
|
|
|
 |
|
|
"Bu oyunla Japonca öğrendim"
"Çayhane" isimli oyunda ortaya koyduğu performansla Afife Tiyatro Ödülleri'nde en başarılı erkek oyuncu seçilen Bülent Emin Yarar, "Nasıl bir katil, doktor olunuyorsa ben de bu oyunda bir Japon oldum. Benim şansım Ayumi Takano ile oynamaktı. Ondan Japonca bile öğrendim" diyor
ÖZKAN GÜVEN
Türk tiyatrosunun en prestijli ödüllerinden biri olan
Afife Tiyatro Ödülleri'nin dokuzuncusu geçen günlerde dağıtıldı. 14 dalda 42 sanatçının aday gösterildiği gecede "Çayhane" beş dalda ödül kazandı. İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun en başarılı prodüksiyon, Şakir Gürzumar'ın en başarılı yönetmen, Önder Arık'ın en iyi ışık tasarımı, Ali Cem Köroğlu'nun en iyi dekor tasarımı ödülünü aldığı törende Bülent Emin Yarar da en başarılı erkek oyuncu seçildi.
Filme de alınan "Çayhane" romanının yazarı, 1945 yılında bir Japon köyünü işgal eden Amerikan birliğinde yer alan subaylardan Vern Sneider. Yine aynı ordunun subaylarından John Patric bu ünlü romanı oyunlaştırdı. Amerika'nın işgal mantığını anlatan ve Ayşe Sarıalp'in Türkçeleştirdiği komedi oyunu, ilk kez 1955 yılında Küçük Sahne'de oynandı. Mücap Ofluoğlu, Kamran Yüce, Agah Hûn, Münir Özkul ve Sadri Alışık'ın yer aldığı oyun, 1987'de Adana'da ve 1997'de İzmir'de sahnelendi. İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun repartuvarına bu yıl alınan oyunda Sakini adlı bir Japonu canlandıran ve bu rolüyle en başarılı erkek oyuncu seçilen Bülent Emin Yarar "Çayhane"yi anlattı.
En başarılı erkek oyuncu ödülünü almak nasıl bir duygu?
Daha önce Afife Ödülleri'ne birkaç kez aday olmuştum. 2000 yılında da "Arturo Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı" oyunuyla en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü aldım. Ama bu ödül gerçekten heyecan vericiydi.
"Çayhane'ye konservatuvar mezunu 60 kişi figüranlık için başvurdu"
Bu ödülün bir getirisi var mı? Bir kapıyı açar mı?
Önümüzdeki günlerde Taksim Sahnesi kapanacak. Daha önce Dormen Tiyatrosu gözlerimizin önünde kapandı. Tiyatroyla uğraşanlar kan ağlıyor. Birçok genç, konservatuvardan mezun oluyor ama geleceğini göremiyor. "Çayhane"ye 60 konservatuvar mezunu figüran olabilmek için başvurdu. Bu bana üzüntü veriyor. Evet ödül alıyorsunuz, bir yandan tatmin yaşıyorsunuz ama yanınızda da böyle bir resim var. Sorunuza geleyim, ben geleceğime değil tiyatronun geleceğine umutla bakmak istiyorum. Belki de bir gün gelecek bu ödül törenleri de kalkacak ortadan.
Rolünüzü biraz anlatır mısınız?
Oyunda yaklaşık 70 kişilik ekip var. Ben Sakini adlı bir Japonu oynuyorum. Ülkesi Amerikalılar tarafından işgal edilmiş. Amerikalı subayın tercümanıyım. Japonlarla Amerikan subayı arasında bir bağ kuruyorum. Onda insani bir kurnazlık var. İşgal altındalar ama Amerikalılara "Hoş geldiniz" diyorlar. Sonuçta Sakini o subaya istediği her şeyi yaptırıyor.
Oyunda siz nasıl Japon oldunuz?
Bilmem. Nasıl bir katil, doktor olunuyorsa ben de öyle Japon oldum. Makyaj işin ikinci aşaması. Önce daha çok o kültürle bir ilişki kurmak gerekiyordu. Benim şansım Ayumi Takano ile çalışmaktı. Ayumi'den Japonca bile öğrendim. Elbette seyirci, bunun bir tiyatro oyunu olduğunu ve benim de bir Japon olmadığımı biliyor.
Oyun Irak savaşına da göndermeler yapıyor galiba.
Tabii ki. "Çayhane"de, yüzleşilen savaşın içindeki bir Amerikalı, o dönemin gerçekleri içinde kendi halkını eleştiriyor. Günümüzde daha çok vahşet var. ABD yine gündemde. Seyirci oyunda ister istemez Irak ile bağlantı kuruyor. Sanatın görevi yüzleştirmektir.
"Çayhane"nin yıllar önce çevrilen ve Marlon Brando'nun da oynadığı filmini izlediniz mi?
Filmde o da Sakini'yi canlandırmış, bunu duydum ama seyretmedim. Daha önce "Cyrano de Bergerac"ı da bilerek izlememiştim. Oyun kalktıktan sonra izledim. Bunda da öyle olur herhalde.
Marlon Brando da oynamıştı
"Çayhane" 1956'da sinemaya uyarlanmıştı. "The Teahouse of The August Moon" adıyla vizyona giren filmde Marlon Brando Sakini'yi, Glenn Ford ise yüzbaşı Fisby'yi canlandırmıştı.
"Çayhane"nin hikayesi
Yıl 1945... Müttefiklerin bahar aylarında Okinawa'da gerçekleştirdiği harekat kanlı bir zaferle sonlanmıştır. Amerikalılar, Japonlar ve Okinawalılar 100 binin üzerinde kayıp verir. Sıra Okinawa'ya demokrasi dersi vermeye gelir. Bu görevi gerçekleştirmek üzere Tobiki adlı küçük bir köye gönderilen Amerikalı bir yüzbaşı, gerçekte insanlık ve demokrasi nedir bu köyde öğrenecektir. Böylece Amerikan hükümetinin yapılmasını planladığı Pentagon biçimindeki okulun yerine bir çayhane yapılmasını ister. Üstüne üstlük de yüzbaşıya bir geyşa kızı hediye edilince Pentagon'un planları epey değişikliğe uğrar.
|
|
|

|
|