Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Türkiye artık tercihini yapmalı


Dün bu köşede , Komutanlarımızın kendilerini siyasi değerlendirmeler yapma alışkanlığından kurtaramadıkları taktirde çok zora düşeceklerini, karşılarında AB tepkisini bulacaklarını, böyle bir durumda da "değişim ve Kopenhag kriterlerine uyumun" çok güç ,hatta onur kırıcı olacağına dikkat çekmiştim.
Tahminlerim doğru çıktı ve bir bölüm alkışladı, bir bölüm hakaret etti, ancak çoğunluk kuşkusunu yansıttı: "Bu ülkede irtica ve bölünme tehlikesi var... Bu ülke politikacılara bırakılamaz. Tek güvencemiz Ordumuzdur..."
İşte, Türk toplumunu bekleyen en büyük açmaz da bu...
Önümüzdeki yıllarda, AB ile tam üyelik müzakereleri sırasında veya sonunda bu tercihi yapmak zorunda kalacağız.
1. Ya Askerimizin "kollama ve koruma" görevini sürdürmesini, politikaların oluşturulmasında söz sahibi olmasını, ülke yönetimini sadece sivil politikacılara bırakmamasını, gerektiğinde darbe yapıp yönetime el koymasını tercih eder ve AB seçeneğinden vazgeçeriz.
2. Veya demokrasinin tüm gereklerini yerine getirir, Kopenhag kriterlerini tam anlamıyla uygular ve Askerimizin sadece ülke savunmasıyla uğraşmasını, İrtica ve Terör tehditlerine karşı AB kalkanını tercih ederiz.
Eski alışkanlıklardan kurtulmak zordur. Uzun yıllar içinde oluşturulmuş siyasi çıkar ilişkilerini kırmak ve yeni bir düzen kurmak özveri ve inanç gerektirir.
Aslında iki dünya'dan birini seçeceğiz.
Ya içine kapanık, dünyadan izole olmuş, fakir bir 3 üncü lig ülkesi olacağız veya 1 inci ligde bölgenin şampiyon adayı konumuna geçeceğiz.
Kararı sizler verin...
Ancak, 1 inci ligi tercih edecekseniz, o zaman bir dakika durun. Zira herkese düşen bazı görevler var.

SİYASİLER, GAZETECİLER VE AYDINLAR, DİNLEYİN...
1. En önemli görev, iktidarı ve muhalefetiyle birlikte Sivil Politikacılara düşmektedir.
Politikacılarımız toplumdan neden kötü not aldıklarını iyi anlamak, dersini iyi çalışmak, temsil ettiği insanlara sahip çıkmak, ciddi ve ilkeli olmak zorundadırlar. Bu kriterleri dolduramadıkları sürece, toplumun Asker beklentisi bitmeyecektir.
2. Medya, artık kararını vermelidir.
İkinci önemdeki rol medya'ya düşmektedir.
İkircikli oyunlar; bir yandan alkış tutup öte yandan eleştirisel bakan yaklaşımlar yerine netlik gerekmektedir.
Eğer Avrupalı bir Türkiye isteniyorsa, artık "Paşam neredeniz?" edebiyatını bırakmak, kokteyl'lerde komutanlara şirinlik yapıp arkalarından "bunlar bir işe yaramaz" riyakarlıklarından vazgeçmek kaçınılmazdır. Herhangi bir askerin açıklamasını manşet yapıp, sonra demokrasi dersleri vermekten de vazgeçilmelidir.
İslamcı basın da tutumuyla komik duruma düştüğünü, toplumun büyük bölümü tarafından ciddiye alınmadıklarını görmeli ve buna göre hareket etmelilerdir.
3. Laikler ve İslamcılar, sizler de artık karar verin.
Türkiye'de kararları etkileyen Laikçi veya soğuk savaşçı veya Ulusalcı veya İslamcı veya Türkiye'yi din devletine dönüştürmek isteyen Üniversite hocaları, Sivil Toplum Örgütleri de kararlarını vermelilerdir.
3.ligde oynamayı isteyenler kışkırtmalarını sürdürebilirler. Ancak, Türkiye'nin önünü açmak isteyen herkes yardımcı olmalıdır.
Önümüzdeki 10 yıl Türkiyemizi Şah veya Şahbaz edecektir.
Seçim sizlere aittir...

