
|
|
|
 |
|
|
Eğlence dünyasında kriz
Turizm sektöründe faaliyet gösteren ve çok sayıda işsizin olduğu ülkemizde 1 milyon kişiye iş olanağı yaratan restoran, bar, gece kulübü işletmecileri ayakta durabilmek için büyük sorunlarla mücadele ediyor...
Türkiye'de turizmin ve ekonominin önemli bir ayağını oluşturan restoran, kulüp ve barların sorunlarını konuşmak için TURYİD (Turizm Restoran ve Kulüp Yatırımcıları İşletmecileri Derneği) yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldik. Kimler mi vardı toplantıda; Barış Tansever (Sunset), Kaya Demirer (Niş), Cihan Bingöl (Mezzaluna), Rıza Büyükuğur (Anjelique, Wan-na, Vogue), Ertuğrul Karabulut (Bebek Balıkçısı), Sinan Özoral (Pazzeria Pino), Hakan Özkaykı (Fishmekan), Ali Rıza Yılmaz (Park Fora). Amaç yaz sezonunun başladığı şu günlerde bazı sorunlara çözüm üretmekti. Gerçekten eğlence dünyasında büyük sorunlar var. Ruhsatların belediyeye geçmesi ve ruhsat sorunu, KDV, gürültü kirliliği, hükümetin yaptığı yüksek orandaki ÖTV zamları, belediyenin verdiği kapama ve yıkım kararları, turizm işletme belgelerinin en üst düzeyde belge olma fonksiyonunu yitirmesi ve daha neler neler var insanın içini acıtan. Buyrun...
BARIŞ TANSEVER: Sadece İstanbul'da TURYİD'e 65 mekan sahibi üye. Hepsi de işletmeci ve patron seviyesinde. İstanbul'da irili ufaklı 14 bin mekan var. Buralarda toplam 210 bin kişi çalışıyor. Aileleriyle birlikte 1 milyon kişi ekmek yiyor bu işten. Türkiye'de hizmet sektörünün büyümesi gerekiyor. Biz TURYİD'i kurana kadar ortada turizm açısından kimler vardı? Seyahat acentaları, oteller birliği vs. Ama turizmin üçüncü bacağı olan lokanta, restoran, eğlence yerleri eksikti. Halbuki Avrupa'da bir turist, parasının yüzde 42'sini yiyecek-içecek sektörüne harcıyor. Bu yüzden İstanbul'a gelen turist sayısını arttırmamız gerekirken ne yapıyorlar: Bir taraftan eğlence vergisi, bir taraftan alkollü içkilere zam yapıyorlar. Alkollü içkilere yapılan bu zammın manası yok. Bu kadar anormal vergiler olunca hem üreticiyi hem de tüketiciyi cezalandırmış oluyorlar. Adam Avrupa'nın bir ülkesinden geliyor, kendi ülkesinden daha pahalıya şarap içiyor. Bizim de kullandığımız gıda ve içkinin dünya standartlarında tedariki ve dünya standardında fiyatlandırılması lazım. Yeni ruhsat almak isteyen bir işletmenin turizm belgesi alma imkanı yoksa kimden ve nasıl ruhsat alacağı tamamen bilmece. Yeni ruhsat almak isteyen yerler belediye ve emniyet arasında pinpon topu gibi gidip geliyor. Eskiden bütün bu belgelerin üstündeydi turizm işletme belgesi. Turizm işletme belgesi artık bu fonksiyonunu yitirdi. Turizm işletme belgesini en son 360 almıştı. Aldıktan sonra dediler ki "Turizm işletme belgesinin geçerli olması için belediyeden işyeri açma ruhsatı almanız gerekiyor." Ne oldu? Bütün yatırımını yapmış adam bir daha belediyenin kapısını çalmak zorunda kaldı. Yani tamamen belediyenin elindesin. Bizim sektörün en önemli sorunlarından biri KDV. Akdeniz çanağında yer alan ülkelerde turizm sektöründeki KDV yüzde 5.5-8 arasında değişirken Türkiye'de yüzde 18 gibi bir rakam. Böyle bir vergi oranı görülmemiştir. Bir taraftan turizm gelirlerini arttırmaya çalışıyorsunuz, bir taraftan turizmi korkunç vergilendiriyorsunuz.
KAYA DEMİRER: Eğer KDV vergi oranı belli bir miktar düşerse bence toplanan vergi oranında düşüş olmayacak. Aksine artış olacak. Çünkü çok açık ifade etmek gerekirse özellikle bar işi ağırlıklı işletmeler KDV oranları mantıklı olduğu sürece resmi çalışmaktan çok daha fazla memnun olacak.
