Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Mayıs 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kapitalizmde "sömürü"den, "piyasaları genişletme" dönemine...


Evrensel kapitalizmin gözleri, yavaş yavaş Türkiye'ye de takılmaya başladı. Dış yatırımlar gitgide artacağa benziyor...
Bundan 40-50 yıl önce olsaydı, evrensel kapitalizmin Türkiye'ye doğru da burnunu uzatmaya başlamasına; "ucuz işçi gücünü sömüreceği" gerekçesiyle gücümüz yettiğince karşı çıkar ve yine "sınıfı, sınıfa düşürmekten; milli çıkarlara aykırı hareketten; devletle hükümetin manevi kişiliğine hakaretten", boylardık ağır ceza mahkemelerini; belki de yine cezaevlerini...
***
Modern teknoloji sayesinde enerji kaynaklarının değişmeye başlaması ve yeni üretim düzeninde işçi sınıfının kol gücünü kullanma yerine, devreye; elektroniğin, otomasyonun, robotların ve hatta nükleer enerjiyle hidrojenin girmesi sonucu; kapitalizm, "bilimsel ve evrensel ekonomi"nin motoruna bağlı bir değirmen taşı oldu.
İşçi sınıfının gövdesel enerjisini çok aşan yeni üretim düzeninde, kullanıma sunulan mal doğurganlığı yaygınlaşıp pıtıraklaşmada...
Elektronik mutfak eşyası, otomobiller, TV ekranları, cep telefonları, dijital kameralar vs...
***
İşçi sınıfı gövdesel enerjisinin yarattığı "katma değeri"; "piyasanın saptadığı yevmiyelerle" sömürerek, kâr etme dönemi noktalanmakta...
İşçi sınıfının sömürüsüne dayalı üretim modeli, ekonomide ilkel bir dönemin modeliydi.
Nüfusun önemli bir kesimini oluşturan işçi sınıfı, yoksulluktan kurtulamadığı için; üretilen malları satın alma olanağından da yoksundu. Tüketici pazarını genişletemiyordu.
Ve yeni üretim düzeninde mal doğurganlığı artınca; yoksulları da zenginleştirip, müşteri sayısını çoğaltmak zorunluğu çıktı ortaya...
***
Yoksulları da zenginleştirmek ve tüketim pazarlarını genişletmek...
Ama nasıl?
Yoksulluğun tek nedeni, ilkel kapitalizmin işçi sınıfını sömürüsü değildi sadece...
***
Fransız İhtilali'nden sonra ortaya çıkan "ulus-devlet" modelinde; Hazine'den geçinmeli sivil-asker bürokrasisiyle, politikacılardan oluşan "yönetici kesim"; "yönetilenlerin çıkarları" doğrultusundan daha çok, kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlardı ekonomik olanakları ve piyasaların genişlemesini engelliyorlardı.
***
Son dönemlerde Türkiye'de de albenili tüketim malları, doldurup gitmekte süpermarketleri...
Ulusal gelirin yüzde 40'ını kullanan, nüfusun 7 milyonluk üst kesimi, en az 50 milyonluk bir kesimin ağzını sulandırıyor.
İstanbul'un genç şoförü de bir an önce zengin olmak istiyor, taşranın ne yapacağını bilemeyen türbanlı genç kızı da...
Yıllardır bizim görüp dile getirmeye çalıştığımız bu tablo, evrensel ekonominin dikkatini çekmiyor muydu acaba?
***
Ne yapmalı ki, bir de sadece "devletler"i piyasa olarak kullanan silah endüstrisi vardı. Tüketim malı müşterilerinin artmasını engelleyen silah endüstrisi...
Özellikle de ABD dış politikası, Türkiye'yi hamasi bir silah müşterisi ve ucuz bir kahraman deposu olarak görmeyi yeğliyordu.
Soğuk Savaş'ın bitimiyle, şimdi artık bu dönem de aşılmada...
***
Global sermaye Türkiye'ye doğru da dümen kırmada... Eski dönemlerin kol gücü sömürüsü, artık zembereğini tüketicilerin artması üstüne kuruyor...
Tüketin tosunlarım, tüketin... Tatile çıkın tüketin, yeni evler alın tüketin, cep telefonlarınızı değiştirip tüketin...
Sömürü yerine, sürümden kazanma dönemleri...
Evet ama...
Para nasıl kazanılacak?
Türkiye'nin oligarşik yapısının tepeden tırnağa değişmesi gerek. Türkiye'nin ise, iç dinamikleri yeterli değil buna...
O nedenle de dış dinamikler hareketlenmede...
***
Dış dinamikler hareketlenmede ve Almanya Başbakanı Schröder, 600 Alman işadamıyla gelmekte Türkiye'ye...
Elbet Türkiye'nin demode oligarşik yapısı üstüne bağdaş kurmuş olanlar; tüm güçleriyle karşı çıkacaklardır yerel statükonun değişmesine...
20 yıl kadar süreceğe benzeyen birtakım çalkantılar yaşanacaktır buralarda da...
***
Bir de şöyle bir hesap yapmak gerekir, buzlanmış beyinleri ılıtmak için:
6.5 milyar nüfuslu dünyada her saniye, 500 milyon kadın-erkek çiftleşme halinde...
Bu çiftleşmelerden yüzde 40 oranında bebekler doğacak... Doğanın üretim fabrikası çalışmada...
Tazelenen nüfusunun yüzde kaçı, politik nedenlerden ötürü silahlarla öldürülürse; yılda zaten 1 trilyon dolarlık silah satışı yapan silah endüstrisi ne kazanır?
Bir yanda doğa fabrikası, bir yanda silah fabrikası...
***
Ancak silah fabrikasının politik gerekçeler arkasında öldürdüğü her kurbanla; tüketici sayısını artırmaya çalışan modern ekonominin de bir alıcı müşterisi ölmekte...
Silah endüstrisinin çıkarlarıyla, tüketim malı üreticilerinin çıkarları çatışmada...
Her iki Dünya savaşından sonra, nasıl oldu da Avrupa Birliği doğdu? Çünkü savaşlarda adam öldürmenin kârı bitti...
***
Şimdi Irak'ta Müslümanlar öldürüyor birbirini... Bir anda da sıfırlayamazsınız silahçıların kârını...
50 yıl önce çıkmıştı "savaş yapma, aşk yap" sloganları...
Günümüzün gizli sloganı ise "Silah alma, yaşamayı al"dır...
Küreselleşme Türkiye'yi de sarmaladıkça; bu yeni slogan da, kökleşip çiçekleneceğe benzer...
***
Ve kuzum artık kimse gitmesin futbol maçlarına:
- Biz buraya ölmeye geldik, diye...
Bu kadar saçma sapan olmanın ne anlamı var ki?..

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Blair, ekonomi, sağ ve sol
İNGİLİZ seçimlerini Tony Blair kazandı! Muhaf...
Çetin ALTAN
Kapitalizmde "sömürü"den, "piyasaları genişletme" dönemine...
Evrensel kapitalizmin gözleri, yavaş yavaş Tü...
Melih AŞIK
Abesle iştigal...
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder"in iki gün...
Fikret BİLA
İngiltere üzerinden tebligat
Rum yönetiminin KKTC'de, Güney'den pasaport a...
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan çok Gül'ün adı var
Konya nasıl bir kale ise Kayseri de öyle. Bir...
Güneri CIVAOĞLU
Türk diasporası
Almanya'da kayıtlı Ermeni sayısı 12 bin. Oy k...
Abbas GÜÇLÜ
Kars model kent olma yolunda
Türkiye, enteresan bir ülke. Kars'ta adeta şo...
Hurşit GÜNEŞ
Merkez kotasyon indirmeli mi?
Piyasalarda Merkez Bankası'nın (MB) faiz oran...
Sami KOHEN
Kuzey cephesinde yeni "bir şey" var...
IRAK'ta seçimlerin gerçekleşmesi ve yeni hükü...
Mehmet Y. YILMAZ
Trafik sorununu çözmek zorundayız
İstanbul'da yaşayıp da trafik sorunundan şikâ...
Faik ÖZTRAK
Yurtdışında yerleşiklerin DİBS iştahı
Konsolide bütçenin borç stokunun GSMH içindek...
Hasan PULUR
İsviçre savcısı ve saat kaçakçısı...
DÜNKÜ yazımızın sonunda, İsviçre'nin, bizim T...
Derya SAZAK
Blair ve yeni sol
İngiltere'de seçimin galibi, üçüncü kez Tony ...
Meral TAMER
Ambleme her tık, 1 kızın günlük harçlığı olsun
Dün sabahın ilk saatlerini Karslı genç kızlar...
Ece TEMELKURAN
Esin gürleyin efendiler!
İzlememiş olanlar, futbolla ilgili olmayanlar...
Güngör URAS
'Orjin'den 250 milyon dolarlık yatırım
Orjin Grup küçük bir konfeksiyon atölyesiydi....
Serpil YILMAZ
Şansölye'den "Win Win" (*)
Son bir yıl içinde ikinci kez bu alkışları du...
M. Ali BİRAND
Schroder, tek kelimeyle muhteşemdi
Türkiye'de birşeyler oluyor, ancak biz farkın...

© 2005 Milliyet