Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Mayıs 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk...


Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Hoca, gazeteleri gördün mü; dünyanın para babaları Türkiye'yi göklere çıkarıyorlarmış, neden acaba?
Hoca:
- Herhalde yerde bırakıldığında, soyup soğana çevrildiğini bildiklerinden olacak, demiş.
* * *
Bazı çevrelerde gizli bir papatya falının sürdüğü söylenmekte:
- 3 Ekim'de AB üyeliği için müzakereler gerçekten başlayacak mı; başlamayacak mı?
Gerçi bazı militerler de şöyle diyorlar:
- Avrupa Birliği üyesi olmamak, dünyanın sonu değil!
Ancak asıl önemli olan "dünyanın sonu" olmaması değil; Tayyip Bey için "başbakanlığın sonu" olmaması...
* * *
Tek başına yaşayan Dursun adında biri, evinin yakınındaki bir meyhanede birkaç kadeh içip, biraz yarenlik etmek için dışarı çıkmaya karar vermiş. Belki bir dostu uğrar diye de, bir kâğıda "Dursun evde yok, birazdan gelecek" diye yazıp asmış kapıya...
Meyhanede "birkaç kadeh" beş kadehe; beş kadeh de, on kadehe dönüşünce...
Dursun, şaşılaşmış gözlerle; bir o yana, bir bu yana yalpalaya yalpalaya gelmiş evine...
Bakmış ki kapıda, "Dursun evde yok" yazıyor... Haydi yine dönmüş meyhaneye ve sormuş garsona:
- Sen Dursun'u gördün mü?
Garson:
- Dursun mu, demiş; Dursun sizsiniz, başka Dursun yok buralarda...
- Be... be... be... ben miyim... Ben miyim Dursun; ö... öy... öyleyse... he... hemen... eve dön... dönmem gerek... Biri bekliyor beni kapıda...
* * *
Biliyorsunuz bazıları düğmeye basıyor Türkiye'de ve sorular dolaşmaya başlıyor:
- Kim basıyor düğmeye?
Biri çıkıyor bazen:
- Kim basacak, sen basıyorsun, diyor...
Ben basıyorum düğmeye, sen basıyorsun düğmeye, kim basıyor düğmeye?..
Sanki hani düğmeye basanlar da, düğmeye basanları arıyor...
Derken TV ekranlarından genel ve siyasal bir aranmanın demeçleri:
- Bu vatan kimin? Bu vatan, hepimizin...
- ...
- Bizim kim olduğumuz belli... Kimse sormaya kalkmasın bizim kim olduğumuzu...
- ...
- Türkiye, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir...
- ...
- Kimsenin gücü yetmeyecektir istikrarı bozmaya...
- ...
- Birileri düğmeye bastı...
- ...
- Kim bastı düğmeye?
* * *
- Dursun evde yokmuş, sen gördün mü Dursun'u?
- Dursun sizsiniz, başka Dursun yok ki?
- Dursun ben miyim; öyleyse biri beni bekliyor kapıda...
* * *
130 bin öğretmen açığı var; binlerce doktor açığı; 3 bin kadar da mahkeme binası eksiği...
Gerekli önlemler alınıyor; vaktiyle de alınmıştı, vaktiyleden daha önce de alınmıştı...
Kadının biri karakola başvurmuş:
- Fırında bezelyeli tavuk pişirecektim; evde bezelye yoktu, kocam bir kutu konserve bezelye almak için dışarı çıktı; bir haftadan beri geri dönmedi, ne yapacağımı bilemiyorum, demiş...
Karakoldaki başkomiser:
- Madem öyle, demiş; siz de fırında tavuğu bezelyesiz pişirin...
Öğretmensiz okul, doktorsuz hastane, binasız mahkeme de, pekâlâ olabiliyor işte; koca eve gelmese de tavuğun fırında pekâlâ bezelyesiz pişirilebileceği gibi...
* * *
İncili Çavuş'a sormuşlar:
- Koltukları sayesinde yükselenler, kazara koltuklarını kaybederlerse ne olur?
- Doğal coğrafya çok üzüntü çeker...
- Neden ki?
- Eee... Küçük dağları kimler yaratacak o zaman?
* * *
Sağırın biri, bir parka girip biraz yürüdükten sonra, ağaçların altındaki banklardan birine oturmuş.
Az sonra, parktaki görevlilerden biri yaklaşmış yanına:
- Dikkatli olun, demiş; daha yeni boyandı bu bank...
Sağır, görevlinin oynayan dudaklarına bakıp, ne dediğini anlamaya çalışarak sormuş:
- Nasıl nasıl?..
- Yeşile, yeşile boyandı...
Söylentilere göre iktidardaki siyasetçiler, kendilerini anlamak istemeyenler için anlatıyorlarmış bu fıkrayı...
* * *
Borazan Tevfik, Bekri Mustafa'ya:
- Bekri, sen nasıl bakıyorsun kendisini dev aynasında görenlere, diye sormuş.
Bekri, elindeki şişeden bir fırt çektikten sonra:
- Büyüteçle, demiş.
* * *
Büyüklerimizin, yıllar ve yıllardan bu yana, ülke yararına neler yaptıklarını açıklayan demeçlerini, kısaca değerlendirerek bitirelim yazıyı:
"Bizim şeyhin kerameti, olur menkul kendinden"...

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk...
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
İçimizdeki İrlandalı
Çok ilginç tiplerdir "İçimizdeki İrlandalılar...
Fikret BİLA
Artık adam olacak çocuğu okutuyorlar
Milliyet Business ekinin Kayseri özel sayısı ...
Hasan CEMAL
Sabaha karşı!
Gece yarısından sonra saat üç suları. Canlı t...
Güneri CIVAOĞLU
Altın memeler
Mısır ve Kuşadası'nda dünkü patlamalar "terör...
Can DÜNDAR
Provokatörün dönüşü
"-Merhaba abi!"
Abbas GÜÇLÜ
Karma eğitimden vaz mı geçilecek?
Başbakan Erdoğan, Milliyet yazarları ile görü...
Semih İDİZ
Bizimki aile içi kavga
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün başlay...
Mehmet Y. YILMAZ
Ah bu şarkıların gözü kör olsun..
Geçenlerde katıldığım "alaturka" bir davette ...
Hasan PULUR
Adam gibi adamlar da hata yapar...
ARTIK yazabiliriz, okurların "Bu mu senin ada...
Derya SAZAK
Köprüçay'ı kurutmak
Doğa harikası Köprülü Kanyon'a can veren Köpr...
Meral TAMER
Başbakanlık makamı, dava açarak korunmaz
Meğer Vakit gazetesi karikatüristi Kemal Güle...
Ece TEMELKURAN
Erkekleri konuşturmak kolay mı?
Arkadaşlarım dergi çıkarıyor. Adı, İkidebir. ...
Tamer HEPER
Ağaçlar sökülemez
Büromun konumu itibariyle İstiklal Caddesi'nd...
Osman ULAGAY
Geçmişten bugüne 1 Mayıs'ı düşünürken
Aradan 28 yıl geçmiş. Bugün gene 1 Mayıs ve g...
Güngör URAS
Önce Köy Enstitüleri'ni, sonra köy okullarını kapattık
Milliyet gazetesinin, özellikle kızlarımızı h...
Serpil YILMAZ
Kilit adam cezaevinden mektup gönderdi
Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdür Vekili ...

© 2005 Milliyet