Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Mayıs 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Üç günlük denizcilik sonunda bilgelik!


Dün tıraş olmamıştım. Bugün de olmadım. Üç günlük sakalla ortalıkta dolaşmayalı ne kadar oldu bilmiyorum. Bavulumu alıp yatılı okulun kapısından çıktığım son günden beri ilk kez "yatılı" gibiyim yine..
Tıraş olmak yok.. Kızlar yok.. Giyinip süslenmek gerekmiyor.. Aynı tişörtle üç gün geçebiliyormuş meğerse..
Dört erkek, bir teknenin içinde bütün gün "geyik" yaparak Marmaris Körfezi ve Hisarönü Körfezi'nde bir aşağı bir yukarı dolaşıp duruyoruz.
Zaman zaman yanımızdan geçen başka yelkenlilerle gizli bir yarış yaptığımız da oluyor ama "rakiplerin" bundan haberi olmadığı için her seferinde kazanan biz oluyoruz!
Seneka, iki bin yıl önce şöyle demiş: "İnsanların mutlu olduğunu zanneden kişi kadar zavallı kimse yoktur bu dünyada!"
Ne kadar yanıldığını gözlerinin içine bakarak söylemek isterdim ama onun için artık çok geç!

Rüzgârın efendisi!
James Thurber'in bir sözünü not etmişim: "Bir Martini fena değildir. İki tanesi fazla gelir. Üçten sonrası asla yetmez!"
Evet, gerçekten de yetmiyor. Karaya çıkmak, "ikmal yapmak" da gerekiyor zaman zaman..
Kumlubük'te, Hollandalı Ahmet'in lokantasında Çinli bir aşçı var.. "Küreselleşme" bu olsa gerek.. Salmonella korkusuna aldırmadan yuvarladığımız keçi peynirlerini, kırk yıllık Marmarisliler gibi kızartmayı başarıyor!
Güçlü bir rüzgâr lodostan eser, teknenin yelkenlerini şişirirken, insan kendisini gerçekten güçlü hissediyor.
Rüzgâra hakim olup onu kölen haline getiriyorsun ve tekneni istediğin yere çekip götürüyor. Üstelik ne karnını doyurmak zorundasın, ne de bir ücret ödemen gerekiyor..
Öylece çalışıyor. Biraz gürültücü olduğunu kabul etmek gerek ama..
Ve eski bir inanışa güvenip bulduğumuz her şeyi mideye indiriyoruz: "Göbeğinden rüzgâr yiyen denizci şişmanlamaz!"
Sonucunu İstanbul'a dönüp baskülün üzerine çıkınca alacağımız bir denizci inanışı..

Sayısız iddia
Balzac'ın ne kadar haklı olduğu, gevezelik yapılan her an bir kez daha ortaya çıkıyor: "Erkekler, mantıklı her iddiaya karşı koyacak, fakat yine de tek bir bakışa aldanacak şekilde yaratılmıştır!"
Sayısız iddiaya giriyoruz ama kimin kazandığını kimse bilmiyor.. Çünkü her kanıtın karşısına konulacak bir başka kanıt beynimizin gri hücrelerinin içine saklanmış, ortaya çıkacak anı bekliyor..

Sevdiğin olmadan olmuyor
Yatılı erkek okullarında yaşamının bir bölümünü geçiren her erkeğin daha küçük bir çocukken öğrendiği bir gerçeği tekrar hatırlıyor, eski günlere dönüyorum..
Eski denizcilerin teknelerinde kadın yolcu neden istemediklerini ve denizde kadının uğursuzluk getireceği inancını tartışıyoruz.
Uğursuzluk getirir miydi bilmiyorum ama teknede kadın olduğunda mutlaka tıraş olmak ve arada bir giydiklerini değiştirmek gerekiyordu, bu kesin..
Ancak mutfağın hali, pişirilen şeylerin lezzetsizliği neyle açıklanmalı?
Kato'nun kulaklarını çınlatıyoruz: Kadının seninle eşit seviyeye gelmesine bir kez izin verdin mi, o andan itibaren artık senin üstündür!
Yanıtı yine Doğu'dan geliyor, Çuang Tzu'dan: "Her erkek yararlı şeylerin faydasını bilir fakat yararsızlığın faydasını bilmez!"
Üç günlük "denizcilik" çabamız Dalaman Havaalanı'na doğru yola çıkarken bitiyor.
Düşünüyorum da "erkek geyiği" eğlenceli ama yanında sevdiğin bir kadın olmadan, yaşadıklarının bir anlamı yok!

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Demokrasinin sol kanadı
İŞÇİ Partisi'nin İngiltere'de üçüncü defa seç...
Çetin ALTAN
İnsanlık tarihinin bitmeyen dizisi, salaklık...
Salaklık, sadece insanlara özgü çok geniş bir...
Melih AŞIK
Nasıl değiştik?
Prof. Birgül Ayman Güler, önceki akşam Uğur M...
Fikret BİLA
Unakıtan affı
Maliye Bakanlığı'nın Başbakanlığa gönderdiği ...
Hasan CEMAL
İşsizliği durdursun AKP 10 yıl kalır
Sabah vakti sisin arkasına saklanmış haliyle ...
Güneri CIVAOĞLU
Tek yol evrim
AKP'nin sağduyulu bakanlarından biri, "Cumhur...
Can DÜNDAR
Arafta bir kent
Urfa Balıklıgöl'ün bekçileri geçen ay bir sab...
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul'un mucit başkanı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir To...
Semih İDİZ
Hazar Havzası'ndaki Rus - Amerikan çekişmesine dikkat
Irak konusunda içe dönük hesaplara gömülüp "s...
Sami KOHEN
Blair ile daha iyi...
İLK bakışta İngiltere'deki seçimlerin sonucu ...
Mehmet Y. YILMAZ
Üç günlük denizcilik sonunda bilgelik!
Dün tıraş olmamıştım. Bugün de olmadım. Üç gü...
Hasan PULUR
Devleti kim soyuyor?
DEVLET soyuluyor...
Derya SAZAK
İncirlik yürüyüşü
Üniversiteli gençler, Deniz Gezmiş ve arkadaş...
Meral TAMER
Koç - Sabancı rekabeti asıl şimdi başlıyor
Bir satışın abc'si münhasırlık anlaşmasıdır. ...
Tamer HEPER
Binada oturmayanlar masrafa katılmayacak
Okuyucularımdan bir süredir kooperatif şikâye...
Yaman TÖRÜNER
Sabah ve atv Ciner'in
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile var...
Güngör URAS
Koç-Sabancı, "Dostluk başka iş başka"
Sık sık tartışılır. "Koç ve Sabancı neden bir...
M. Ali BİRAND
2023'te nasıl bir Türkiye olacak?
Perşembe günü Forum İstanbul'da son derece il...

© 2005 Milliyet