Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Vücut kimyası!


Türkiye'nin vücut kimyası çok kolay bozuluyor. Bazı tellere dokunur dokunmaz geriliyor ülkemiz. Hemen kıpır kıpır oluyoruz. Hücrelerimiz ayaklanıyor. Bir kıvılcımla birden infilakın eşiğine geliyoruz.
Bir vaveyladır kopuyor.
Oysa her fırsatta kendimizle övünürüz. Ne kadar güçlü kuvvetli, büyük bir ülke olduğumuzu söyleriz.
Aslında öyleyiz de.
Haritaya da baksak, tarihimize de baksak, istatistiklere de baksak büyük bir ülkeyiz. Ama vücut kimyamız bir anda bozuluyor. Fazlasıyla alınganlaşıyoruz.
Niçin?
Özgüven eksikliği!
Belki de kendine güvenmeyen insanların aşırı alınganlığı gibi bir şey...
Kendimize yeterince güven duysaydık, iki çocuğun bayrak yakma girişimi ya da bayrağımızla ilgili bazı saygısız davranışlar, Türkiye'yi bu kadar karıştırabilir miydi?
Özgüvenimiz yerinde olsaydı, soykırım sözcüğü Türkiye'yi bu kadar sarsabilir miydi? Karşılıklı oturup uygarca tartışmak yerine, boyun damarlarımızı şişirerek, burun deliklerimizi açarak hakaret yolunu seçer miydik? Türk düşmanlığı, vatana ihanet suçlamalarını bu kadar ayağa düşürür müydük?
Gazete manşetlerine bakın.
İlle de gerilim, ille de uyarı, ille de şok, ille de kriz, ille de atılan şamar ya da aşılan çizme vs...
Allahım, bu ülkenin vücut kimyası ne de kolay bozuluyor.
Soykırım deyince bozuluyor.
PKK, Apo deyince öyle.
Kürt sorunu deyince öyle.
Ermeni sorunu deyince öyle.
Kardak olunca farklı değil.
Son olarak da türban!
Vücut kimyamız yine bozuldu.
Ne oluyoruz?
Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin kalktı kişisel görüşlerini açıkladı türban konusunda. Bazı görüşlerine ben de katılmıyorum.
Örneğin türbandan dolayı siyasal partilerin kapatılmasını demokrasiye aykırı buluyorum. Türbanlı kızlara üniversite kapısının kapanması da doğru değil.
Ama Başkan farklı düşünüyor.
Olabilir.
Bundan dolayı niçin geriliyoruz?
Türkiye'yi neden geriyoruz?
Bunun yerine oturup uygarca, özgürce tartışalım. Demokrasi içinde çare tükenmez! Toplumsal ve siyasal mutabakatlarla türbanın sorun olmaktan çıkacağı bir geleceğe doğru yol alalım.
Doğru olan budur.
Farklı bakış açılarını baştan mahkûm etmek, damgalamak, suçlamak yerine oturup bütün bunları açıklıkla konuşmaktır uygar insanlara ya da demokratik siyasete yakışan...
Ama bunu yapmıyoruz.
Bundan kaçıyoruz.
Yok sayıyoruz sorunları. Unutmaya çalışıyoruz. Bilinçaltına itiyoruz. Böyle yaptığımız için de vücut kimyamız kolay bozuluyor.
İnsan olarak da toplum olarak da olgunlaşmak, kendi kendisiyle yüzleşmekten geçer.
Sorunlarımızı yok saymaz, kabullenebilirsek, sorunlarımızı halının altına süpürmek yerine, demokrasinin açık tartışma geleneğinde ele alabilirsek, sorunlarımızı bilinçaltına itmez, oturup çözüm yollarını konuşabilirsek ve bütün bunları hiçbir komplekse kapılmadan yapabilirsek, vücut kimyamız bir daha böyle kolay bozulmaz.
Özgüven kazanmış oluruz çünkü...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa, laiklik, siyaset
ANAYASA Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin...
Çetin ALTAN
Köyceğiz nisanında güneşli bir sakinlik...
Gök masmavi... Bir avuçluk bahçedeki tek port...
Melih AŞIK
Gediz cinayeti!
Tam 18 işçi... Geçen gün Kütahya'nın Gediz il...
Fikret BİLA
Bush'un açıklamasına CHP'nin eleştirisi
ABD Başkanı Bush, Ermenilerin "soykırım günü"...
Hasan CEMAL
Vücut kimyası!
Türkiye'nin vücut kimyası çok kolay bozuluyor...
Güneri CIVAOĞLU
Akıl oyunları
Kemal Derviş telefonda şöyle diyordu: "New Yo...
Can DÜNDAR
'Son buluşma'dan önceki gece öldü
1994 yılı nisan ayı...
Abbas GÜÇLÜ
Bir bardak suda fırtına
Üniversiteler sanki ısrarla siyasetin içine ç...
Hurşit GÜNEŞ
İngiltere'de seçimleri ekonomi ya da dış politika belirleyecek
Önümüzdeki hafta İngiltere'de gerçekleşecek o...
Nail GÜRELİ
Yasakçı zihniyet
Yine aynı tartışma: "Asker niye konuşuyor? Ko...
Sami KOHEN
Darısı başımıza...
ÖNCEKİ akşam İstanbul'daki Bulgar Başkonsolos...
Mehmet Y. YILMAZ
Dedemin yolculuğu "hicret" miydi, "tehcir" mi?
Geçmişe saplanıp kalmanın, geçmişteki acı ola...
Hasan PULUR
Behçet Necatigil'in şiir mirası...
1950'li yılların başı, Kabataş Lisesi'nde yat...
Meral TAMER
Haydi Valiler, kızları okutmak için yarışa!
Bir tarafta boş duran okullar ve yurtlar, diğ...
Ece TEMELKURAN
Kardeş değil, arkadaş
"Biz, Anayasa'da her 'Türk' kelimesinin geçti...
Osman ULAGAY
Ekonomi kaç vakte kadar dayanır?
Yazının başında hemen belirteyim ki son aylar...
Güngör URAS
'Havyar vergisi' ile 'döviz açığı' küçültülemez
Hükümet yatıyor, kalkıyor vergileri artırıyor...
M. Ali BİRAND
Türkiye artık tercihini yapmalı
Dün bu köşede , Komutanlarımızın kendilerini ...

© 2005 Milliyet