|
 |
|
|
Kaderimize boyun eğmeyelim
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Bıraksam... Başladığım tüm işleri yarıda bıraksam. Dönsem... Çıktığım tüm yolların yarısından dönsem. İçimde sonsuza dek bahaneler üretsem. Bitişe, yoldan dönüşe bir sürü kulp taksam. Sıralasam hepsini birer birer. Saklasam... Sıraladığım tüm bahaneleri avuçlarımda gizleyip, durup durup onlarla göz göze gelsem... Hiçbir şeyi tamamlamasam. Çabalamadan öylece, üzerini örtüp unuttursam. Herkesi kandırabilirim belki; ama ya kendimi? Kendime unutturabilir miyim sizce? İnsan kendini kandırabilir mi ki?
Zaman içinde çoğu şey unutturulup gidiyoruz. İnsanoğlu, kolay siliyor zihninden beklediklerini, acısını çektiklerini, sıkıntısını yüklendiklerini.Yapılmasını beklediğiniz bir şey bakıyorsunuz ki nasıl olduğunu anlamadan unutturulmuş size.
Operada yer yok
Aslında ben de çok sıkıldım. Bir konuyu birkaç kez yazmaktan... Temcit pilavı gibi aynı şeyleri tekrar tekrar pişirip aktarmaktan. Lakin öyle çok telefon, tavsiye, öneri, mesaj alıyorum ki... Özellikle de İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin seyircilerinden. Birçok baleyi, operayı yer bulamadıkları için izleyememekten şikayetçiler. Bu sorunun nedenine ulaşmak çok da zor değil aslında. Uzun zamandır yaşanan bir sıkıntı bu. Salonlar, İzmir'e artık dar geliyor. Aslında ne sevindirici bir gelişme! İzmir'de senfoniye, tiyatroya, konserlere, operalara, balelere ilgi gittikçe artıyor. İzmirli kurumlar kendi seyircisini yetiştiriyor. Özen gösterdikleri repertuvarları, seyirci sayısını çoğaltıyor.
Gel gör ki; artan seyirciyi elde tutmaya, daha farklı repertuvarla seçmeye olanakları yetersiz kalıyor.
Uçan Hollandalı
Geçen hafta İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği Uçan Hollandalı'yı izledim. İZDOB, Wagner'in üç perdelik Uçan Hollandalı adlı operasını ilk kez orijinal dilinde sahneliyor. Wagner sahnelemenin büyük cesaret işi olduğu söylenir.
Alman romantik operasının sınırlarını şan ve armoni kalıplarını zorlayarak doruğa ulaştıran Wagner'i sahnelemek için orkestrasyon ve şanın iyi değil çok iyi olması gerekiyor. İZDOB "büyük bir dönemeç" olarak belirlediği Uçan Hollandalı'yı olanaklarının el verdiği ölçülerde, oldukça başarıyla ortaya koymuş. Konuk orkestra şefi Winfried Müller yönetimindeki orkestra, konuk şef Hans Joachim Gallus'un yönetimindeki koro güçlü bir yapıyla karşımızda. Hollandalıyı oynayan Gökhan Koç, Senta rolündeki Ayşe Tek ve Erik'i oynayan konuk Alman tenor Christian Voigt dikkat çekiyor.
Ancak rejiyi üstlenen Mehmet Ergüven'in işi kolay olmamış. Wagner her ne kadar iyi şana sahip, dramatik örgüyü çözebilecek iyi tiyatro bilgisi olan bir topluluk gerektirse de bu aşamaları geçen İZDOB küçük sahnesiyle zorlanmış.
İZDOB'un artık repertuvarında Wagner'e de yer vermek istemesi alkış gerektiren bir cesaret. Ancak yaklaşık 100 kişilik bir kadronun küçücük sahnedeki çabalarına dikkat çekilmeli! Bir de 393 kişilik kapasiteye sahip Elhamra Sahnesi'nde şansı yaver gidip eser izleyebilenler, yer bulamayıp izleyemeyenleri de düşünmeli.
İşadamları, yöneticiler,
Hevesle beklediğimiz Adnan Saygun Kültür Sanat Merkezi ihale çıkmazlarına takıldı kaldı. Belediyenin elinden bir şey gelmiyor. Mahkeme aşamasının sonuçlanmasını bekliyor.
Basmane'deki Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılması düşünülen opera bale salonunu için de henüz somut bir hareket yok.
Öyleyse ne yapalım? Bir köşeye oturup, unutalım mı? 300 - 500 kişilik salonlarımızda yer aramaya, yer bulamamaya devam mı edelim? Başlanılan işleri yarıda bırakanlara, çıkılan yollardan geri dönenlere seyirci mi olalım?
"Ne yapalım bu da kaderimiz(!)" demeyi mi seçelim?
Geri dönmemeli, yarıda bırakmamalı. Unutturmaya çalışanlara, "unutmadık" demeli. Belediye yapamıyorsa; işadamları, sanayicileri, kentin yöneticileri yani tüm İzmirlisi bir araya gelmeli. Bir İstanbullu gelmeden, "Kongreler, fuarlar kenti" dedikleri İzmir'e kendileri bir gösteri merkezi inşa etmeli. "Biz İzmirliyiz, kaderimize boyun eğmeyiz" demeli.
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|