
|
|
|
 |
|
|
Ancak Türkiye'de olur herhalde
Patatesteki hastalığı 12 yıl gizlediler...
'Ulusal Patates Zirvesi'nde, kürsüdeki konuşmacı, siğil hastalığının 12 yıl önce görüldüğünü söylüyor!.. Görülmüş ama üretici ile bürokratları gizlemiş. Karantina olmayınca hastalık yayılmış, iş açığa çıkmış. Şimdi 15 bin hektar arazide karantinayla durdurmaya çalışıyorlar. Bakan, başka ürünleri desteklemek için 45 trilyon yardım yapılacağını söylüyor. Hastalığı gizlemişiz, toprağı harab etmişiz, şimdi 45 trilyonla başka ürüne yönlendirmeye çalışıyoruz... Türkiye'den başka nerede olur bu?..
AGRO - KÜLTÜR / BÜLENT YARDIMCI
Tarımdaki gelişmeleri yakından takip ettiğimi zannediyordum. Yanılmışım. Kırsal bölgedeki önemli bir gelişmeyi gözden kaçırmışım, farkında değilim. Mart ayında, 1. Ulusal Patates Zirvesi'ni izlemek için Nevşehir'e gittim. Toplantının yapılacağı 5 yıldızlı Dedeman Oteli'ndeki salonda, biz gazetecilerden başka herkes takım elbiseli idi. Salondaki 250 - 300 kişinin tümü de koyu renk takım elbise giymişti.
'Bunlar kim' diye sordum. Hepsi de Kapadokya yöresinden gelen patates üreticisi imişler. 'Vay anasını!' dedim kendi kendime, 'Menderes'in, Demirel' köylüleri kasketi çıkarıp lacileri çekmişler. Bi fötrleri eksik! Toplantıları da artık düğün salonunda, sinemada değil 5 yıldızlı otelde yapıyorlar.'
Hastalığı sakladılar
Toplantının konusu patates siğili hastalığı idi. Tedavisi mümkün olmadığı için tarlalar karantina altına alınarak, patates ekimi yasaklanmıştı. Tarım Bakanı Prof. Sami Güçlü başkanlığındaki bakanlık bürokratları, üretici örgütleri ve çiftçiler toplanmışlar, sorunu tartışacaklardı. Konuşmacılardan biri hastalığın yörede ilk kez 1992 yılında görüldüğünü söyleyerek, 'Patates siğili
hastalığı kamuoyuna patates kanseri olarak yansıdı. Halbuki bu hastalık kanser değildir" dedi.
Konuşmacı haklıydı. Patates yumrusu üzerinde karnabaharı andıran tümörlere neden olan bu hastalık, kamuoyuna patates kanseri olarak yansımış, bu yüzden tüketici ürkünce satışlar düşmüş, fiyat gerilemişti. Şimdi üreticiler haklı olarak hastalığın adının yanlış konduğundan yakınıyorlardı.
Kürsüdeki konuşmacı, hastalığın 12 yıl önce görüldüğünü söylüyordu.. 'Yanlış mı duydum?' diyerek yanımdaki gazeteci arkadaşlara sordum. Hayır, yanlış duymamıştım.. Hastalık 1992 yılında görülmüş ama üretici ile Tarım Bakanlığı bürokratları hastalığı gizlemişlerdi.
Bu süre içinde hastalık yayılmıştı. Bu nedenle Nevşehir, Niğde ve Ordu Aybastı'da 15 bin hektar (150 bin dekar) arazi karantina altına alınmıştı.
İnsanlara ya da hayvanlara bir zarar vermeyen bu hastalık toprağa bulaşıyor ve girdiği topraktan 20 - 25 yıl çıkmıyor. Tek çare hastalıklı tarlaya 20 - 25 yıl patates ekmeyerek hastalık yapan sporların yok olmasını beklemek.
3 X 15 = 45 milyon YTL
Kapadokyalı patates üreticileri, yörenin patates tarımına uygun topraklarında iyi para kazanıyorlar. Başka bir tarım ürününden bu kadar para kazanmaları çok zor. Bu nedenle yöre çiftçileri ile Tarım teşkilatı, karantinayı önlemek için hastalığı gizlemişler. Fakat karantina uygulanmadığı için hastalık yayılınca iş açığa çıkmış.
Tarım Bakanı, toplantıda karantina nedeniyle patates yerine başka ürünler yetiştirecek olan çiftçilere 15 milyon YTL yardım yapılacağını açıkladı. Bu yardım 3 yıl sürecekmiş.
Patates çiftçisine 3 yıl boyunca 45 milyon YTL (45 trilyon TL) yardım yapılacak. Paranın büyüklüğüne bakın. Hastalık gizlenmeseydi hasarı çok daha küçük bir maliyetle atlatacaktık. Şimdi bu para hepimizin cebinden çıkarak patatesçilerin cebine girecek.
