|
 |
|
|
Bu hafta: İstanbul Üniversitesi
Milliyet üniversitelilerle buluşuyor
'Hep aynı davaların peşinden koşuyoruz'
İÜ öğrencilerinin sorularını yanıtlayan Osman Ulagay, "Gençlik olarak hep aynı şeylerin peşindeyiz, taleplerimiz aynı. Oysa dünya 35 yılda çok değişti" dedi
GÜRKAN AKGÜNEŞ İstanbul
Milliyet yazarları, "Milliyet Bir Hafta Boyunca Bu Kampusta" etkinliği kapsamında, İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencileriyle buluştu. Öğrenciler ve yazarlarımız arasında renkli sohbetler yaşandı. İÜ Hukuk Fakültesi Amfi Salonu'nda yazarlarımız Sami Kohen, Güngör Uras, Osman Ulagay, Abbas Güçlü ve Ece Temelkuran, öğrencilerin sorularını yanıtladı.
Güngör Uras, birey olarak amacın, iyi yaşamak olduğunu belirterek, "Bunun için kalkınma ve büyümeden söz ediyoruz. Sağlıklı büyüme istiyoruz, insanlar iş bulabilsin, çalışabilsin. Gelir dağılımı bozuktur, fırsat eşitliği yoktur ama yine de Türkiye fırsatlar ülkesidir. Kalkınmanın önündeki engel insan gücünün üretime yönelik eğitilmemesi. Beyinlerinizi yüksek kapasiteyle kullanın" dedi.
Sami Kohen, şöyle konuştu: "Dış politikayı yapanlar, dünya gerçeklerini görmek, global düşünmek zorunda. Kendimizi küçük görmemiz gereksiz. Uluslararası ilişkilerde, çifte standart olağan. Zamanla biz de çifte standart uygularız."
Eski zaman özlemi
Ece Temelkuran ise, toplumsal memnuniyetsizliğin maddi şartlar kadar, yitirilen bir ruha bağlı olduğunu söyledi. Ülkenin iyi zamanlarının hep anlatıldığını belirten Temelkuran, "İnsanların birbirine nasıl ihanet ettiği, işkence yaptığı hikâyeleriyle büyüdük. Ama bu ülke iyi zamanlar yaşamış. Sanki şimdikinden iyi olan bir şey varmış, hep öyle anlatılıyor. Eskiden var olan sistemde, insanların birbirine güvendiği ve birbirlerini daha iyiye doğru ittiği zamanlar vardı. Bu damarın canlanmasını istiyorum. Bunu, 'Baba Beni Okula Gönder' kampanyası için gittiğim Güneydoğu'da tanıştığım 2 kız çocuğu için istiyorum. 'Baba Beni Okula Gönder' kampanyası da biraz böyle şeyler düşünülerek oluşturulmuş bir kampanya" diye konuştu. Osman Ulagay da, "Gelişmeyi maddi şartlardaki gelişmeler olarak düşünüyoruz. Karşılaştırdığımızda, şimdi daha iyi şartlara sahip olduğumuz ortaya çıkıyor. Bence insanın hayatında yaşadığı tatminler maddi imkânlarla sınırlı değil. Gelişmeyi parayla o kadar çok tarttık ki, bunun yarattığı boşlukla farklı arayışlara giriyor insanlar. Eski dayanışma duygusunu bulamadığı için sorun yaşanıyor" dedi.
Ulagay, öğrencilik yıllarındaki slogan ve pankartların bugünkü slogan ve pankartlarla birebir örtüşmesine dikkat çekerek, "Sanki bir gizli el, bir ezberi o şekilde kafamıza yerleştirmiş ki, gençlik olarak aynı şeylerin peşindeyiz. Aynı talepleri gündeme getiriyoruz, aynı davaların peşinde koşuyoruz. Oysa 35 yılda dünya o kadar değişti ki" diye konuştu.
Kalkınma stratejimiz yok
Güngör Uras ise, gelir dağılımındaki eşitsizliğin nedenlerini anlatarak şöyle dedi:
"Gelir dağılımını bozan bir faktör de yüksek reel faiz uygulaması. Türkiye'nin büyük iç borcu birikti. İç borç her yıl artıyor. Bu hayatımızı fazla etkilemez. Esas etkileyen, iç borç için her yıl ne kadar faiz ödediğiniz. Faizi siz ödüyorsunuz, simit alırken, dolmuşa binerken... Bu faiz buna karşılık iç borcun artışından faydalanan, varlıklı, devlete borç verebilecek kesime gidiyor. Devlet, fakirden vergiyle geliri alıyor, biriktiriyor, faiz olarak varlıklıya veriyor. Kişi başı geliri artırmak için üretim yapmalıyız. Yatırım yapmak için kalkınma stratejisi olmalı. Türkiye'nin kalkınma stratejisi yok."
Uras'ın ardından söz alan bir öğrencinin de, "Bu durumda biz slogan atmakta haksız mıyız?" şeklindeki sözleri, salonu dolduran öğrencilerce alkışlandı. Daha sonra söz alan öğrenciler de, sadece slogan atmadıklarını, konularla ilgili raporlar da hazırladıklarını söylediler. Öğrencilerin slogan çıkışını da değerlendiren Uras, şunları söyledi: "Hepiniz belli bir entelektüel seviyedesiniz. Sokaktaki adam slogan atsın ama biz çözüm üretelim. Benim öğrencilerden beklediğim, hangi ideolojide olursanız olun, platformlar oluşturalım. Slogan atsam 'Gelir dağılımı bozuk' diye. Evet, bozuk. Ancak sloganla düzelmesine imkân yok ki."
