Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Mayıs 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ersun ve Ankaralı Turgut

Ersun Yanal'ın yolu Milli Takım'a düştüğünde "Bizans'a doğru yollanmıştı." Tıpkı bir zamanlar binbir umutla İstanbul'a gelen Ankaralı Turgut gibi. Ama Turgut için İstanbul ambiyans zayıflığıydı. Korkarım Ersun Yanal için de aynı şeyler söz konusu olacak...

HABER YORUM - HAKAN DİLEK


Ankaralı Turgut'un müziğini nereye koyarız hayatımızda? Bir kıvrak oyun havası mıdır? Sadece öyledir diyenler yanılır... Bir başka yanılgı yaşar başka türlü bir müzikal durum arayanlar. Biraz sünnet düğünü, biraz hüzün, biraz başı hoş oyun havasıdır Turgut. "Duydun mu?", "Tahta Kafa!"-ki sevgiliye isyan şarkısıdır!- "Anneme Deyivereceğim!", "Ne Yersin!", "Sıra Sende!", "İstedim de vermiyo!" adlı nağmeleriyle kıvrılmıştır alem incelerekten. Sabah Şekeri cinsinden programlarda sıkça görürdük hatırladınız mı? Telefonla o programlara katılanların söylediğidir Turgut belki de bizim için; "Seni çocuğumuz gibi seviyoruz, mahallemizin bir abisisin icabında!" Elektronik bağlama ritminin en cevval misket versiyonuydu Turgut benim için. Ankara havasına kattığı yorumu sevmeyenimiz var mı? Sevmeyen parmak kaldırsın!-indir elini çocuk!-
Ankaragücü eski kaptanı Yılmaz galibiyetle biten bir maçın ardından misket oynamıştı. Ne hoş görüntüydü, hala unutamıyorum. Van Hooijdonk büyük olasılıkla o görüntüleri izlemiş. O da Fenerbahçe formasıyla attığı bir golden sonra çiftetelli tutturduydu sahanın ortasında. İşte bu oyun havaları birer ambiyans işi demek ki. Ankaralı Yılmaz'la elin Hollandalısını buluşturan şey; ambiyans.
Peki Ankaralı Turgut'la Ersun Yanal nerede buluşur? Aynı karede, aynı fotoğrafta?.. Çok çekmiş, görmüş, geçirmişliğin kalenderliğiyle müsemma insanlar oluşu ve elbette ki 'olaya' Ankara'dan katılmış olmaları. Başka ortak noktaları bulunur mu? Aradık diyelim; buluruz! Yazının ve dilin kemiği yok... İkisi de mahalleden, memleket çocuğu... Karşılaşsalar bu minvalde bir sohbet parlatır, birbirlerini anlayacak ve sevecek kadar halleşirler diye düşünüyorum. Ersun hoca da Turgut gibi büyük yetersizliklerden gelmiş, Denizlispor Yıldız Takımı'ndan Gençlerbirliği'ne, oradan Milli Takım'a kadar vakarı, duruşu ve yarattığı tartışmalarla yaşadı...
Mahalledendi, arkadaştı, dosttu, paylaşımcıydı, ilkeliydi, öğretmendi... Sonunda insanı insana yakınlaştıracak erdemleri vardı, dürüsttü; topçularının aylığını kendi parasıyla ödeyecek kadar -böylesini bir de Fatih Terim yapmıştı-. Yakınlaştık bu tutumu dolayısıyla ona, sevdik.
Milli Takımlar sorumlusuydu Ersun Yanal. Bozkırın ortasından İstanbul cangılına gelmişti. Aynı ambiyansı yakalamaya çalıştı belki. Sustu, verdiği görüntüyle rahatsız etti, şu Cafer s..tı bez getir vakası, Hakan Şükür olayı... Olay işte; İstanbul, gözünün üstünde kaşın var dediklerin için en büyük tehlike olacağın memleket; "bilmem kaç kocadan arta kalmış bâkir!"
Bizans işte... Turgut da zamanında bunu görmüş -rivayet o ki- Cihangir'in cirlop gibi stüdyolarında kaset doldurmaya zorlanmış, ambiyans tutturamayan dümbelekçisini, kemancısını kaptığı gibi 'haydin şoparlar' diye ünlemiş esmer kardeşlerimize 'Ankara'dır bizim yerimiz, Çinçin'e Çinçin'e!" diyerek gerisin geri dönmüş... Olay! Budur aslında... Futbol ve konser kolektif bir durumdur. Kader birliği vardır ikisinde de. Burada ise olay hep tek kişiliktir! İstanbul yalnızlıkların kentidir. Başarılarda tek kişi vardır, başarısızlıklarda da odur üzerine abanılacak olan, durum fiililivatanın bütün inceliklerine uygundur olay kentte! 'Ne kadar uyarsa o kadar ister!' kentidir İstanbul. Ankara'da en çok Kale'nin gölgesi düşer adamın üstüne. Futbolun iliğini bilirim diyen Cavcav bile inanır sana oralarda.
Futbol da müzikal uyumu yakalamış bir müzikal topluluk gerektirir. Ambiyans olmazsa olmaz o işler. Ankaralı Turgut indimizde hâlâ Ankaralı Turgut'tur ve öyle de kalacaktır.
Bilemediğin şey buydu belki... Milli Takımlar Sorumluluğu'ndan A Milli Takım Teknik Direktörlüğü'ne çekilişi, geçenlerde bir üniversitede katıldığı panelde yaşadığı zor anları geliyor gözümün önüne.....
Fatih Terim de bilemediydi bir zaman "hayatta topun hep aynı köşeye gelmeyeceğini!" Albert Camus'u bilmeliydiler belki... Ne diyelim; Camus'a selam, oyuna devam...




SPOR
Yangın var
'Bu devlet hepimizin'
Ersun ve Ankaralı Turgut
Şimdi de Tardelli
Daum: Size yakışanı yapın
'Finalden farkı yok'
Tehlikeli tırmanış
Doping alarmı
Çözülme başladı
CHP tepkisi
Müthiş randevu
Ulusoy'dan yaylım ateş
Güler misin ağlar mısın?
Tandoğan'ın yerine İlhan
Ayhan'da sona doğru
'Seneye yokum'
Kayseri tek yürek
Svetoslav rüzgârı
Şike biliniyor (mu?)
Liverpool bilmecesi
Parma'nın isyanı
Abramovich'i CSKA güldürdü
Taraflı tarafsız
F1 heyecanı İspanya'da
Hewitt baba oluyor
Basın, Lampard'ı seçti
Tarihten yapraklar
Siz hakem olsaydınız
Haber turu...
180 dakikalık denklem
Kadrajdaki dünya
Futbol sevinci yaşayın
'Ufuk'ta neler var?
Sponsorluk Yasası (2)
At yarışları
Aslan lige tutundu: 96-79
Boston-Houston pes etmedi





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Fevzi AKSOY
Futbol sevinci yaşayın
Şimdi mantığımızı işletelim. Milli Takımımız ...
Cemal ERSEN
'Ufuk'ta neler var?
Ufuk Özerten'in Merkez Hakem Kurulu başkanlığ...
Yavuz KOCAÖMER
Sponsorluk Yasası (2)
Yasanın çıkmasının üzerinden bir yıldan fazla...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet