Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Ben Kadir İnanır! Bana Türkan'ı ve Erol Taş'ı çağırın"

Reis Çelik, perşembe gecesi vurulunca yeni projesine ara vermek zorunda kaldı: Anadolu kentlerindeki "delilerin" belgesel filmi... Çelik bazı delilerin kamerayı görünce doğal davranmadıklarını, kendilerini Kadir İnanır'ın yerine koyduklarını anlatıyor

YAPRAK ARAS

Yönetmen Reis Çelik perşembe günü vurulana kadar, uzun süredir "delilerle yatıp delilerle kalkıyordu." Kendi deyimiyle "deliliğe vurmuş" durumdaydı.
Anadolu'nun çeşitli yerlerindeki akıl hastalarını araştıran ve bunları "Deliler" isimli belgeseli için görüntüleyen Çelik'le birkaç gün önce, kendisine ait Cadde-i Kebir adlı kafesinde konuşmuştuk.
"Hoşçakal Yarın", "Işıklar Sönmesin", "İnat Hikayeleri" gibi filmlerin yönetmeni için "delileri çekmek meşakkatli bir iş!" "Yöntemler geliştiriyorum, deliliği öğrenmeye çalışıyorum" diyen Çelik, biraz delirmenin de gerektiğini vurguluyor: "Neyzen Tevfik bir deli, Deli Petro deli. Einstein'a deli diyorlar. Engizisyon zamanı Avrupa'sında bütün dahilerin şeytana uyduğu, deli olduğu söylenip yakılmıştır."

Nedir bu "Deliler" belgeseli?
Geçen yıl başladığım bir çalışma. Epeydir aklımdaydı. Çünkü Anadolu'da "deli"yle "veli" arasında çok ince bir sınır var. Deliler Anadolu'da çok kutsal sayılır ve "veli" denilir onlara. Birçok ile gittiğinizde delilerin heykellerini görürsünüz. Elazığ'daki esnaf "Ne zaman ki velileri yakalayıp hastanelere kapadılar; o zaman burada kardeşlik, birlik, beraberlik bozulmaya başladı" dedi. Ben de "Delileri toplumun içinden ayıkladığınız zaman nasıl bir dengeyi bozuyorsunuz acaba?"yı düşünmeye başladım. Deliler kendilerine sınırlama koymadan, kendilerini en net ifade eden kesim. Yani toplumun sansürsüz kısmı.

Nereden buluyorsunuz çekeceğiniz delileri?
"Şöyle bir deli var" deniyor. İlgimi çekiyorsa gidiyorum, inceliyorum. Bir süre kalıp o deliyi çekiyorum. Bu iş uzun sürecek. Şu ana kadar çok kişiyle görüştüm ama ikisini çekebildim. Onları çekmek çok zor. İstiyorum ki kamerayla karşı karşıyaymış gibi davranmasınlar, doğal yaşayışlarında kalsınlar.

"Artık sınırı geçmişler, kimse onlara dokunmuyor"
Çok mu değişiyorlar kamera karşısında?
Bazıları değişiyor tabii. Kamerayı görür görmez hemen kendini Kadir İnanır zanneden oluyor. Çok enteresan hikayeleri vardı adamın. Ama kamerayı bir çevirdim; yoldan geçen kadına "Türkan, gel sen bakayım buraya", "Erol Taş'ı çağırın bana" demeye başladı. "Sen kimsin?" dedim, "Kadir İnanır, tanımadın mı?" dedi.

Hayat hikayelerini mi anlattırıyorsunuz?
Daha çok deliliğe gelme noktasını araştırıyorum. Aşktan gelen var, yoksulluktan, fikirlerinden gelen var. Onlarda akıl çok. Bir süre sonra da sınırı geçiyor. Bir tanesiyle konuştum mesela, "Benden akıllısın, niçin deli numarası yapıyorsun ki?" dedim, "Bizim memleket sınıra yakın. Yürüdüm sınırı geçtim. Artık kimse bana dokunmuyor. Her sınırı geçiyorum" dedi. Onun gözünden başkalarına baktığın zaman, "Bunlara bakma sen, bunlar koyun. Me dersin melenir, ot dersin otlanır. Bunlardan birey çıkmaz" diyor.

"Ben bir gazozum. Benim kimliğim bu"
Bunlardan bir belgesel yapma fikri nereden çıktı?
"Acaba biz ne kadar akıllıyız?"ı merak ediyorum. Birkaç deliyle konuştuktan sonra, "Bu deliyse, ben de kendime akıllı diyorsam, bu gerçek mi?" diye düşündüm. Kendimi test etmek zorunda olduğumu düşündüm.

Nasıl yani?
Ben kendimce protest bir insan olduğumu düşünüyorum. Birçok şeye karşı çıkıyorum. Ama bunları yaparken bile mutlaka ne kadar az şey söyleyebildiğimi gördüm. Fikirlerini bu kadar net ve açık söyleyen kimseler karşısında kendimi cesaretsiz buldum. Ben niçin bu kadar deli değilim ki? Acaba toplumda bunların sayıları yükselirse daha sağlıklı bir yere taşınır mıyız? Nusaybin'de örneğin, ilginç bir deliyle karşılaştım. Askerler kahveye gelip kimlik soruyor. Herkes çıkarıp gösteriyor, bizimki cebinden bir gazoz kapağı çıkarıyor. Adama zulüm ediyorlar, dövüyorlar; "Biz gazozdan ibaretiz. Bir gazoz şişesi kadar kıymetimiz yok ki. Kimliğim de bu. Ben bir gazozum" diyor. Bu adam kadar cesur olmak beni çok cezbetti.

"Biri önce evine davet etti. Sonra satırla kovaladı"
Nasıl diyalog kuruyorsunuz?
Delisine göre değişiyor tabii. Yavaş yavaş yaklaşıyorum. Huyunu suyunu öğrenmek gerekiyor önce. Her delinin bir hamisi vardır. Bütün delilerin en yakın olduğu biri vardır. Deli düşkünü insanlar da vardır. Toplumda bazı insanların delilerle arası çok iyidir. Deli de ona sığınır. Sorunu olunca ona koşarlar. Çıldırma noktalarında hamileri sakinleştirir onu. İşte o hamilerden yaklaşıyorum.

Numara yapanları yok mu?
Birkaç tanesine rastladım. Ama zeka inanılmaz. Deli numarası yapıyor çünkü "Böyle daha rahat ediyorum" diyor.

Peki, tehlikeli değiller mi?
Tehlikeliler tabii. Bir anda kafası kızıp her şeyi yapabilir. Birkaç sene önce Erzincan'da bir belgesel çekiyordum. Bir deliyle tanıştım.
O kadar inanılmaz yumuşak bir adam ki. Ama evine de kimseyi sokmuyor. Derken benimle iyi anlaştı ve bir gün beni evine davet etti. Sohbet ederken bir anda adam bir ejderhaya dönüştü. "Sen benim evime nasıl girersin?" dedi. Kocaman bir satırı çıkardı, kesecek beni. Kaçtım, zor kurtuldum.


PAZAR
"Daha ısınırken gülerek rakibi sinir ediyorum"
"Edebiyat kaderimmiş, kaçtım ama beni buldu"
"Kız arkadaşımla aramız iyiyken daha başarılıyım"
"Ben Kadir İnanır! Bana Türkan'ı ve Erol Taş'ı çağırın"
Bahar Müzayedesi'nin gözdesi Diyarbakırlı Tahsin
"Ben yaşamayı seçiyorum"
Şişman Ördek'ten havyarlı ve çikolatalı tatlı
"Japon isimli Adana kebapçısı"
Turşusu, peyniri ve otuyla Karadeniz
Küçük oteller rehberi zenginleşti
Votka değil, sanki viski
Besin alerjisine karşı ne yapmalı?
Tipik bir Karadeniz kasabası
"Sait Halim Paşa Yalısı" eski günlerine geri dönüyor
Açık Radyo'nun yeni DJ'i kim?
Yeni papanın ardından
Antakya'nın zengin mutfağı
Evrende yalnız değiliz
Avrupa ve Türkiye
Dünya hâlâ pek fena sayılmaz
'Pazartesi sevgisinden' doğan bir kitap





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet