Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Demokrasi proteini


İktidarın kaynağı, toplum onayı... Bu ise, "iletişim" ile kazanılıyor."Demokrasi" giderek "medyakrasi" ile örtüşmekte.
Dün Başbakanlık Konutu'ndaki "geç kahvaltı" masasında Başbakan Erdoğan, çağın bu siyaset gerçeğini algılamış görünüyordu: "Medya, kolektif aklın unsurudur diyorum arkadaşlara..."
İlerleyen dakikalarda da, haberlere ve köşe yazarlarına yakın izleme markajından kanıtlarını yaşadık.
İzlemenin yanı sıra, kendini ifade etmek için de iletişim sürecinde yer alıyor.
"Diyalog" demokrasinin proteini...
...............
Erdoğan ve AKP için kuşkuların hızla sürdüğü bir gerçek...
"Böyle görünüyorlar ama..." diye başlayan bir "B Planı" ihtiyat notu düşülmekte.
Dün Erdoğan'ın bu bağlamda geniş yorumlanması gereken bir söylemi oldu:
"Hedef, merkez partisi olmak. Başörtülü ve başı açık partimiz, toplum ortalamasını yansıtmalı.
Arkadaşlarıma da bunu söylüyorum" dedi.
Söylemi önemli.
"Arabanın ön tekerleri nereye giderse, arka tekerleri de onu izler."
AKP'nin "merkez partisi" olması, öndekiler gibi algılanmalı.
Rota böyle çizilirse, diğer tüm boyutlarda "yöneliş" aynı olur.
"Merkez parti siyaseti" ideolojik sapmalar ve uçlara savrulmak olasılıklarının azaldığı çizgidir.
AKP, çizginin henüz neresinde?
Ayrıca tartışılır.
Ancak... "Erdoğan'ın, partisine belirlediği rota", dış politika, ekonomi ve iç politikada yol haritalarını ortaya koyuyor.
AB ve Batı ile ilişkilerde doğrultunun süreceği... IMF ile otomatik pilota bağlanmış programda sapmalar olmayacağı... İçeride "B Planı" kuşkularının "yoğun yaşanmaması gerektiği" düşünülebilir.
Başbakan R.T. Erdoğan, Başbakanlık Konutu'nda Milliyet'in Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin ve yazarlarından oluşan bizlere, dün bu ana başlığı verirken, alt başlıklarla da çelişkili görünmedi.
............
Örneğin...
Şöyle:
"- AB yol haritasında ilerliyoruz.
Hız kesmedik. Haziran sonunda ek protokol hazır olur. Biz üstümüze düşenleri yaparız. 3 Ekim'de müzakerelerin başlaması için engel görmüyorum. AB tarafından da farklı sezgilerim yok."
"- IMF'ye niyet mektubu ve anlaşma çok yakında tamamlanır."
Erdoğan, iç politikada da kırıp dökmemeye özen gösterdi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in yüksek voltajlı sözlerini almış ve toprak hattından göndermiş. "Hâl dili" onaylamadığını gösteriyordu ama "ağız dili" özenliydi.
.............
Erdoğan, dış siyasette "hücum" oynuyor.
Örneğin, 1974'ten bu yana Türkiye'nin karşısına getirilen Kıbrıs konusu için "Uluslararası ilişkilerde artık Kıbrıs gündemden düştü. Biliyorlar ki, o konuyu açarlarsa bumerang hazır" diyor. Gerçekten, KKTC'nin referandumda Annan Planı'na "EVET" demiş olması, Türkiye'nin sıkıştırıldığı köşeden çıkmasını sağladı.
Aynı strateji bu kez Ermenistan'a, "Arşivlerimizi açalım. Tarihçiler incelesinler" çağrısıyla uygulanıyor. Ermeni sorunu bağlamında da Ankara atağa geçti. Erdoğan, "Siyasi ilişkiler oluşturulurken, tarihçiler de çalışsınlar" görüşünde. Böylece "dosyayı tarihçilerle çözümsüzlüğe bırakmak" gibi bir görüntü çizmeyecek.
"Kürt sorunu" diyenlere de ilginç bir yanıtı var:
"Ben Karadenizliyim; eşim, Kürt yurttaşların yoğun olduğu Siirtli. Siirt'ten yüzde 85 oy alarak seçildim. O yörede AKP de yüzde 38 oyla birinci..." Ancak Türk sözcüğünün Türkiye vatandaşlığını aşan etnik vurgulamalarına karşı milliyetçiliği tetiklediği ve AB'nin de milliyetçi cereyanları tahrik ettiği görüşünde. Haksız değil.
..........
Erdoğan'ı enerjiden istihdama, IMKB endeksinden turizme, AB'ye, IMF'ye, TÜBİTAK'a, AR-GE'ye... Siyaset, sosyoloji, dış politika, teknoloji, teoloji... Her alanda konuşacak bilgiye sahip gördüm.
Enerjik... Cevap refleksleri güçlü.
Ancak... Türkiye'nin bugününü yarına bağlayan yaşamsal ve büyük akslarda derinlik sarhoşluğunu yaşamadım bu söyleşide..