Toplantıda bir şey daha öğrendim. Niğdeli - Nevşehirli patates çiftçisinin devlete 180 milyon YTL (180 trilyon TL) elektrik borcu varmış. Bunlar, tarlayı sularken kullandıkları elektriğin parasını 5 - 6 yıldır ödemezlermiş. Tarım Bakanı, toplantıda bu paranın da faizsiz olarak 36 ay vade ile taksite bağlandığını açıkladı.
Nevşehirli dostlara 'Ne oldu, bu elektrik paraları niye ödenmedi?' diye sordum. 'Elektrik parasıyla Nevşehir taşından villalar yapıldı, ikinci traktörler ve binek otomobiller alındı, kız - oğlan everildi' dediler.
Şu işe bakın siz. Benim evin, Bakkal Salih'in, Tornacı Cemal'in dükkanına, okullara, hastanelere taksit yapmıyorlar. Hemen yüzde 10 cezayı yapıştırıp elektriği kesiyorlar. Sanayicimiz dünyanın en pahalı elektriğini kullanarak ihracat yapmaya çalışıyor. Bazılarımız da elektrik parası ile düğün yapıyor.
Her evde 20 nüfus var
Toplantıda Yeşil Gölcük Beldesi Belediye Başkanı Dede Er ile tanıştım. Başkan açık ve net konuşarak; "Her evde 20 nüfus var. Buğday falan bize yetmez. Patatesten başka bir şey bizi doyurma" dedi.
İyi tamam da Nevşehirli - Niğdeli patates çiftçisinin millete maliyeti şimdiden çeyrek milyar YTL (çeyrek katrilyon TL) oldu. Bir avuç insanın yaptığı hatanın bedelini şimdi tüm millet ödeyecek. Belki de ithal patates yemek zorunda kalacağız. Bizim suçumuz ne?
Bu doğru değil. Benim işçim, benim köylüm.. edebiyatından vazgeçerek herkese elektrik parası ödetmenin, köylüyü aşırı gübre ve su kullanmaktan vazgeçirmenin zamanı gelmedi mi?.
Hastalığı, ithal tohum yoluyla Türkiye'ye sokan şirketler ile bu tohumların yurda girmesine izin veren yetkililer soruşturulmalı. Tarım Bakanlığı'ndan bu konuda somut adımlar bekliyorum.
Hem suçlu hem güçlü
İşin özeti şu; Çiftçimiz dönüşümlü ekim kuralına uymadan, her yıl üst üste patates ektiği tarlaları aşırı suladı. Toprak analizi yaptırmadan aşırı gübre kullandı. Uzmanlar Kapadokya topraklarında, 1 - 2 yıl hiç gübre kullanmadan patates yetiştirilebileceğini söylüyorlar. Kırşehir, Niğde, Nevşehir, Kayseri dolaylarında patates kadar gelir getirecek başka tarım ürünü yok. Dünya verim ortalaması 1.200 kilo dolayında iken, Kapadokya'nın kumlu tarlalarında 3.5 - 5 ton patates elde ediliyor. Bu nedenle çiftçimiz patatesten vazgeçemedi. Tarım Bakanlığı önlem almayı beceremedi. Her yıl üst üste aynı ürün ekilerek aşırı sulama ve aşırı gübreleme yapıldığı için patatesler değil ama patates tarlaları kanser oldu. Bölgedeki topraklarda ağır metal kirlenmesi, sularda ise nitrat kirlenmesi oluştu.
Patates tarlalarındaki hastalık gizlenemez boyuta ulaşınca, TBMM'de Patates Araştırma Komisyonu kuruldu. Bu komisyon çeşitli uzmanların bilgisine başvurdu. Bu arada Selçuk Üniversitesi'nden Prof. Sait Gezgin de komisyona bilgi vererek yöre tarlalarında ağır metal kirliliği olduğunu açıkladı.
Bunun üzerine gazeteler haber yaptılar ve kamuoyu patates siğili hastalığını öğrendi. 4 gün önce Niğde Ziraat Odası'nın Prof. Sait Gezgin'i mahkemeye verdiğini öğrendim. Oda Başkanı Bayram Ali Özdemir'i arayıp niye böyle yaptığını sordum. "Onun açıklaması gazetelerde haber olunca patates satışı durdu. Zarar ettik" dedi. Şu işe bakın.. Yaptıkları yanlışlarla tarlaları hasta edenler, hastalığı saklayanlar şimdi TBMM'ye bilgi veren bilim adamını suçluyorlar. Ben ne diyeyim? Ne yazayım? Bilmiyorum...
byardimci@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|