Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Evrende yalnız değiliz

WMAP adlı uydunun gönderdiği bilgiler evrende yalnız olmadığımızı öne sürenlerin görüşlerini destekler nitelikte. Artık tek bir evrenden değil, sayısız paralel evrenlerden söz ediliyor

londra

Büyük Patlama'dan önce ne oldu? Bu, bir fizikçiye sorabileceğiniz en utanç verici soru olmalı... Fizikçi bir arkadaşın davetinde, kendimi tutamayıp sorduğumda aldığım cevap aşağı yukarı şöyleydi:
"Biz fizikçiler en zor kozmik soruları (örneğin yıldızların enerji kaynaklarının nereden geldiği, evrenin kaç yaşında olduğu gibi) cevaplamaktan çekinmeyiz ama bu masum soruya gelince dilimiz tutulur, daha doğrusu kısa bir süre öncesine kadar böyleydi!"
Çok yakından bilmediğim ama beni hep kendine çeken evrene ilişkin o gün arkadaşımın anlattıklarını sizlerle paylaşayım istedim...
En son teknolojik yeniliklerle donatılarak iki yıl önce uzaya gönderilen WMAP adlı uydunun gönderdiği bilgiler ışığında, evrenin yaratılışıyla ilgili bilim adamlarının görüşleri radikal biçimde değişti. Bu bağlamda astronomi kitaplarında yıllardır verilen klasik bilgilerin çoğunu da çöpe atmak gerekecek gibi görünüyor.
Bu kitaplar evreni, sabun köpüğünde görülen bir baloncuğa benzetir. Baloncuk büyümekte ama büyüme hızı azalarak şişmektedir. Yıldızlar ve galaksiler de, zamklı kağıda yapışmış sinekler gibi bu baloncuğun üzerinde yaşar.
WMAP'ın gönderdiği bilgilerin ışığında, bizim baloncuğumuzun yalnız olmadığı, sınırsız sayıdaki başka baloncukların yanında yüzmekte olduğu görüşü ağırlık kazandı. Yani özetle tek bir evren kavramı yerini sayısız paralel evrenler kavramına bıraktı. Eğer bu doğruysa, bizim evrenimizin, belki de 5-10 santim üstünde var olan başka bir evren mevcut.
Bu "çok evrenlilik" kavramı birbirine zıt iki görüşü ahenk içinde bir potada eritiyor. Budizmin "Nirvana"sı ile Hıristiyanlığın "Yaratılış"ı (Genesis).

Yutulan yıldızlar nereye gidiyor?
Zaman kavramı olmayan Nirvana'da da, Hıristiyanlığın Genesis'in de büyük patlamalar her an yaşanmakta... Sabun köpüğünde oluşan baloncuklar gibi mevcut evrenler yavru evrenler doğurmakta... Bu evrenler hafif bir esintide uçuşan sabun köpükleri misali evrenin ötesinde, "siyah delik"ler içinde yüzüyor. Bu delikler o denli büyük ki, koskoca yıldızları yutabiliyor.
Bir teoriye göre siyah deliklere düşen yıldızlar "beyaz delik" denilen bir başka boyuta fırlatılıyor. Siyah deliğin tersine beyaz delik maddeyi "kusuyor" ve eski haline getirebiliyor. Beyaz ve siyah delikleri "solucan deliği" denilen bir tünel birleştiriyor. Bu iki boyut arasında bir kapı adeta.
WMAP'tan gelen bilgiler bu teoriyi destekliyor ama kayıtsız şartsız ispatlamıyor... Bu teorinin doğru mu yanlış mı olduğunu ancak altı yıl sonra öğrenebileceğiz. NASA 2011'de LISA'yı uzaya gönderecek. Birbirine bağlı üç hassas uydudan oluşan LISA, uzayda tek bir atomun yüzde 1'i küçüklüğündeki titreşimleri algılayabilecek. Yani LISA'nın başka bir evrenin titreşimlerini hissetmesi mümkün. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi halinde, bizim evrenimizin yani tek evrenli dönemin yerini çok evrenli bir galaksi alacak.
Bir gün güneş sönecek, yıldızların nükleer enerjileri bitecek, okyanuslar donacak ve kaçınılmaz son... Evrenimiz müthiş donun pençesinde fizik kanunlarının imzaladığı ölüm fermanına boyun eğecek.

Akıllı canlılar için tek seçenek
Evrim teorisine göre iklim değişikliğinde canlı varlıklar ya kendilerini bu değişikliğe
adapte ederler, ya ölürler ya da kaçarlar. Kaçınılmaz sona yaklaşıldığında akıllı canlılar için, içinde bulundukları evrenlerden kaçmaktan başka bir seçenek söz konusu değil. Yani tek kurtuluşları solucan tünelinden geçebilecek; onları güneşi, yıldızı olan başka bir evrene götürecek bir makine icat etmek. (Garip ama bizi en yakın bir başka evrene götürecek böyle bir taşıtı yapabilmek fizik kanunları dahilinde.) Yeterince ileri bir uygarlık, evreni "kaynatacak" bir araç yapabilir. Su kaynatıldığında buhar haline gelir. Boşluğu aklın alamayacağı kadar yüksek ısı derecesine (Buna Planck Derecesi deniyor) eriştirirsek boşluk kaynamaya başlıyor. Meydana gelen kabarcıkların her biri aslında paralel bir evrene açılan birer solucan deliği tüneli. Evrenimiz söndüğünde akıllı canlı varlıkların kaçışı bu tünellerin içinden geçmekle mümkün olacak.
Bu paralel evrenler neye benziyor acaba? Büyük olasılıkla çoğu dolu. Atomları dengede olmadığı için yaşam mümkün olmayabilir. Diğer bir olasılık, bu paralel evrenlerin tek bir kuantum olayıyla bizim evrenimizden kopmuş olması.
Solucan delikleri boşluktaki uzak noktaları ve de zamanı birleştirebildiğine göre, akıllı canlılar bunları paralel evrenlere veya kendi evrenlerinin geçmiş zamanına geri gitmek için kullanabilirler.
Size ne kadar garip gelirse gelsin, teori fizik ve biyoloji kanunlarına uygun. Aynı zamanda da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış canlı varlıklar için tek çıkış yolu olan paralel bir evrene kaçmak, eskisinde donmaktan iyidir herhalde! Sizce de öyle değil mi?

PAZAR
"Daha ısınırken gülerek rakibi sinir ediyorum"
"Edebiyat kaderimmiş, kaçtım ama beni buldu"
"Kız arkadaşımla aramız iyiyken daha başarılıyım"
"Ben Kadir İnanır! Bana Türkan'ı ve Erol Taş'ı çağırın"
Bahar Müzayedesi'nin gözdesi Diyarbakırlı Tahsin
"Ben yaşamayı seçiyorum"
Şişman Ördek'ten havyarlı ve çikolatalı tatlı
"Japon isimli Adana kebapçısı"
Turşusu, peyniri ve otuyla Karadeniz
Küçük oteller rehberi zenginleşti
Votka değil, sanki viski
Besin alerjisine karşı ne yapmalı?
Tipik bir Karadeniz kasabası
"Sait Halim Paşa Yalısı" eski günlerine geri dönüyor
Açık Radyo'nun yeni DJ'i kim?
Yeni papanın ardından
Antakya'nın zengin mutfağı
Evrende yalnız değiliz
Avrupa ve Türkiye
Dünya hâlâ pek fena sayılmaz
'Pazartesi sevgisinden' doğan bir kitap





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet