Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Mayıs 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Semazenlerin etekleri bana ilham verdi"

Dilek Hanif yeni koleksiyonunda semazenlerden esinlendi, 30 parça elbise için bin metre kumaş kullandı Bu koleksiyonla yapacağı defilenin geliri meme kanserinin teşhisi ve tedavisi için bir fona aktarılacak

ELİF BERKÖZ


Modacı Dilek Hanif, semazenlerden esinlenerek yarattığı 2005 İlkbahar-Yaz Haute Couture Koleksiyonu'nu Avon'la Sağlığa Yolculuk Projesi'ne katkı sağlamak için sergileyecek. Bu projenin amacı meme kanseri konusunda kadınları bilinçlendirmeyi, teşhis ve tedavi aşamalarında destek olmayı hedefleyen fona katkı sağlamak. 5 Mayıs'ta Hilton Convention Center'da düzenlenecek defilenin biletlerinden elde edilen gelir bu fona aktarılacak. Bu sayede İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Gaziantep, Trabzon ve Erzurum'da yüzlerce kadına ücretsiz mamografi çekimleri yapılacak. Mamografiden sonra meme kanserinin teşhis edilmesi durumunda Avon, tedavinin bir miktarını da karşılayacak. "Defileden sonra ilk işim mamografi çektirmek olacak" diyen Dilek Hanif'le Teşvikiye'deki ofisinde konuştuk.

Siz, geçen yıl da Amerikan Büyükelçiliği'nde Moda Meme Kanserine Hedefleniyor projesi yararına bir defile düzenlemiştiniz.
Evet, bu meme kanseriyle ilgili katıldığım ikinci proje. İlkinde elde ettiğimiz geliri Meme Kanseri Vakfı'na bağışlamıştık. Onlar da bu vesileyle erken teşhis için tarama yaptırmışlardı. Meme kanseri kadınlarda çok yaygın bir hastalık. Bu projeler öncesinde okuduğum istatistikler sayesinde erken teşhisin önemini anladım. Birey olarak sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunmamız lazım. Ben de bunu yapıyorum. Erken teşhis hayat kurtarabiliyorken bunu yaptıramayan kadınların ölmesine çok üzülüyorum. Mamografiye gidemeyecek çok kadın var. O kadınlardan birine bile erken teşhis yapılması benim için çok büyük mutluluk.

"Türk kadını giyimde artık daha bilinçli seçim yapıyor"
Bu defilelerin de etkisiyle siz de kendiniz için bu konularla ilgilenmeye başladınız mı?
Evet. İnsan bu tip projelerle ilgilenince, araştırınca, rakamları görünce işin ciddiyetini kavrıyor. En son geçen yıl mamografi çektirmiştim. Aslında en az altı ayda bir çektirilmesi gerekiyor. Defileden sonra ilk işim mamografi çektirmek olacak. Kadınların da iki elbise daha almayıp buna para ayırması lazım. Hiç imkanı olmayan kadınlara da bu tip projeler yardımcı oluyor.

Defilede yeni koleksiyonunuzun yanı sıra bir de
bu proje için özel olarak hazırladığınız elbiseler var. Bu elbiselerin koleksiyonlardakilerden farkı ne?
Renkleri. Meme kanseri tüm dünyada pembe ile ifade ediliyor. Ben de projeye uygun olsun diye beş pembe elbise tasarladım.

Bu koleksiyon için size ne ilham verdi?
Semazenlerden esinlendim. Yıllar önce semazenleri izlediğimde çok etkilenmiştim. Mevlana'nın felsefesi de her zaman yakın gelmiştir bana. Orijinal bir tennure takım satın alıp onun kesimlerinden yola çıkarak tasarladım elbiseleri. Bugün dışarıda da giyilebilir kıyafetler oldular böylece. Elbiselerin kuplarında aynı semazenlerde olduğu gibi dönüş var. O sadeliği vermek için de krem, ekru, beyaz ve somon gibi pastel renkler kullandım.

Hangi kumaşları kullandınız?
Şifon, organze, tül ve saten. 30 parça elbise için yaklaşık bin metre kumaş kullandım.

Haute couture'ün müşterisi kimler?
Özel bir geceye hazırlanmak durumunda olan kadınlar. Düğün, mezuniyet gecesi, sünnet töreni, davet gibi... Sayıları çok az da olsa sürekli haute couture giyinen müşterilerim de var. Bu kişiler sezon başında bana gelip dolaplarında her zaman olması gereken birkaç parça elbise hazırlatırlar.

Bir de ünlü müşterileriniz var tabii.
Şu an sadece Sertab Erener'le çalışıyorum.

Türk kadını giyinmeyi biliyor mu?
Türkiye'de tekstil çok gelişti. Bu da kadının giyimine yansıdı. Bugün gazete ve dergi okuyan bir kadın bu yıl nelerin moda olacağını biliyor. Sadece vitrinleri dolaşan biri nasıl giyinmesi gerektiğini görebilir. Hâlâ kötü giyinenler var ama eskiye göre sayı azaldı. Artık Türk kadını giyimde daha bilinçli seçimler yapıyor ve iyi giyiniyor. İtalya'da da, Fransa'da da sokakta gördüğüm ve "Ne kadar korkunç giyinmiş" dediğim kadınlar oluyor.

"Çingene modasından kaçış yok"

Bu yazın modasından biraz bahseder misiniz?
Etnik çizgilerle dolu bir yaz bekliyor bizi. Çingene modası tüm sokakları sarmış durumda. Ondan kaçış yok. Bilezikler, takılar, kat kat etekler, sandaletler, Çingene bluzları giyeceğiz. Afrika'yı anlatan temalar, fildişi aksesuvarlar, çiçek desenleri, sigaret pantolonlar, bol pantolonlar da var. Renklerde ise pembe, gül kurusu, krem ve ekru tonları öne çıkıyor.

"Hırsız Var" filminin kostümlerini hazırlamıştınız. Bir film için kostüm hazırlamak nasıl bir deneyim oldu?
İzleyicinin birkaç saniye gördüğü bir kıyafetin yer aldığı sahne beş günde çekiliyor. Bu yüzden oyuncunun o kıyafetin içinde rahat olması gerekiyor. Filme kostüm hazırlamakla kişiye özel tasarım hazırlamak aslında birbirinden çok farklı değil. O oyuncunun canlandırdığı karakteri, filmde geçen dönemi yansıtmak gerekiyor çünkü. Mesela "The Aviator"ın kostümleri çok güzeldi. O dönemi çok güzel yansıtmışlar.
O filmin kostümlerini hazırlamayı çok isterdim.

CUMARTESİ
Üniversitelerde rock rüzgarı
Dar paça geri dönüyor
"Semazenlerin etekleri bana ilham verdi"
Filmlerin vitrini afişler
Tüm dünyadan ünlü kuklalar İstanbul'da
Heidi 125 yaşında
"Ben en çok uçakta şarkı sözü yazarım"
Anneler Günü için hazırlıklar başladı
Grafist 9 başlıyor
Ücretsiz film gösterimleri
Açık havada konser ve şenlik zamanı
Yine soğuk yine yağmur
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Koruma kalkanı





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet