|
Demokrasinin sol kanadı
İŞÇİ Partisi'nin İngiltere'de üçüncü defa seçim kazanmasından alınacak çok ders var. Hem "parti" hem "sosyal demokrasi" kavramları açısından...
Blair'in başarısında en önemli etken, ekonomiyi iyi yönetmiş olmasıdır, bunun da 'teknik' mimarı, Hazine Bakanı Gordon Brown'dır!
Brown 'teknik' bir iktisatçı ama siyaseten karizmatik bir kişiliği de var. Birçok kimse onun, dört yıl sonraki seçimlere kalmadan Blair'in yerine başbakan olacağına inanıyor.
Brown ile Blair'in arası iyi değildir; kavgalıdırlar. Ama seçimlerde el ele verdiler, "parti için" canla başla çalıştılar!
Blair, Brown'ı harcamaya kalkmadı! Aksine, 1997'den beri Brown'ı ekonominin başında tutuyor. Brown da bu sayede İngiliz ekonomisini çok iyi yönettiği gibi, kendi liderliğinin de yolunu hazırlamış oldu!
* * *
GORDON Brown ekonomi profesörü; gazeteciliği de var. 1985'te partisinin "sınai kalkınma sözcüsü", 1987'de "gölge hazine müsteşarı", ardından 1989'da "gölge hazine bakanı" oluyor. Blair bu yetenekli ve karizmatik iktisatçıyı 1997'den beri Hazine Bakanı olarak ekonominin başında tutuyor!
Bu arada İşçi Partisi'nin teorisyeni Anthony Giddens'i de unutmamak lazım. "Üçüncü Yol" kitabının yazarı Giddens, devletçilikten ayrılan ama liberalizme göre sosyal politikalara daha büyük önem veren "sosyal piyasa ekonomisi" fikrinin teorisyenidir.
İngiliz kamuoyu, yaşadığı tecrübelerle, "Solcular iş bilmezler, ekonomiyi yönetemezler" diye düşünüyordu. Kaynakları sendikaların isteklerine göre dağıtarak İngiltere'yi "Avrupa'nın hasta ekonomisi" yapan, onlardı!
Thatcher, ağır ameliyatlarla bu hastayı yataktan kaldırmıştı.
Blair ve arkadaşları solu yenilediler, "solcular da ekonomiyi iyi yönetebilir" kanaatini vererek iktidara geldiler, iyi de yönettiler ve işte üçüncü defa seçimleri kazandılar.
* * *
CHP niye bunları yapamıyor?!!
Evvela "parti" kavramı... Bizden ve Fransızlardan farklı olarak, İngiliz tarihinde "parti kapatma" yoktur! Muhafazakâr Parti yüzyılların partisidir. Sanayileşme sürecinde Liberal Parti geriledi, sendikaların kurduğu İşçi Partisi güçlendi. İşçi Partisi de asırlık bir kurumdur. Gelenekleri, iç kurumları ve "parti terbiyesi" oturmuştur.
Brown'ın kariyeri de "kurumlaşmış parti"lerin adam yetiştirmesi konusunda iyi bir örnektir.
Blair, Brown'ı tasfiye etmek isteseydi bile "parti kurumu" buna izin vermezdi.
Bizde kurumlaşamamak sadece CHP'nin değil, bütün partilerimizin sorunudur. Bir asır öncesine gitmeyelim, yarım asır önceki partilerimiz nerede?
"Teori"ye gelince... Bizde CHP ile geniş halk kitleleri arasında "kültür çatışması" var; CHP "ekonomi dili" ile konuşmadığı gibi, oy alabileceği sosyal kesimlerin kültür diliyle de konuşmuyor.
İngiliz tarihinde "kültür devrimi" değil, sosyal sınıflar sorunu vardır. Blair ve arkadaşları hem "ekonomi dili"ni iyi konuştu, hem muhafazakâr değerlerle barışıktılar.
Demokraside bazı sorunları sağ, bazı sorunları sol daha iyi çözer. Biz böyle bir iktidar nöbetleşmesini yapamıyoruz. CHP'nin de Ay'dan "halk" getiremeyeceğimize göre, İşçi Partisi gibi kendini yenilemesi ve halkla barışık olması gerekiyor.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|