Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gazetecilik dersleri üzerine:
Ustalar ve çırakları


Ben gidiyordum aslında. Sanki stajyerlerin istifa etmesi umursanırmış gibi "istifa etmiştim". El sıkıştım herkesle, Cumhuriyet Ankara Büro'nun kapısından çıkıyordum. Tam çıkıyordum işte o kapıdan, gazetecilik işinden vazgeçiyordum tam... Kapıda beş yaşlı kadın, tutuklu anneleri! O gün gazetede, onuncu sayfada, tek sütuna on santim çıkan haberime teşekkür etmeye gelmişler. Sadece on santimdi oysa! Ellerinde demet demet gelincikler... Kapıda öylece kaldım. Yıllardan 1994 herhalde. O zaman işte Işık (Kansu) Abi, hiç yüzüme bakmadan, öylesine söyler gibi, sırtıma iki tık tık vurdu ve dedi ki:
"Geç içeri hadi! Haberini yaz!"
İçeri geçtim! Haberimi yazdım! Bir daha da hiç istifa etmedim...
Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden, bu yazıyı yazdıktan biraz sonra, genç çocuklara gazeteciliğin ne olduğunu anlatacağım. Bir üniversite konuşması değil, bildiğiniz ders vereceğim çocuklara. Haddim değil ya, neyse... Ne anlatacağımı düşünüyorum iki gündür. Ne desem acaba bu çocuklara? Şöyle mi acaba...

"Büyük" gazeteci olmamak
Bakın çocuklar, bu iş öyle atla deve değildir. Tarihi not edersiniz sadece. Tarih yazılırken "Ben oradaydım!" demek için bir iştir bu. Siz bir kayıtçısınızdır sadece. İleride, "büyük" gazeteci olduğunuzda, etrafınızda "çok mühim" olduğunuzu hissettirecek olaylar ve insanlar olacaktır. Sakın aldanmayın ve tek öneminizin yaptığınız işten kaynaklandığını aklınızdan çıkarmayın. Çünkü yaptığınız iş önemlidir. Şimdi etrafınızda bir sürü gazete ve televizyon var diye, sanabilirsiniz ki yazdığınız, söylediğiniz sözcüklerin önemi yok. Yazı çok güçlü bir şeydir aslında. Üç sözcükle insanların hayatını değiştirebilirsiniz. Söz tehlikelidir. Elinizin altındaki sözcüklerin insanlığa, insanların hayatlarına yön verebileceğini sakın unutmayın. Bu hassas silahı sakın insanlara ve insanlığa doğrultmayın.
Tarafsızlığı sorarlar mı acaba çocuklar? Sorarlarsa şöyle der miyim acaba?
Tarafsızlık diye bir şey yoktur çocuklar. Siz, insanlığın, insan erdemlerinin tarafını tutacaksınız. Bu işi yaparken birçok hayat göreceksiniz. Bu gördüğünüz hayatlar içinde bir hayatı tutabilirsiniz. Ezilenlerin, sömürülenlerin, sesi duyulmayanların hayatının tarafını tutabilirsiniz. Mühim olan tek şey, dünyada sizin tarafını tuttuğunuz hayatlar dışında başka hayatlar olduğunu da unutmamak. O hayatlara karşı körleşmemek önemli olan. Tarafsızlık diye bir şey varsa, o da hayatın çeşitliliği karşısında, gözlerinizi bütün imkânlarıyla açık tutabilmektir.

Hiç kimse olabilmek
"Gazeteciliğin esası muhabirliktir", diyenlerin ne demek istediğini anlıyorlar mı acaba? Pırıltılı köşe yazarlığı, editörlük, yöneticilik işine heves ederlerse, iyi gazeteciler onlara bunu söyleyecektir çünkü. Muhabirlik demek, hiç kimse olabilmektir. Ancak hiç kimse olduğunuzda herkes olabilirsiniz. Gazetecilik biraz herkes olabilmektir. Ortalarda gezmek, iktidarın hep kenarında durmak, hep arka sıralarda oturup sözün iktidarına sahip olanların üzerlerinde durdukları halıyı altlarından çekebilmektir. "Bu işin esası muhabirliktir" derken aslında kastedilen budur. "Biri" olmak fakirliktir; zenginlik herkes olabilmekle ilgilidir.
Şimdi bakıyorum da, daha ne çok anlatacak şeylerim varmış genç meslektaşlara... Başlangıç olarak bunun bir meslek olmadığı mesela. Gazeteciliğin bir meslekten çok daha fazlası olduğu... Mesela.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Başbakan'ın düşünme biçimi
MİLLİYET yazarları olarak Başbakan Erdoğan'la...
Çetin ALTAN
Ankara'nın arşivleri ve güveçte kuru fasulye...
Politik tatavalara aklınız mı takılıyor? Ense...
Melih AŞIK
Temel çöplüğü...
Akhisar'da sigara fabrikasının temeli 1977 yı...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın üst kimlik yaklaşımı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt sorunu ba...
Hasan CEMAL
Erdoğan neye kararlı?
Milliyet yönetici ve yazarları olarak dün Baş...
Güneri CIVAOĞLU
Demokrasi proteini
İktidarın kaynağı, toplum onayı... Bu ise, "i...
Can DÜNDAR
Bir Başbakan'ın haletiruhiyesi
Dışarıda sıkıntılı bir bahar var. Başbakanlık...
Abbas GÜÇLÜ
AB, marjinal grupları birleştirdi
AB, bizi üye yapacak mı, yapmayacak mı? Daha ...
Hurşit GÜNEŞ
Derviş: Hayal kırıklığından yeniden başarıya
Kemal Derviş'in UNDP'nin başına geçeceğini pe...
Sami KOHEN
Çifte standart meselesi...
DÜNKÜ "Hürriyet"in "Paris kriterleri" manşeti...
Mehmet Y. YILMAZ
ABD Başkanı, Suudi prensle el ele yürüyünce...
Toplumlar arasındaki kültürel farklılıkların ...
Faik ÖZTRAK
Paradigma değişikliği için erken
Bu hafta TCMB, Bakanlar Kurulu'na ekonomi ile...
Hasan PULUR
Rus yarbayı ve sosyalist 2 Türk milletvekili...
"TÜRK'ün, Türk'e propagandası!" diye bir deyi...
Derya SAZAK
Üçüncü ses
"Ne isyan ne inkâr!.. Kürt sorununa demokrati...
Meral TAMER
Duyguların adamı bir Başbakan
Dün sabahın ilk saatlerini Ankara'da Ortadoğu...
Ece TEMELKURAN
Ustalar ve çırakları
Ben gidiyordum aslında. Sanki stajyerlerin is...
Güngör URAS
Halkımızın 307 milyar YTL tasarrufu var
Halkımızın 307 milyar YTL (eski para ile 307 ...
Serpil YILMAZ
Erdoğan işsizliği tarlada çözecek
Başbakanlık Konutu'ndaki Milliyet yazarları i...
M. Ali BİRAND
24 Nisan geçti, iyi uykular...
Son 60 yıldır hep aynı senaryoları izliyoruz...

© 2005 Milliyet