Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Mayıs 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Altın memeler


Mısır ve Kuşadası'nda dünkü patlamalar "terör" boyutu ötesinde "turizm" alarmıdır.
17 Kasım 1997'de Mısır'ın Luksor yöresinde Kraliçe Haçepsut Tapınağı'nı gezen kalabalık bir turist grubu üzerine köktendinciler saldırdılar.
Makineli tüfekler ve bombalar kullandılar. 66 turist öldürüldü. Dehşet verici ve insanlık adına yüz kızartıcı bir saldırıydı.
Döviz gelirinin dörtte üçünü turizmden sağlayan Mısır'a bütün rezervasyonlar ve uçuşlar iptal edildi.
Turist girişleri bıçakla kesilmişçesine durdu. 2 yıldan uzun süre Mısır'a turist girişi neredeyse sıfırdı.
Mısır, "altın memeli ineği" yeniden süt verir hale getirmek için küresel bir güvenlik ve kültür promosyonu başlattı.
Önce Fransa'nın eski güvenlik şefi ile anlaştı. Mısır'ın güvenliğini anlatan bir kampanyanın sözcüsü seçildi.
Onun verdiği güvence "referans" olarak etki yaptı.
Ardından Christian Jacq adlı bir yazarla anlaşma yapıldı.
Onun yazdığı "Mısır'ın tarihindeki Firavunlar dönemini yansıtan" Fransızca romanlar piyasaya sürüldü.
Bu romanlar, Türkçe dahil Avrupa dillerine de çevrildi.
İlgiyle okundu.
Ortaya koyduğu medeniyet harikasıyla Mısır, küresel turizmin ilgi odağı haline geldi.
Ülkeye turist nehri aktı.
Ancak dün patlayan bombalar düşündürücüdür.
"Acaba El Kaide'nin mi işi?"
Mısır'ın ABD ve İsrail'le yakınlaşması ve Irak'taki direnişçilere destek vermeyişi, "radikal İslamın silahlı yeraltı güçlerini" harekete geçirmiş olabilir.
Bu patlamalar sürerse, Mısır, 17 Kasım 1997 sonrasının "zor" yıllarına dönebilir.
.................
Kuşadası'ndaki patlama da, sıradan bir terör eylemi gibi görünmüyor.
Bombanın Atatürk heykeli altına bırakılmış olması her ne kadar "radikal İslam" parmak izlerini arattırıyor ise de, bunun -Tanrı korusun- turistik yörelere yayılabilecek bir planlı PKK saldırılar dizisinin ilk eylemi olabileceği kuşkusunu da veriyor.
Turizm, Türkiye'nin en önemli döviz girdilerinden biri.
Ancak...
Sadece ekonomik bir gösterge olarak algılamak yanlıştır.
Milyonlarca turist, Türkiye'nin Batı'daki lobi ajanları olarak da görülmelidir.
Hele Türkiye'de taşınmaz mal alan yabancılar, bu toprakların birer yabancı uyruklu avukatları haline gelirler.
Bu süreç Türkiye'de henüz başlangıçta.
Hedef... 40 milyar dolar turist geliri...
Fransa, İtalya örnekleri dikkate alınırsa, hayal değil.
Öte yandan bir yılda yabancılara 1 milyar dolarlık taşınmaz satışı olmuş.
Türkiye kıyıları, özellikle İngiliz ve İrlandalılar için "ikinci ev" tutkusuna dönüşmekte.
Avrupa'nın taşınmaz mal fuarında binlerce Türk evi pazarlanmakta.
Bunlar et/balık, peynir, zeytin, meyve yiyecek, lokantaları dolduracak. Meşrubat, su, meyve suyu, içki içecekler. Bu toprakların insanları olacaklar.
Ama... Kıyı yörelerinde art arda bombalar patlamaya başlarsa, hepsi hayal...
Yazının başlarında yansıttığım Mısır örneği, bu karanlık olasılığın kafalara dank etmesi içindir.
................
Bir yandan El-Kaide bağlantılı "radikal İslam"ın terör örgütleri, öte yandan PKK'nın "Ekonominin damarlarını keseceğiz, turizmi durduracağız" tehditleri, güvenlik sorununu, gündemin ilk sıralarına taşımıştır.
Bu patlama bir sınavdı.
Böyle bir durumda -üstelik ihbar nedeniyle ilçe polisi tetikte beklerken- kuşkulu paketin manav çıkışı içinde sebze dolu poşet gibi kucağa alınarak polis aracına taşınması, akıl alır şey değil. Bunu yaparken yaşamını yitiren başkomisere rahmet, ailesine ve camiaya başsağlığı diliyoruz ama bu büyük hatanın hesabının sorulması gereğini de, -altını çizerek- vurgulamalıyız.
Turizm yörelerine gerçekten uzman polisler gönderilmeli.
Değil böyle patlamayan paketi patlatmak... Patlama olasılığı yüksek durumları dahi kimseye sezdirmeden zararsız hale getirecek yöntemler uygulanmalıdır.
Birkaç küçük paket, Türkiye'nin yol haritasını kundaklayabilir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk...
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
İçimizdeki İrlandalı
Çok ilginç tiplerdir "İçimizdeki İrlandalılar...
Fikret BİLA
Artık adam olacak çocuğu okutuyorlar
Milliyet Business ekinin Kayseri özel sayısı ...
Hasan CEMAL
Sabaha karşı!
Gece yarısından sonra saat üç suları. Canlı t...
Güneri CIVAOĞLU
Altın memeler
Mısır ve Kuşadası'nda dünkü patlamalar "terör...
Can DÜNDAR
Provokatörün dönüşü
"-Merhaba abi!"
Abbas GÜÇLÜ
Karma eğitimden vaz mı geçilecek?
Başbakan Erdoğan, Milliyet yazarları ile görü...
Semih İDİZ
Bizimki aile içi kavga
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün başlay...
Mehmet Y. YILMAZ
Ah bu şarkıların gözü kör olsun..
Geçenlerde katıldığım "alaturka" bir davette ...
Hasan PULUR
Adam gibi adamlar da hata yapar...
ARTIK yazabiliriz, okurların "Bu mu senin ada...
Derya SAZAK
Köprüçay'ı kurutmak
Doğa harikası Köprülü Kanyon'a can veren Köpr...
Meral TAMER
Başbakanlık makamı, dava açarak korunmaz
Meğer Vakit gazetesi karikatüristi Kemal Güle...
Ece TEMELKURAN
Erkekleri konuşturmak kolay mı?
Arkadaşlarım dergi çıkarıyor. Adı, İkidebir. ...
Tamer HEPER
Ağaçlar sökülemez
Büromun konumu itibariyle İstiklal Caddesi'nd...
Osman ULAGAY
Geçmişten bugüne 1 Mayıs'ı düşünürken
Aradan 28 yıl geçmiş. Bugün gene 1 Mayıs ve g...
Güngör URAS
Önce Köy Enstitüleri'ni, sonra köy okullarını kapattık
Milliyet gazetesinin, özellikle kızlarımızı h...
Serpil YILMAZ
Kilit adam cezaevinden mektup gönderdi
Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdür Vekili ...

© 2005 Milliyet