarak geçmişl...
Meliha OKUR
BNP Paribas'nın Türkiye yolculuğu
Son banka evliliklerinde ilginç bir durum var...
Faik ÖZTRAK
29 Mayıs'a doğru Türk ekonomisi
Fransa'da AB Anayasası'nın halkoyuna sunulaca...
Hasan PULUR
Yeni Ceza Yasası'nın dili...
"DÜNYANIN en diri, en üretken, en akışkan dil...
Ece TEMELKURAN
Bu süt fabrikası ilk somut hedef!
Kars'ta okumaya çalışan, pırıl pırıl, çalışka...
Yaman TÖRÜNER
Mortgage nasıl fonlanıyor?
Mortgage (Gayrimenkul Kredisi) fonları nerede...
Osman ULAGAY
Türkiye'nin geleceği için okulsuz kız kalmasın
Gazetemiz Milliyet'in yurt çapında farklı bir...
Güngör URAS
'Futbol' 'sınırlanamaz güç' haline geldi
Milliyet'in günlük spor gazetesi "Taktik"te, ...

© 2005 Milliyet