|
 |
|
|
Premier Lig
Hiç kimse babasının hayrına bu takımlara bu kadar puan vermez. Fenerbahçe ve Trabzonspor öylesine bir maç oynadı ki, kıran kıranaydı.
Oyunun tamamına baktığımızda bu kadar tempoya rağmen çok fazla gol pozisyonu çıkmadı. Ama oyuncular herhalde üç gün kendilerine gelemeyecektir. Omuz omuza mücadele, bir yerde, bir havada itişmeler, hakikaten de ligimizde ender görülecek güzellikteydi.
Maça iki takım da kontrollü başladı. Fenerbahçe ideale yakın bir kadro ile sahaya çıkmıştı. Şenol Güneş de önce rakibini durdurmayı, oyunun devamında ise skora göre değişikliklere gitmeyi düşünmüştü, kamp yaptıkları otelde. Nitekim de öyle oldu. Gol yedikten hemen sonra orta sahadaki bir oyuncuyu çıkarıp Yattara'yı da aldı. Bu risk Fenerbahçe'nin forvet oyuncularının kontratakta etkisiz kalmasından ve önde oynayan Alex, Nobre, Anelka ve Tuncay'ın topu tutamamasından dolayı avantaja dönüştü.
Trabzonspor'un ikinci yarının başından itibaren kurduğu baskı golün geleceğini göstermişti. O anda, hatta hatta Yattara'nın girmesinden sonra Daum'un kenar oyuncularının yerlerini değiştirmesini beklerdim. Deniz'i sağa, Serkan'ı sola alıp, Yattara tehlikesini bir şekilde engellerdim. İkinci yarının başındaki yoğun baskı sırasında da son 15 dakikadaki değişiklikleri yapmış olsa kontrataklarla skoru değiştirebilirdi.
Fenerbahçe için en büyük şans tam demoralize olmuşken, penaltı golünü bulmasıydı. Ardından savunmaya çekildiği anda bu kez kaleye çabuk inebilen oyuncuları ile 75 dakika bulamadığı fırsatları son 15 dakikada yakaladı. Fenerbahçe'nin attığı ilk golün başlangıcı faul ise karar penaltı olmalıydı. Alex'in ortasında ise Luciano ofsayttı. Ama verilen penaltı da yüzde yüz doğruydu.
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|