BARIŞ TANSEVER: Turizmde rekabetten, vergi sorunlarından söz ediyoruz. Tüm vergi oranları, İstanbul'da bir bardak viskiyi neredeyse New York'tan daha pahalıya satılır hale getirdi. Bunun sorumlusu bu tür vergilendirmeler. Bu kadar pahalı fiyat politikası turizmde neler yaratacak? Rekabet gücü azalacak, bir süre sonra da 15 dolara viski içmek istemeyecek müşteri.
ALİ RIZA YILMAZ: Başkanımızın sektör sorunları ile ilgili söylediklerine katılıyorum. Bu yüzden de çağrıda bulunmak istiyorum; TURYİD olarak sektörün tüm sorunlarını biliyoruz. Bunlar, sadece TURYİD'in sorunları değil. Ülkemizde, özellikle İstanbul'da bir gerçek var; Biz sektör olarak örgütsüz durumdayız. Bu sektörün sahipleri olarak sorunları çözebilmemiz için birleşmemiz şart. Balıkçılık sektöründe de balık açısından kötü bir sezon geçirdik. Deniz ve çevre kirliliği konusunda çok sorunlarımız var. Denizlerimiz çok kirli, yeterince sağlıklı balık avlanamıyor. Bu sene iklim ve doğa şartları da kötü gitti. Dolayısıyla balıkları bulamadık, bulduğumuz balıkları da çok pahalıya aldık. Özellikle kalkan balığı sezonunun gelmesini istemiyoruz. Çünkü kilosunu 60-80 milyona alıyoruz. Kesip temizledikten sonra bir kilo kalkan, bir porsiyon kalkan oluyor. Maliyeti 60-70 milyon. Bunu kaça satacaksınız?
CİHAN BİNGÖL: Geçenlerde Turizm Bakanı'nın bir yorumunu naklettiler. "Ben asla turizme karşı değilim" demiş. Böyle bir şey söylemişse gerçekten talihsiz bir laf etmiş. Turizm Bakanı'nın ağzından çıkmaması gereken bir laf. Dış ticaret dengemizdeki en büyük boşluklardan birini turizm oluşturuyor. Durum böyleyken biz bindiğimiz dalı kesiyoruz.
RIZA BÜYÜKUĞUR: Kayıt dışı ekonomiden gayri resmi üreticiler ortaya çıkmaya başladı. Bundan dolayı da bir çok insan zarar gördü. Sezon olarak kış sezonunu iyi geçirmek bir şey ifade etmiyor. Mekan iyi çalışsa da kâr edemiyoruz. Benim en önemli sıkıntım bürokrasi. Yani biz artık işi gücü bıraktık, 'Bürokrasi ile nasıl savaşırız?'a bakıyoruz. Yok belediyenin eğlence, çöp, tabela vergileri, yok telif hakları, ruhsatlar derken kendi turistik işimizi yapamaz hale geldik.
İşler artık iki güne düştü
KAYA DEMİRER: Kış sezonu konusunda ben de Rıza gibi düşünüyorum. Hafta içi ile hafta sonu arasında ciddi bir fark var. Bunun nedeni belli; Vergi artışları fiyata yansıyınca yüzde 90 yerli müşteriye hitap eden bu işletmeler zorda kaldı. Faizlerin ve enflasyonun ortadan kalkması, dövizdeki dalgalanmanın bitmesi sonucu çok kolay para kazanan kesim piyasadan elini-eteğini çekti. Gerçekten alın teriyle para kazanan kesim haftada bir ya da iki gece yemek yemeye başladı. Eğlence alışkanlıkları kısıtlanınca işletmelerde hafta sonu ve hafta içi gibi ciddi farklılıklar oldu. Bu da kârımızı son derece etkiledi. Hafta sonu çok iyi iş yapan işletmelerimize kimse gelip de pazartesi gecelerini sormuyor. İkinci bir nokta daha var; 2.5 milyon turist İstanbul'a geliyor. Bunun çoğu Sultanahmet'te kalıyor ve Avrupa yakasını bilmiyor. Ben hafta sonu eğlence ve kültür turizminin birleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Böylece hafta sonu turları Avrupa'dan İstanbul'a kayabilir. Buraya biraz yatırım yapılması ve katkıda bulunulması gerektiğini düşünüyorum.
ERTUĞRUL KARABULUT: Türkiye'de bu sektörün ödediği KDV oranı çok mühim bir konu iken devlet bunu görmezden geliyor. Bizim onlara her ay aktardığımız sıcak parayı yok sayıyorlar. Vergi memuruna bile bir şey anlatamıyoruz. Ülkemizde bu kadar para ödeyen başka bir işletme var mı?
SİNAN ÖZORAL: Avrupa Birliği bize rekabet getirecek. Herkesin kendini bu yeni döneme hazırlaması gerek. Çok içler acısı durumlar var bizim sektörde. Yani adamın ticaretle alakası yok, defter tutmuyor, vergi vermiyor, sıhhi olmayan malzemeler kullanıyor.
sdudek@posta.com.tr
|
|
|


|
|