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Başbakan'ın düşünme biçimi
MİLLİYET yazarları olarak Başbakan Erdoğan'la...
Çetin ALTAN
Ankara'nın arşivleri ve güveçte kuru fasulye...
Politik tatavalara aklınız mı takılıyor? Ense...
Melih AŞIK
Temel çöplüğü...
Akhisar'da sigara fabrikasının temeli 1977 yı...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın üst kimlik yaklaşımı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt sorunu ba...
Hasan CEMAL
Erdoğan neye kararlı?
Milliyet yönetici ve yazarları olarak dün Baş...
Güneri CIVAOĞLU
Demokrasi proteini
İktidarın kaynağı, toplum onayı... Bu ise, "i...
Can DÜNDAR
Bir Başbakan'ın haletiruhiyesi
Dışarıda sıkıntılı bir bahar var. Başbakanlık...
Abbas GÜÇLÜ
AB, marjinal grupları birleştirdi
AB, bizi üye yapacak mı, yapmayacak mı? Daha ...
Hurşit GÜNEŞ
Derviş: Hayal kırıklığından yeniden başarıya
Kemal Derviş'in UNDP'nin başına geçeceğini pe...
Sami KOHEN
Çifte standart meselesi...
DÜNKÜ "Hürriyet"in "Paris kriterleri" manşeti...
Mehmet Y. YILMAZ
ABD Başkanı, Suudi prensle el ele yürüyünce...
Toplumlar arasındaki kültürel farklılıkların ...
Faik ÖZTRAK
Paradigma değişikliği için erken
Bu hafta TCMB, Bakanlar Kurulu'na ekonomi ile...
Hasan PULUR
Rus yarbayı ve sosyalist 2 Türk milletvekili...
"TÜRK'ün, Türk'e propagandası!" diye bir deyi...
Derya SAZAK
Üçüncü ses
"Ne isyan ne inkâr!.. Kürt sorununa demokrati...
Meral TAMER
Duyguların adamı bir Başbakan
Dün sabahın ilk saatlerini Ankara'da Ortadoğu...
Ece TEMELKURAN
Ustalar ve çırakları
Ben gidiyordum aslında. Sanki stajyerlerin is...
Güngör URAS
Halkımızın 307 milyar YTL tasarrufu var
Halkımızın 307 milyar YTL (eski para ile 307 ...
Serpil YILMAZ
Erdoğan işsizliği tarlada çözecek
Başbakanlık Konutu'ndaki Milliyet yazarları i...
M. Ali BİRAND
24 Nisan geçti, iyi uykular...
Son 60 yıldır hep aynı senaryoları izliyoruz...

© 2005 Milliyet