* * *
POSTA'DA YAZMANIN BÜYÜK KEYFİ...
Türk medya'sının son dönemlerdeki mucize gazetesi hangisidir, diye soranlara verdiğim yanıt hep aynı oluyor: POSTA.
Dün, 10 uncu yaşgününü kutladık.
Büyük bir keyifti.
Bütün aile bir araya geldik.
Grubun ağır topları arasında, Posta'nın küçük ancak genç kadrosu pırıl pırıl kendini gösteriyor, haklı alkışları, biraz utangaç biraz heyecanla seyrediyordu.
Orkestranın şefi Rıfat Ababay çok mutluydu. Yoktan var ettiği ve Türkiye'nin en çok satan gazetesi yaptığı POSTA'sının yaşgününü keyifle izliyor, gazetesi kadar genç Hanzade Doğan'ın gözleri parlıyordu. Aydın Doğan ise, çocukları arasındaki en genç ve en afacanını müşfik bakışlarla seyderiyordu.
POSTA'da yazı yazmanın farklı bir keyfi vardır. Bende onu düşündüm. Başka büyük gazetelerde de yazdım, ancak hiçbirinde okuyucu ile Posta'da olduğu kadar iletişim kurulamadığını gördüm.
POSTA'nın tılsımı ne?
Çok basit: Anlaşılır dilde yazılan haber, her kesimi ilgilendiren haber, bol haber.
Nice yıllara POSTA...

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Anayasa, laiklik, siyaset
ANAYASA Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin...
Çetin ALTAN
Köyceğiz nisanında güneşli bir sakinlik...
Gök masmavi... Bir avuçluk bahçedeki tek port...
Melih AŞIK
Gediz cinayeti!
Tam 18 işçi... Geçen gün Kütahya'nın Gediz il...
Fikret BİLA
Bush'un açıklamasına CHP'nin eleştirisi
ABD Başkanı Bush, Ermenilerin "soykırım günü"...
Hasan CEMAL
Vücut kimyası!
Türkiye'nin vücut kimyası çok kolay bozuluyor...
Güneri CIVAOĞLU
Akıl oyunları
Kemal Derviş telefonda şöyle diyordu: "New Yo...
Can DÜNDAR
'Son buluşma'dan önceki gece öldü
1994 yılı nisan ayı...
Abbas GÜÇLÜ
Bir bardak suda fırtına
Üniversiteler sanki ısrarla siyasetin içine ç...
Hurşit GÜNEŞ
İngiltere'de seçimleri ekonomi ya da dış politika belirleyecek
Önümüzdeki hafta İngiltere'de gerçekleşecek o...
Nail GÜRELİ
Yasakçı zihniyet
Yine aynı tartışma: "Asker niye konuşuyor? Ko...
Sami KOHEN
Darısı başımıza...
ÖNCEKİ akşam İstanbul'daki Bulgar Başkonsolos...
Mehmet Y. YILMAZ
Dedemin yolculuğu "hicret" miydi, "tehcir" mi?
Geçmişe saplanıp kalmanın, geçmişteki acı ola...
Hasan PULUR
Behçet Necatigil'in şiir mirası...
1950'li yılların başı, Kabataş Lisesi'nde yat...
Meral TAMER
Haydi Valiler, kızları okutmak için yarışa!
Bir tarafta boş duran okullar ve yurtlar, diğ...
Ece TEMELKURAN
Kardeş değil, arkadaş
"Biz, Anayasa'da her 'Türk' kelimesinin geçti...
Osman ULAGAY
Ekonomi kaç vakte kadar dayanır?
Yazının başında hemen belirteyim ki son aylar...
Güngör URAS
'Havyar vergisi' ile 'döviz açığı' küçültülemez
Hükümet yatıyor, kalkıyor vergileri artırıyor...
M. Ali BİRAND
Türkiye artık tercihini yapmalı
Dün bu köşede , Komutanlarımızın kendilerini ...

© 2005 Milliyet