|
 |
|
|
Rüya Takım, Terim, Süren
Fatih Terim'in Rüya Takım'ın başında olmamasının sebebi Galatasaraylılar'ın rüyalarında bile göremeyecekleri şeyleri başardığı içindi herhalde...
O rüyalara bile sığmıyordu.
Onun, Milan coachu olduğunu rüyanızda görseniz kan - ter içinde uyanmaz mıydınız?
Şimdi, "Kovuldu ama" diyeceksiniz biliyorum.
Ben de...
"Kovulmak için önce Milan coachu olmanız lazım ama" diyeceğim...
Bunu da siz biliyorsunuz.
Kolaysa siz de kovulsanıza Milan dan..
Mesela Faruk Süren niye yoktu.
100 senedeki tek Avrupalı kupa onun zamanında alındığı için herhalde.
Süren her zaman havalı, her zaman karizmatik, her zaman şıktı.
Neme lazımdı...
Galatasaray'ın doğum günü Süren'siz olur muydu?
Olmazdı, olmadı da.
Mesela Ali Uras nasıl olmazdı?
Mesela Mustafa Denizli...
Hadi Mr.Brian Birch ölmüştü, peki bir "Birch"de mi yok du yaşayan!
Bunlar ilk aklıma gelenler.
Ve Rüya Takım
Sami Yen'e girerken gündelikleri içinde aslan gibiydiler hâlâ.
Şıktılar, havalıydılar.
Bir erkeğin olabileceği en iyi yaşlardaydılar...
Kırklı yaşlardaydılar. Her şey için gençtiler. Futbol oynamak hariç.
Ve futbol oynadılar.
Ve soyundular.
Kendine iyi bakan 3-5'i hariç hepsi deforme olmuştu. Teknik kapasiteleri yüksek olan 3-5'i hariç hiçbiri o eski tadı veremiyordu.
Amaç "hâlâ oynuyorlar" değildi ki.
Amaç bir defa daha Ali Sami Yen'de olmalarıydı.
Keşke bir podyuma mesela smokinleriyle, ruganlarıyla çıksalardı.
Rüya Takım'ın o günkü haliyle rüyalarıma girmemesi için uzun bir süre uyumayacağım belki de!
Happy birthday
100. doğum günü bir başkanın, bir yönetimin eline bırakılamayacak kadar önemli bir gün. Keşke bir piar şirketiyle, uluslararası bir reklam şirketiyle anlaşsalardı.
Organizasyonu onların usta ellerine bıraksalardı.
Ve Cengiz Özyalçın...
"Galatasaraylılar'a sorduk, onlar Fatih Terim'i oynarken görmek istediler" demesi yok mu?
Yok yaa...
Kimdi onlar. Terim'i görmeleri yetmiyordu da, bir de oynatacaklardı!
Rakı masası da kursalardı...
Ayıp be...Hem, yer mi Galatasaraylı?
Özhan abiyle bağlayalım.
Galatasaraylılar'ın sevgili Özhan abisi bilmem kaçıncı doğum gününü kutladı herhalde geçen hafta Ali Sami Yen'de, ya da yönetimi bilmem kaçıncı doğum yılını.
Kutlu olsun...
İyi ki doğmuşlar.
Sevdiklerini çağırmışlardı...
Galatasaray'ın 100. yılı değildi orada kutlanan.
"Çağırdık da gelmediler" filan falan da laga luga tabi..
Galatasaray başkanı kollarından tutup zorla getirmeliydi.
Sevgili Özhan abi de sevgili Aziz Yıldırım gibi kulübün sahibi olmuş da...
Haberimiz yokmuş...
Nelere takılıyorsunuz
"Penaltıyı Hasan Şaş attı, çok sevindiler" demiştim geçen hafta.
"Kopenhag'dakini de Popescu atmıştı, ve bu kadar sevinmişlerdi.
Neredeeeeen, nereye" diye de ilave etmiştim.
Ve Marcel Desailly örneğini vermiştim.
Chelsea'deki ilk senesinde İngiltere Kupası'nı aldıklarında sevinirken biraz abartmıştı.
Maçtan sonra Milanlı arkadaşları aramıştı: "Oğlum Marcel yine unuttun Milanlı olduğunu, altı üstü bir İngiltere Kupası aldınız..."
Ne mail yağdı ama sizlerden.
Çoğunuz, "Sizin (Ben Fenerbahçeli miyim?) Mehmet Yozgatlı da sevindi onu niye yazmıyorsun" diyordunuz.
Söyleyecek çok şey var da...
En önemlisi...
O yazıyı yazarken, Fenerbahçe - Denizlispor maçı oynanmamıştı ve Yozgatlı daha sevinmemişti.
Yeter mi...
Yetmezse...
Ben Fenerbahçeli de değilim. Olsam da Fenerbahçe ile biz olanlardan olmam.
Galatasaraylıyım...
Ama Galatasaray ile biz olanlardan da değilim.
Ülkem, ailem, çok özel dostlarım, sevgilim filan falan haricinde hiç kimseyle biz olmam.
Ben, benim.
Aklınızın bir köşesinde bulunsun.
Ve...
İlla da Mehmet Yozgatlı ve Fenerbahçeliler'in finale kaldıklarında Galatasaraylılar kadar sevinmesiyse kafanıza takılan...
Haklısınız onlar da abarttılar. Altı üstü Uşak, Ankaragücü ve Kayseri ve Denizlispor'u yenmişlerdi...
Ama...
Hafifletici sebepleri de vardı.
1- 20 küsur senedir o kupayı almamışlardı.
2- UEFA Kupası'nı hiç almamışlardı.
Yine de...
Mehmet Yozgatlı bu kadar sevinmemeliydi. O, Galatasaray'ın, UEFA Kupası'nı alan kadrosunda vardı.
Neresi doğru ki!
Bir arkadaşımız Milliyet'teki fotoğrafımın altına bir gün mail adresimi yazmıştı.
bgokberk@milliyet.com.tr
Ve sormuştu "Doğru mu?"
"Benimki bilgingokberk@mail.com"du
"@ doğru demiştim" ben de.
Hani birşeyler yazıyorsunuz da...
Bilgin'den
O kadar çok soruyorsunuz ki...
Nasıl biri O, kime benziyor...
Hani Monica Belluci gibi.
Aynı havada, aynı yaşlarda, ama Monica'nın daha hoşu,daha çekicisi.
Bir çorba kaşığı 30 sene önceki Sophia Loren'in Napoli'li şuh deli doluluğu...
Bir tutam Claudia Cardinale zerafeti, biraz da Catherine Denauve asaleti.
Bunları hafif ateşte 5-10 dakika karıştırın...
O işte.
Vaaay be değil mi.
Evet vaaay be!
Üstelik üniversiteli, ex - üniversite hocası, üç dili sanki anadili ..
Her sabah 3-4 saat spor ve hatta yoga moga.
Su katılmamış özel bir down town kadını yani...
Her gün 10 saat çalışan... Aileden soylu filan falan...
Her neyse...
Gelelim sadede.
İşini sevmiyordum,sağındaki solundakileri de...Takılmıştım bi kere
O çok iyi niyetliydi...Bir hanımefendiydi.
Onlar bence değildi...Çoğu bence beyefendi de değildi.
Sorun da buydu..
Ve bitti... Bitti gibi...
Ve ben sırf bu yüzden böyle özel bir kadına neler neler yaptım, neler neler söyledim bir bilseniz.
"Yuhhhhh sana, Allah belanı versin" derseniz...
Yuh bana, Allah belamı versin.
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|