|
 |
|
|
'İçimde bir tel koptu'
Başbakan Erdoğan, "17 Aralık'la ilgili olarak bir hayal kırıklığınız yok mu?" sorusu üzerine, şöyle konuştu:
"Beni tabii 'gecikmeksizin' denmesine rağmen bir yıl ilerisine tarih verilmesi üzmüştür. Çünkü 'gecikmeksizin' denilmişti. Ayrıca bu ünlü 19. paragraf (Kıbrıs'la ilgili) önümüze gelince, 'Bu iş olmaz' dedik.
Hendek atlattılar
Önümüze getirip koymaları, bize hendek atlattılar. Bizim talebimizi koymamak için o direnmeleri. 'Bizim bu şekilde bu işi kabul etmemiz mümkün değil. Biz odamıza çıkıp bir durum değerlendirmesi yapalım' dedik. Odaya çıktık. Bu sefer onlar gelmeye başladılar. Geldiler, onlarla görüştük, görüşmenin sonunda nihai olarak karara koymaya kabul ettiler. Ve orada bile 'Başbakan imza atacak' dediler benim için. 'Ben yalnız mı atacağım imzayı? 'Evet' dediler. 'Yok' dedim. 'Balkenende beraber atarsa, atarım'. 'Olmaz' dediler. O zaman 'Abdullah Gül atsın' dediler. Ben de 'Boot'la beraber olmazsa olmaz' dedim. 'Başka atacak kişi yok mu?' dediler. O zaman 'Devlet Bakanı'mızla (Beşir Atalay), Nikolay atsın' dediler. Bunlar tabii bizi orada yordu.
(İçinizde bir tel koptu mu, sorusu üzerine) Koptu tabii, koptu. Gelen paragrafın ilk hali bizi şoke etti. Eğer paragraf meselesi hallolmasaydı bir defa, ordan kopar gelirdik. Bütün yapılanların hepsini o paragrafla eli mahkûm konuma getiriyordu."
3 Ekim'den eminim
"3 Ekim'de müzakerelerin başlayacağından eminim. Düz bakış yapıyorum. Tek yapmamız gereken ek protokoldür. Bunu yaptığımız halde 3 Ekim'de müzakerelere başlamaktadır. Metinden yola çıkarsak böyle olması gerekir. Ben kendilerinde herhangi bir olumsuzluk görmedim. Bugün aynı şekilde çalışmalarımızı, görüşmelerimizi yürütüyoruz.
Herhalde bir sıkıntı yok. Çünkü onlar hazırlıklarını yapıyorlar, Haziran içinde büyük ihtimalle sinyaller gönderecekler. Bizim de tabii burada teknik çalışmaları devam ettirmemiz lazım."
Havuzlu salonda zengin kahvaltı
Başbakanlık Konutu'nda Tansu Çiller zamanında yaptırılan havuzlu salonda dün kurulan kahvaltı masası, servis ve mönü seçimiyle üzerinde çalışılmış bir görüntü veriyordu. Yaklaşık 20 kişilik ceviz ağacından masanın üzerinde, kare kesimli işlemeli beyaz keten Amerikan servisleri açılmış.
Altın yaldızlı ayaklı bardaklarda portakal suyu, beyaz porselen fincanlarda çay servisi masaya oturduğumuzda hazırdı. Amerikan kahvaltısında kullanılan gevrek kâseleri; kavun içine yerleştirilen çileklerden oluşan meyve; küçük parçalar halinde krep, poğaça, tatlı ve simit; ayrıca kepekli ve beyaz ekmek tabağı, diğer tarafta bal, reçel ve kaymak tabakları duruyordu. Büyük kahvaltı tabağında da küçük domatesler, iki çeşit peynir, zeytin ve tavuk jambon bulunuyordu. Sıcak serviste omlet ve dereotlu beyaz peynirli yuvarlak kesim ince suböreği ikram edildi. Son olarak sıcak muz ile ananas kızartması tatlısı sunuldu.
Başbakanlık Konutu'nda sucuk, salam gibi sağlık riski taşıyan şarküteri ürünlerine girilmemiş. Fotoğraftaki masanın altında bir havuz bulunuyor. Kahvaltı sırasında masanın alt tarafındaki camlı bölmelerden havuzda yüzen kırmızı balıklar görülüyordu.
'GS'nin de FB'nin de başbakanıyım'
Başbakan Erdoğan, Beşiktaş'ın Fenerbahçe'yi kendi sahasında 4-3 mağlup ettiği maç anımsatılınca, gülerek şu yorumu yaptı:
"Bu tür maçların üç tane neticesi var biliyorsunuz, galibiyet, mağlubiyet, beraberlik. Hele hele derbi maçlarında bu böyle. Şartlarım eğer müsaitse Fenerbahçe - Galatasaray maçına gelebilirim. Ama yerimde sakin durmam lazım. Çünkü Galatasaray'ın da, Fenerbahçe'nin de başbakanıyım."
Çimde zordur yürümek!
Erdoğan, Başbakanlık Konutu bahçesindeki toplu fotoğraf çekimi sırasında topuklu ayakkabılarla çimlerin üzerinde gördüğü yazarımız Meral Tamer'e düşebileceği uyarısında bulundu. Erdoğan'ın bu uyarısından hemen sonra ayağı takılan Tamer'i düşmekten Genel Yayın Yönetmenimiz Sedat Ergin kurtardı. Erdoğan, bunun üzerine Tamer'e, "Başbakan'ın uyarısını dikkate almazsanız, böyle olur" diye takıldı.
'Derviş'le dünyada yer kazandık'
(Kemal Derviş'i kaptırdınız sözü üzerine) Tabii Kemal Bey'in bu görevi ile dünyada önemli bir yer kazandık. Kemal Bey'in yeteneklerini biliyoruz. Papa'nın cenaze töreninde Annan ile karşılaştık. Ben yüzündeki havadan Kemal Bey'le ilgili pozitif yaklaşım olduğunu anlamıştım."
|
|
|

|