Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kürt-Türk meselesinde "3. Ses":
Kardeş değil, arkadaş


"Biz, Anayasa'da her 'Türk' kelimesinin geçtiği yere bir de 'Kürt' kelimesini eklemek istemiyoruz. Biz, sadece, Anayasa'da herhangi bir etnik kimliğe özel vurgu yapılmasını istemiyoruz."
Dün Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ve sekiz DEHAP'lı belediye başkanı ile kahvaltı ettik. Başkanlar, elli altı DEHAP'lı belediye başkanı adına, dolayısıyla elli altı il ve ilçenin halkları adına konuştular! Baydemir, bölgede havanın giderek gerildiğini, çatışma günlerine geri dönülmesi olasılığının belirdiğini anlattı. Bu gergin atmosferde "şiddet karşıtı 3. Ses" olarak konuştuklarını söyledi. "3. Ses" ne demek?
"Kürt meselesinde, inkâr ve isyandan başka bir yöntem gerekiyor. Tarafların birbiriyle empati kurabilmesi için konuşabilecekleri, şiddetsiz bir ortam gerekiyor. Biz, 3. Ses olarak bu ortamı yaratmak, önümüzdeki dönemi ortak payda inşa etmek için kullanmak istiyoruz."
Naçizane ben de dedim ki, "İsyanın da inkârın da kendine göre bir heyecanı, giderek hezeyanı, insanları sürükleyip götüren bir tarafı var. Ama 'diyalog' insanları coşturmaya müsait bir kavram değil. Söylediğiniz 3. Ses için nasıl 'heyecanlındıracaksınız' insanları? İsyancılara ve inkârcılara karşı nasıl çoğalacaksınız?"
Baydemir, "Ne ölmek ne öldürmek! Bu, bana yeterince heyecanlı geliyor. 'Bundan sonra ölmek yok. Yaşamak var'! Güneydoğu'yu artık bu cümle heyecanlandırıyor. Bu süreç üç ay devam edebilse, televizyonlar üç ay için bu mesajı verebilse, ben eminim, üç ay sonra kavgalı taraflar birbirine karanfil atacak."
Peki, "inkâr" ve "isyan" taraflarının neden olduğu bunca hayal kırıklığından sonra Türkiye, 3. Ses olarak ortaya çıkan DEHAP'lı belediye başkanlarının "samimiyetinden" nasıl emin olacak?
Baydemir, son derece net konuştu:
"Biz Kürt milliyetçiliğine ve silah kullanımına karşıyız! Bu ülkenin bölünmesini istemiyoruz!"
İyilikten ve barıştan yana olan seslere tutunmayıp ne yapacağız!

Arkadaşlığın olanağı
Fuat Keyman, geçtiğimiz pazar günü Radikal 2'de bir yazı yazdı; Kürt ve Türk halkları arasındaki bağın "kardeşlik" olarak adlandırılmasının yarattığı sıkıntıdan bahsetti. Görüyorum ve dünkü kahvaltıdan sonra artırıyorum:
Bizi arkadaşlık kurtaracak!
Kardeşlik insanlar arasındaki en sağlıklı bağ değildir. Aile, dürüstlük olanaklarını tıkayan ilişkiler yaratır insanlar arasında; hastalıklı bağımlılıklar üretir. Kardeşinizi seçemezsiniz üstelik. Bu bağ, zaman içinde birikmiş günahları, suskunlukları, iktidar ilişkileriyle ağırlaşabilir, yük haline gelebilir. En kötüsü de kardeşler arasında "babanın" kimi daha çok sevdiğine ilişkin bir problem vardır her zaman. İşte, "Kürt ve Türk halkları kardeştir" dediğinizde de kardeşliğin bütün yan etkileriyle, sıkıntılarıyla donatmış olursunuz bu iki halk arasındaki ilişkiyi.
Arkadaşlık? Arkadaşınızı kendiniz seçersiniz. Arkadaşınızla konuşabilirsiniz. Arkadaşınızla eğlenebilir, dertleşebilir, beraber yürüyebilirsiniz. Arkadaşınızı sorular sorarak tanıyabilir ve tanıdığınız için güvenebilirsiniz.
Bu yüzden işte, bence, Türk ve Kürt halkları arkadaş olmalı artık. Konuşabilmek için! Beraber yürümek ve en önemlisi beraber yaşamayı, iradi olarak tercih ettiklerini göstermek için. Beraber yaşamayı tercih etmek için! "Devlet Baba"nın kimi daha çok sevdiği, kimi daha çok dövdüğü çekişmesine bir son verebilmek için...
Çünkü bilirsin, biz de az dayak yemedik Kürt arkadaşım! Daha fazla dayak yememek için şimdi arkadaş olmamız gerek bizim...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Anayasa, laiklik, siyaset
ANAYASA Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin...
Çetin ALTAN
Köyceğiz nisanında güneşli bir sakinlik...
Gök masmavi... Bir avuçluk bahçedeki tek port...
Melih AŞIK
Gediz cinayeti!
Tam 18 işçi... Geçen gün Kütahya'nın Gediz il...
Fikret BİLA
Bush'un açıklamasına CHP'nin eleştirisi
ABD Başkanı Bush, Ermenilerin "soykırım günü"...
Hasan CEMAL
Vücut kimyası!
Türkiye'nin vücut kimyası çok kolay bozuluyor...
Güneri CIVAOĞLU
Akıl oyunları
Kemal Derviş telefonda şöyle diyordu: "New Yo...
Can DÜNDAR
'Son buluşma'dan önceki gece öldü
1994 yılı nisan ayı...
Abbas GÜÇLÜ
Bir bardak suda fırtına
Üniversiteler sanki ısrarla siyasetin içine ç...
Hurşit GÜNEŞ
İngiltere'de seçimleri ekonomi ya da dış politika belirleyecek
Önümüzdeki hafta İngiltere'de gerçekleşecek o...
Nail GÜRELİ
Yasakçı zihniyet
Yine aynı tartışma: "Asker niye konuşuyor? Ko...
Sami KOHEN
Darısı başımıza...
ÖNCEKİ akşam İstanbul'daki Bulgar Başkonsolos...
Mehmet Y. YILMAZ
Dedemin yolculuğu "hicret" miydi, "tehcir" mi?
Geçmişe saplanıp kalmanın, geçmişteki acı ola...
Hasan PULUR
Behçet Necatigil'in şiir mirası...
1950'li yılların başı, Kabataş Lisesi'nde yat...
Meral TAMER
Haydi Valiler, kızları okutmak için yarışa!
Bir tarafta boş duran okullar ve yurtlar, diğ...
Ece TEMELKURAN
Kardeş değil, arkadaş
"Biz, Anayasa'da her 'Türk' kelimesinin geçti...
Osman ULAGAY
Ekonomi kaç vakte kadar dayanır?
Yazının başında hemen belirteyim ki son aylar...
Güngör URAS
'Havyar vergisi' ile 'döviz açığı' küçültülemez
Hükümet yatıyor, kalkıyor vergileri artırıyor...
M. Ali BİRAND
Türkiye artık tercihini yapmalı
Dün bu köşede , Komutanlarımızın kendilerini ...

© 2005 Milliyet