Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Darısı başımıza...


ÖNCEKİ akşam İstanbul'daki Bulgar Başkonsolosluğu'ndaki resepsiyona katılan Türk konuklar, Bulgaristan Başkonsolosu R. Georgiev ile Romen meslektaşı R. G. Safta'yı kutlarken, "Darısı başımıza" demekten kendilerini alamıyordu...
Başkonsoloslukta kutlanan olay, Bulgaristan ve Romanya'nın, AB ile katılım anlaşmasını imzalaması idi. Bu anlaşma iki Balkan ülkesine 1 Ocak 2007'de -yani bir buçuk yıl gibi kısa bir süre sonra- AB'nin 26'ncı ve 27'nci üyesi olmak olanağını sağlıyor.
AB yoluna -adaylık başvurusu dahil- Türkiye'den çok sonra giren bu iki komşu ülkenin hızla üyeliğin eşiğine gelmiş olmasına gıpta etmemek doğrusu mümkün değil. Komünist ve totaliter sistemden liberal düzene ancak 1990'larda geçen Bulgaristan ve Romanya'nın 1999'da girdikleri müzakere sürecini 2004'te tamamlayıp şimdi Lüksemburg'da imzalanan katılım anlaşması ile üyeliği garantilemeleri, kendi açılarından büyük bir başarı...
* * *
İKİ diplomat da konuşmalarında hükümetlerinin Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteği ifade ettiler ve bunun ötesinde kendi uzmanlarının müzakere sürecindeki deneyimlerini Türk meslektaşlarıyla paylaşmaya hazır olduklarını açıkladılar.
Gerçekten bu alanda böyle bir işbirliğinin kurulmasında yarar var.
Bu iki ülke de müzakere sürecinde bizim örnek alacağımız tecrübeler geçirdiler. Bu arada epey zorluklar, sıkıntılar yaşadılar, ummadıkları şartlarla ve baskılarla da karşılaştılar.
Bulgaristan ve Romanya, otoriter komünist rejimden demokrasiye geçişi hızlı bir şekilde gerçekleştirdikleri için, Kopenhag kriterleri çerçevesindeki koşulları (insan hakları, vs.) yerine getirmekte gecikmediler (Bulgaristan'ın bu konudaki sicili, tabii ki, azınlıklarla ilgili sorunları bulunan Romanya'nınkinden daha iyi)... İki ülke daha çok ekonomik reformlar alanında sıkıntılar çektiler ve zorlandılar. (Bu nedenle AB kendilerine örneğin tarımla ilgili bazı "ayrıcalıklar" tanımak zorunda kaldı)...
* * *
HIZLI müzakere sürecinin sonunda Bulgaristan ve Romanya, "müktesebat"ı benimsemiş ve bu bağlamda yükümlülüklerini yerine getirmiş olmakla beraber, bugün dahi AB'yi yeni şartlar koşmaya sevk eden sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.
Nitekim önceki gün imzalanan anlaşmadaki bir özel madde, iki ülkenin de reformları tam uygulamadıkları, adli sistemde gereken değişikliği yapmadıkları ve özellikle yolsuzluklarla etkili bir mücadele yürütmedikleri takdirde, üyelik tarihinin bir yıl (2008'e) erteleneceği uyarısında bulunuyor.
Bulgaristan Dışişleri Bakanı Salomon Passy, AB'nin böyle bir şart koşmasından şikâyetçi değil. Aksine, diyor, "Bu bizi disiplin sağlamamıza ve reformları hayata geçirmemize zorlayacaktır"...
Bu da iki komşu ülkenin AB ile ilgili davranış tarzından alınması gereken derslerden biri... Bir diplomatın dediği gibi, "AB'nin bazı müdahalelerini bir ortaklık ve Avrupalılık anlayışı içinde değerlendirmek, bunu aleyhte bir tavır olarak algılamamak lazım." Bu nedenle, Romanya ve Bulgaristan, şimdi halledilmesi beklenen sorunlar (yolsuzluklar, yasaların ve reformların uygulanması gibi) ile ilgili şartları "ivedilikle" yerine getirmeye hazırlanıyor.
Bazı alanlarda (özellikle ekonomide) Türkiye'den geri olmalarına rağmen, iki komşumuzun AB yolculuğunda ulaştıkları nokta karşısında "darısı başımıza" derken, bunun "sırrı"nı araştırmamızda yarar var...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa, laiklik, siyaset
ANAYASA Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin...
Çetin ALTAN
Köyceğiz nisanında güneşli bir sakinlik...
Gök masmavi... Bir avuçluk bahçedeki tek port...
Melih AŞIK
Gediz cinayeti!
Tam 18 işçi... Geçen gün Kütahya'nın Gediz il...
Fikret BİLA
Bush'un açıklamasına CHP'nin eleştirisi
ABD Başkanı Bush, Ermenilerin "soykırım günü"...
Hasan CEMAL
Vücut kimyası!
Türkiye'nin vücut kimyası çok kolay bozuluyor...
Güneri CIVAOĞLU
Akıl oyunları
Kemal Derviş telefonda şöyle diyordu: "New Yo...
Can DÜNDAR
'Son buluşma'dan önceki gece öldü
1994 yılı nisan ayı...
Abbas GÜÇLÜ
Bir bardak suda fırtına
Üniversiteler sanki ısrarla siyasetin içine ç...
Hurşit GÜNEŞ
İngiltere'de seçimleri ekonomi ya da dış politika belirleyecek
Önümüzdeki hafta İngiltere'de gerçekleşecek o...
Nail GÜRELİ
Yasakçı zihniyet
Yine aynı tartışma: "Asker niye konuşuyor? Ko...
Sami KOHEN
Darısı başımıza...
ÖNCEKİ akşam İstanbul'daki Bulgar Başkonsolos...
Mehmet Y. YILMAZ
Dedemin yolculuğu "hicret" miydi, "tehcir" mi?
Geçmişe saplanıp kalmanın, geçmişteki acı ola...
Hasan PULUR
Behçet Necatigil'in şiir mirası...
1950'li yılların başı, Kabataş Lisesi'nde yat...
Meral TAMER
Haydi Valiler, kızları okutmak için yarışa!
Bir tarafta boş duran okullar ve yurtlar, diğ...
Ece TEMELKURAN
Kardeş değil, arkadaş
"Biz, Anayasa'da her 'Türk' kelimesinin geçti...
Osman ULAGAY
Ekonomi kaç vakte kadar dayanır?
Yazının başında hemen belirteyim ki son aylar...
Güngör URAS
'Havyar vergisi' ile 'döviz açığı' küçültülemez
Hükümet yatıyor, kalkıyor vergileri artırıyor...
M. Ali BİRAND
Türkiye artık tercihini yapmalı
Dün bu köşede , Komutanlarımızın kendilerini ...

© 2005 Milliyet