Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Mayıs 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yiyecekler ve aşk sözcükleri

Sevgilim geçen gece kulağıma şöyle fısıldadı: "Kuşkonmazlı risotto yemeye ne dersin?" O anda kuşkonmazın bir afrodizyak olduğunu hatırladım ve bana hınzır bir mesaj vermek istediğini düşündüm


Aşk ve yemek sözlüklerinin sürekli kesişen özellikler taşıdığını görmek çok eğlenceli! Aşkın başlangıcında hepimiz şair oluruz: Kadife cilt şeftaliye benzer; sapsarı, yumuşak saçlar başak tarlalarını, gözler bademi, öpülecek (ya da yenilecek) dudaklar kirazı, yanaklar kırmızı, taze ve olgun elmaları andırır. En davetkar dudaklar etlidir ve çilek kokarlar (modacılar bize her ne kadar cılız kadın ve erkekleri sunsalar da, arzu edilen ve bizi kışkırtanlar daima "iştah açıcı" şekillere sahip olanlardır). İstenen ve hislerimizi harekete geçiren insanlar hep "iştah kabartan" kıvrımlara sahiptir!
Aşk-yemek dilinin ayrıntıları biraz komik (itiraf edelim ki, aşk hepimizi biraz aptallaştırıyor). Fransızlar aşklarını "mon chou" (benim lahanam) diye çağırıyorlar. Amerikalılar hayran oldukları kızlar için kurabiye anlamında "cookie", İngilizler ise seksi kadınları için "crumpet" (kızarmış ve yağlı ekmek) kelimelerini kullanıyorlar. Müslüman ülkeler dışında, genellikle tutkunun doruk noktasında, bize bu duyguyu yaşatan kişiye en şehvetli ses tonuyla "Ooooo domuzcuğum benim" diye fısıldanır.
Yatak odalarımızın mahremiyetinde kim bilir kaç tane gastronomiye bağlı deyim kullanılıyordur! Mesela İtalya'da bu romantik dakikalarda heyecanımızı ve şefkati dile getirmek için, uluslararası terminolojide de kullanılan, "Yeeeriiiiim seniii" dışında manavlardan feyz alınması beni çok eğlendiriyor. Evet, "soğancık", "kiraz", "bezelyecik", "patatesçik" İtalyan aşıklar tarafından en çok tercih edilen aşk kelimeleri arasında yer alıyor. Yani bu konuda konuşmayı pek seven, benim yaratıcılıkla ünlenmiş ülkemin insanlarının pek çoğu meyve ve sebze grubuna giren kısaltmaları kullanıyor! Türkiye'de bu eğilim daha çok pastane ve kasapla bağlantılı sözcükler ile renkleniyor. Derin bir iç çekiş ile aşık olunan kişiye bakılarak iştahla, klasik "tatlım", "şekerim", "bademim" yanında şehvetle "ciğerim", "gözüm", "yüreğim" diye bağrılıyor. "Gözünün yağını yiyeyim" gibi deyimler ise tabii ki mukayese bile kabul etmez.
Oğlumu küçükken öpücüklere boğarak "şekerpareeeeem" diyerek sevmeye bayılıyordum. Muhtemelen ona ne kadar iştahla baktığımın farkında bile değildim. Acaba çok mu fazla? Bir seferinde endişeyle bana bakarak (hep biraz temkinli olmuştur), "Annecim, aç mısın? Neden güzel bir tabak domatesli spagetti pişirip yemiyoruz?" dediğini hatırlıyorum.
Öpücükler, yemek ve şehvet içinde aşk hayalimizi taçlandırmak için "balayı" diyoruz! Maalesef ilişkilerde en leziz partner bile, bir süre sonra "ısıtılmış çorba" havasına bürünüyor. (Bu, ısıtılmış yemeği sevmeyen İtalyanların söylediği bir deyimin tercümesi. Anlamı şöyle: Her gün aynı yemeği yemekten sıkıldım. Yeteeer! Ne sıkıcı!)
Birlikte olduğum adam benden çok uzaklarda oturuyor. Bu yüzden ilişkimiz "ısıtılmış çorba" ama yeni ve sürpriz dolu "yemeklerle" devam ediyor. Geçen gece kulağıma şöyle fısıldadı: "Kuşkonmazlı risotto yemeye ne dersin?" O anda kuşkonmazın Yunan mitolojisinde, tanrıların fazla kullanımının zararlı olduğunu ilan ettikleri iştah kabartan ve erotik fantezileri ortaya çıkaran en afrodizyak gıdalardan biri olduğunu hatırladım. Ve bana hınzır bir mesaj vermek istediğini düşündüm. O ise, siyah önlüğünü giymiş, büyük şef havasında eline taze bir demet kuşkonmaz ve bir bıçak alarak tatlı bir gülümsemeyle şöyle dedi: "Canım çileğim, eğer risottomdan yemek istiyorsan, temizle bunları."

Taze kuşkonmazlı risotto
Malzemesi:
  • Pirinç

  • Kuşkonmaz

  • Soğan

  • İki kaşık zeytinyağı veya tereyağı

  • Biraz et suyu

  • Bir bardak kırmızı şarap

  • Tuz ve bir tutam karabiber.


  • Yapılışı:
    Kuşkonmazları iyice yıkayıp temizleyin ve birkaç dakika tuzlu suda kaynatın. Süzdükten sonra yumuşak tarafını parçalar halinde kesin. Soğanı yağda kavurun. Pirinci ekleyin, birkaç dakika karıştırdıktan sonra şarabı da ekleyin ve buharlaşmasını bekleyin. Pirinç kıvama gelinceye kadar yavaşça et suyu ile karıştırın. Tereyağı ve kuşkonmazları koyun. Son bir kez karıştırın ve karabiber serpin. Afiyet olsun!

    donatellapiatti@hotmail.com



    CUMARTESİ
    Üniversitelerde rock rüzgarı
    Dar paça geri dönüyor
    "Semazenlerin etekleri bana ilham verdi"
    Filmlerin vitrini afişler
    Tüm dünyadan ünlü kuklalar İstanbul'da
    Heidi 125 yaşında
    "Ben en çok uçakta şarkı sözü yazarım"
    Anneler Günü için hazırlıklar başladı
    Grafist 9 başlıyor
    Ücretsiz film gösterimleri
    Açık havada konser ve şenlik zamanı
    Yine soğuk yine yağmur
    ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
    Koruma kalkanı





    DONATELLA PİATTİ
    Sarıkız'ın Anıları
    Tuba Akyol
    İlhan Uçkan

    © 2005 Milliyet