Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Geceleri dışarı çıkarak deşifre olmak istemiyorum"

Yeni albümü "Bir Bakmışsın" ile tekrar karşımıza çıkan Yalın, "İç dünyamın fazla deşifre edilmesini istemiyorum. İnsanların kafasında bir imaj oluşmuşsa o öyle kalmalı. Geceleri çıkıp insanlarla fazla iletişime geçtiğinizde işin büyüsü kaçar" diyor

ÖZKAN GÜVEN


Yalın her ne kadar "kendiliğinden gelişen bir stratejiydi" dese de onun ilk albümü ilginç bir pazarlama taktiğiyle piyasaya sürülmüştü. Hatırlayın, gece kulüplerinde, radyolarda, "Zalim" çalıyordu ama bu şarkıyı kimin söylediği meçhuldü. Sonra birden pat diye ortaya çıkıverdi albüm ve Yalın. Geçen yılın çok tutulan albümlerinden biri oldu "Ellerine Sağlık". 25 yaşındaki Yalın'ın ikinci albümü "Bir Bakmışsın" ise geçen hafta Pasaj etiketiyle raflarda yerini aldı.

Ya bu albüm birincisi kadar tutmazsa?
Bir şarkıyla çıkıyorsun, insanlar senin için "Bunun ömrü bir şarkılık" diyor. Sonra albüm beğenildiği zaman da bir albümlük oluyorsun. Şimdi ben ikinci albümü yaptım; belki de bana "iki albümlük şarkıcı" diyecekler. Bakalım... Popüler müzik içindeyseniz her albümünüzün ses getirmesi gerekiyor galiba. Elbette tutma durumuna dinleyici karar verecek ama albüm girer girmez bir numara olmuş. Bu da iyi bir gösterge.

İki albüm arasında ne gibi farklar var?
Birinci albümün çıkış parçası "Zalim"in sözleri daha negatifti. Bu albümde ise "Gitme. Nereye gidiyorsun?" gibi bir isyan var. Elbette yine bu albüme de hüzün hakim.

Sizin şarkılarınız hep öyle zaten. Hüzün hüzün, nereye kadar?
Aşk şarkıları genelde hüzünlüdür. Birinci albümde 10; ikinci albümde dokuz aşk şarkısı var. Bu benim aşka bakış açımla ilgili herhalde. Aşkın içinde acı ve hüzün olduğuna inananlardanım.

İkinci bir Kayahan mı geliyor?
O çok iyi bir usta. Onun gibi olmak isterim.

Önümüz yaz, siz de gece kulüplerinde dans edilecek şarkılar yapabilirdiniz. Neden bu yolu tercih etmediniz?
Çok değişik bir albüm yaptığımı iddia etmiyorum. Ama zaten öyle işler çok var Türkiye'de. Ben pop müzik yapıyor olsam da pop albümleri arasında alternatif olduğuna inanıyorum.

Şarkı sözlerinizin bir ilham kaynağı var mı?
İlham perim bir tane değil. Hayatıma giren ilham perilerinin bana bıraktığı izlerden şarkılarımı yaptım. Sözler yaşadığım ilişkilerden çıkan sonuçların yansıması.

"Bütün bestelerimi uğurlu gitarımla yaparım"
Şarkılarınızı nasıl bir ortamda yazarsınız?
Mutlaka yalnız olmam gerek. Yanımda birkaç kişi olursa bir şey yapamam. Ve mutlaka uğurlu gitarımla yaparım.

O gitar neden uğurlu?
O gitarı, ilk albümdeki "Meleklerin Sözü Var" şarkısını yaptığım gün almıştım. Onunla bu şarkıyı yaptım. O günden beri o gitarla devam ediyorum.

Ailenize çok bağlıymışsınız galiba.
Aileme karşı asabi olduğum, onların dediklerinin doğru olmadığını düşündüğüm dönemler de oldu ama onlara gerçekten bağlıyım. Onlar benim sigortam çünkü böyle bir hayatın içine girdiğiniz zaman ister istemez yolu şaşırma durumları oluyor.

Her şeyi onlara mı danışırsınız?
Danışırım tabii. Ben şöyle bir ortam yarattım. Aynı evin içinde birbirimizi rahatsız etmeden ama birbirimizle sık görüşerek yaşıyoruz. Onlar benim yaşamımda en güvendiğim insanlar.

Aile meclisi toplandığında "Haydi oğlum, bize bir şarkı patlat" diyor mu?
Eskiden onu yapıyorlardı. Onlara çok çaldım. Artık "Bir tane CD alın, dinleyin, orada söylüyorum" diyorum. Ama yeni bir şarkı yaptığım zaman telefona sarılıp aradığım kişilerin başında annem ve babam geliyor. Önce onlara dinletiyorum. Onların görüşleri çok önemli çünkü.

Bu kadar aşk şarkısı yapan birine doğal olarak sormak lazım, siz nasıl bir aşıksınız?
Aşkı uzun zamandır yaşamıyorum. Ama yaşarken heyecanlandırır beni. Dünyanın en büyük konsantrasyonudur. Ama aşkın sonsuz olduğuna inanmıyorum. Bir insanın bir insandan alabileceği şeyler bellidir. Bir insanı bir sene çözemedin, haydi iki sene çözemedin, üçüncü sene çözersin. Aşkın içinde biraz gizem olduğuna inanıyorum. Karşındaki insan ile ilgili bir şey hayal edersin ve sen hayale aşık olursun esasında.

"Üç ay içinde herkes şarkılarımı ezberlemişti"
Siz kısa bir süre önce popüler oldunuz ama hayatınızda da değişiklikler olmuştur, değil mi?
En büyük değişiklik sorumluluk sahibi bir insan olmam. Plak şirketine, orkestra üyelerine, çevremdeki insanlara, aileme karşı... Göz önünde bir iş yapıyorsunuz, ailenizi temsil ediyorsunuz. Sizin haliniz ve tavrınızdan para kazanan insanlara karşı sorumluluğunuz oluyor. Başarılı olmak, para kazanmak zorundasınız ki onlar da kazansın. 25 yaşında bir insan olarak bazen bu sorumlulukların ağır geldiğini düşünüyorum. Birinci albümden önce sıradan bir adamsın. Müzik yapıyorsun ama kimsenin haberi yok bundan. Üç ay sonra Adana'da 20 bin kişiye konser veriyorsun ve yaptığın 10 şarkıyı herkes ezbere biliyor.

Hayatınıza girenler arasında artık korumalar da var galiba. 10 korumayla dolaştığınız söyleniyor. Kimden korkuyorsunuz?
O hikaye şöyle: O koruma grubuyla birlikte İstanbul dışında bir konsere gitmiştik. Onlar orada görevliydi. Dönüşte de aynı uçakta bulunduk. Bu durum yanlış anlaşıldı, sanki 10 koruma beni koruyor gibi yansıdı. Kimseden korkmuyorum, bir koruma topluluğum da yok.

"Ölümden değil asansörden korkarım"
  • Cesur bir insanım. Bilgi Üniversitesi'nde ekonomi okurken birden bir albüm yapıp hayatımı değiştirdim. Bu işte başarısız olmak da vardı. Bu anlamda geri dönülmeyecek adımlar attığım için kendimi cesur olarak görüyorum.

  • Çekingen, sıkılgan biriyim. İstemediğim bir ortamda rengimi hemen belli ederim. Onun için oyuncu olamayacağım galiba.

  • Doğal ve samimiyim. Yapmacık olmayı beceremem, yüzüme baktığınızda bunu hemen anlarsınız. Utandığım zaman kızarırım, bunları bir türlü yenemedim. Aslında bir noktada yenmek de istemiyorum çünkü bu benim.

  • Koç burcunun tipik özelliklerini yansıtıyorum galiba. Belki de en kötü huyum karşımdakine çabuk inanıp güvenmek ve en küçük bir yanlışında onu hemen hayatımdan silmek.

  • Çok çabuk demoralize olup paniğe kapılan biriyim. Çevremdeki insanlar bu özelliğimi hiç sevmez.

  • Ölümden değil asansörden çok korkarım. Ağır bir klostrofobim var.

  • Üzüntü de mutluluk da dahil olmak üzere bütün duyguları dibine kadar yaşamayı severim.


  • "Liseden kalan arkadaş grubumla çok eğlenirim"
    Siz geceleri de fazla görünmüyorsunuz. Şöhretin etinden, sütünden, yününden niye faydalanmıyorsunuz?
    Bunlar bana cazip gelmiyor. Özellikle iç dünyamın deşifre edilmesini istemiyorum. İnsanların kafasında bir imaj oluşmuşsa o öyle kalmalı. Geceleri dışarı çıkıp çok fazla insanla iletişime geçtiğinizde artık insanlar sizi çözmeye başlıyor. Bu işin büyüsü de kaçmış oluyor.

    Siz nasıl eğlenirsiniz?
    Eve pingpong masası aldım. Liseden kalan bir arkadaş grubum var. Onlarla olduğumda benim için eğlence başladı demektir. Ortada erkek muhabbeti, maç muhabbeti döner.

    Bir yerlere geldikten sonra hep yurtdışına açılmak istenir. Siz de istiyor musunuz?
    Hayallerimin arasında bu da var. Ekonomi okuyordum ve okulumu yurtdışında bitireceğim. Belki bir müzik okuluna girerim. Bir de orada deneyeceğim ama burdan atıp tutmakla olmaz.

    CUMARTESİ
    "Geceleri dışarı çıkarak deşifre olmak istemiyorum"
    "Kimse almazsa ben giyerim"
    "Bu oyunla Japonca öğrendim"
    "Rimel ve fondötende paraya acımayacaksın"
    Bayram bu yıl çok eğlenceli
    Yüksek ve dolgu topuklar
    Elektronik müziğe doyacağız
    En sıcak gün çarşamba
    ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
    Fanatikleş(tiril)mek
    Rengarenk banyolar
    Bauhaus'tan saunalar





    DONATELLA PİATTİ
    Sarıkız'ın Anıları
    Tuba Akyol
    İlhan Uçkan

    © 2005 Milliyet