|
 |
|
|
Önce Türkçe
DİL, DÜŞÜNCE - Ali Püsküllüoğlu
Milliyet'te çarpıcı bir başlıküstü (sürmanşet): "Önce Türkçe, sonra okul" (Milliyet, 20 Nisan). Haberin altbaşlığı da şöyle: "Türkçe bilmeyen Doğu ve Güneydoğulu çocuklara, derslerde zorluk çekmesinler diye okulöncesi Türkçe dersi geliyor." Haberde bu tümcenin sonunda nokta yok, ama noktalama kurallarına göre, konması gerektiğini biliyorum. Ayrıca, yön bildiren sözcüklerin, yanlarında belli bir özel ad bulunmadıkça, baş harflerinin küçük olması gerektiği de yazım kuralları arasında yer alıyor. Nitekim haberin girişindeki ilk tümcede doğru biçim var.
Doğrusu mahkûm
Gerçekten de, yalnızca hiç Türkçe bilmeyen o çocuklar değil, bütün çocuklarımız, hepimiz Türkçeyi öğrenmeliyiz. Okullarımızda Türkçenin tam olarak öğretildiği söylenebilir mi? Türkçedeki kargaşanın, çözmek için çaba harcadığımız güçlüklerin temelinde bu yatıyor.
"Mahkûm" sözcüğü "mahkum" mu oldu? Gazetelerimizde, yeni gösterime giren bir Türk filminin duyurularını gördük: "O Şimdi Mahkum". Milliyet'teki haberlerde de bu sözcüğün böyle yazıldığı oluyor. "Yargıtay ve yerel mahkemenin, 3 yıl 10 ay 10 gün hapis, 189 milyon YTL para cezasına mahkum olan Nergis Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cavit Çağlar'ın dosyasının zamanaşımına girmemesi için özel çaba harcadığı ortaya çıktı." ("Yargıtay, Zamanaşımı Riskini APS ile Aştı", Milliyet, 16 Nisan) Bu bozuk bir tümce. Anlaşılmıyor. Ayrıca, haberi yazan arkadaşın "mahkum" biçiminde yazdığı sözcüğü nasıl "telaffuz" edeceğini merak ettiğimi de söylemeliyim.
Türkçenin saptırılması
Türkçenin olağan kullanımından saptırıldığı sözlere, benim gibi, siz de rastlamışsınızdır. Örneğin, kaynak suları "doğal kaynak suyu", köy ekmeği "doğal köy ekmek" ya da yoğurt "doğal yoğurt" oldu. Kaynak suyunun doğal olmayanı, ekmeğin ve yoğurdun doğal olanı var mı? Gülseniz gülemiyorsunuz, ağlasanız ağlayamıyorsunuz. Ya şu haberde geçen "beyin cerrahi ameliyatı" ne oluyor? ("Zabıtalar Tepkili", Milliyet, 10 Nisan)
Bozulmaya yeni bir örnek
Milliyet, "ke"den "ka"ya döndü ve "emlakçı", "emlakçılık" demeyi yeğliyor ("O Artık Emlakçı", 19 Nisan). Demek ki dilde doğrular yok, yeğlemeler var. Diller de, kurallar da değişebilir ama yeğlemeler sürüp gittikçe ölçünlü bir dili kurmak güçleşir. TDK de yabancı sözcükleri sözlüğüne buyur etmekte bir sakınca görmüyor. Biz söylüyoruz, aldıran yok. Genelkurmay Başkanı bile, "Türkçedeki aşırı bozulma ..... yabancı isimli alışveriş ve eğlence merkezlerinin sayısındaki artış endişe vericidir" demek gereğini duyuyor. (Milliyet, 21 Nisan) Yerli bir votka markası olan "Binboğa"nın yeni adı "Binboa" olacakmış. ("Tüketici Rakıya Sahip Çıktı, Toparladık", Milliyet, 21 Nisan) "Boa"nın güçlü bir yılan olduğunu bilerek mi koydular bu adı acaba? Yarısı Türkçe, yarısı yabancı. Türkçedeki aşırı bozulmanın yeni bir örneği!
|
|
|

|