'Halk daha çok destek vermeli'
Milliyet'in başlattığı "Baba Beni Okula Gönder" kampanyasına devlet desteği verilmesi gerektiğini belirten bir öğrenciyi yanıtlayan Milliyet gazetesi yazarlarından Abbas Güçlü ise şunları söyledi:
"Biz devlet desteğini bekleseydik ve hiçbir şey yapmadan yerimizde otursaydık, orada kurtarabileceğimiz belki 5 - 10, belki de 500 bin kadar çocuğu kurtaramayabilirdik. Türkiye'deki 90 bin camiyi halk yaptırdı, bazı yerlerde 2 cami var ama hiç okul yok. Halk cami yaptırıyor ama en değer verdiği varlık olan çocuklarının okuması için okula gereken desteği vermiyor. Burada, imamlar kadar öğretmenlerin de davaya sahip çıkması gerekiyor. İmamlar kapı kapı dolaşıp ikinci, üçüncü camiyi yaptırırken öğretmenler de daha faal olmalı. Ülkemizdeki gençlerin daha iyi bir eğitimden yararlanmaları için elimizden geleni yapmalıyız."
Sergi büyük ilgi gördü
21. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması'nda dereceye giren eserlerin yer aldığı sergi, "Milliyet Bir Hafta Boyunca Bu Kampusta" etkinliği kapsamında İÜ Hukuk Fakültesi'nde öğrencilerin beğenisine sunuldu. Hafta boyunca açık kalacak sergi, öğrenciler ve öğretim üyelerinin ilgisini çekti. Öğrenciler, yazarlarla buluşmadan önce sergiyi gezdi. Dünyanın en prestijli yarışmalarından Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması'nda dereceye giren ödüllü eserlerin yanı sıra diğer çalışmalar da sergide yer alıyor.
'İhtiyaçlara göre önlem almak gerek'
İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ural, yapılan anketle beklentilerin anlaşılacağını ve böylece stratejik planlamalar yapacaklarını söyledi
SİBEL KAHRAMAN İstanbul
Avrupa'da kurulan ilk 10 üniversiteden biri olma özelliğini taşıyan İstanbul Üniversitesi (İÜ), yoluna yeni yönetimiyle devam ediyor. Basın yayın organlarında çoğu zaman rektörlük tartışmaları veya öğrenci olaylarıyla yer alan üniversite, şimdi öğrenci ve öğretim elemanlarının gözünde nasıl bir üniversite olduğunu belirlemeye çalışıyor.
İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şafak Ural, üniversitede öğrenciler, öğretim elemanları ve tüm personele yönelik olarak anket yapıldığını belirtti.
Meslekler belirlenecek
Anketle, üniversitenin mensupları gözündeki yerinin anlaşılacağını belirten Ural, "Üniversiteden beklentiler de bu anketle ortaya çıkacak. Ayrıca rektörlük olarak stratejik planlamalar yapacağız. Hangi meslekler önümüzdeki yıllarda verimli olacak, hangilerine ihtiyaç duyulmayacak, bunları belirleyeceğiz" dedi.
İstanbul Üniversitesi'nin eğitim-öğretime 53 bin öğrenci, 5 bine yakın öğretim üyesi ve toplam 70 bini bulan nüfusuyla devam ettiğini dile getiren Ural şöyle devam etti:
"Üniversite adaylarının İstanbul Üniversitesi'ni tercih etmelerinin pek çok nedeni var. Öğrencilerin ihtiyaç duyacakları tüm alanlara sahibiz. Üniversite bir bütündür. Evrenselliği içerir. Bizde de bu fazlasıyla var. İstanbul Üniversitesi'nin tarihi, kültürel birikimleri bulunuyor. Sosyal ve sağlık bilimleri alanlarında iddialıyız. Hukuk, edebiyat, siyasal bilgiler en eski fakültelerimiz ve dünya çapında birimler. İki büyük tıp fakültemizde, uluslararası değerlere sahip öğretim elemanlarımız bulunuyor."
Her yıl 10 bin mezun
İstanbul Üniversitesi'nin her yıl yaklaşık 10 bin mezun verdiğini de ifade eden Ural, "Eğitim kurumları Türkiye'nin motoruysa, İstanbul Üniversitesi bu motorun çok önemli bir parçasıdır" diye konuştu.
Şehir üniversitesi olması ve dağınık yerleşim birimlerinde bulunması nedeniyle üniversitede sosyal ve kültürel etkinliklerin yeterli olmadığını söyleyen Ural, ihtiyaçlara göre önlemler alınması, öğrencilerin ve öğretim üyelerinin isteklerinin karşılanması gerektiğini söyledi.
Yeniçağdan bugüne
1453'te Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesiyle başlayan "yeniçağ"ın bir diğer önemli olayı da, İstanbul Üniversitesi'nin geleceğe uzanan temellerinin atılması oldu. Avrupa'da kurulan ilk 10 üniversiteden biri olan İÜ, ABD ve Avrupa'nın çeşitli üniversiteleriyle ikili bilimsel sözleşmeler yaparken, çeşitli kurumlarla da ortak çalışmalar ve öğrenci değişimleri gerçekleştiriyor. 100'ün üzerinde öğrenci kulüplerinde de öğrenciler kültürel ve sosyal etkinlikler yürütüyor.
Etkinlik programı
28 Nisan saat 14.00 - 16.00 Sporda Gündem
Katılımcılar: Necil Ülgen, Mehmet Demirkol, Cem Dizdar, Bilgin Gökberk
Yer: Beyazıt Kampusu Hukuk Fakültesi Amfisi
29 Nisan saat 15.00 - 17.00 Bulutsuzluk Özlemi Konseri
Yer: Avcılar Kampus Kapalı Spor Salonu
|
|
|

|