Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Mayıs 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hükümet ekonomide şimdi ne yapmalı?


Türkiye ekonomisinin, 2001 krizinin patlamasından dört yıl sonra, bugün geldiği nokta gerçekten ilginç ve düşündürücü. İlginç ve düşündürücü diyorum çünkü bugün ortaya çıkan tablonun dış dünyadaki ve Türkiye'deki yansımaları tamamen farklı.
Bir yanda dış dünyada hayret uyandıran bir gelişme tablosu var. Bu tablo, Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşme yolunda atılan adımlarla birlikte, Türkiye'yi küresel sermayenin özel ilgi gösterdiği ülkelerden biri haline getirmiş bulunuyor. Dış dünyada olumlu algılanan bu iki boyutlu süreci kesintiye uğratmadan sürdürebilir ve yeni boyutlarla destekleyebilirsek, Türkiye'ye yönelen yatırım sermayesinde, teknolojide, insan sermayesinde yeni sıçramalar olabilir, Türkiye bambaşka bir noktaya gelebilir.

İçerde sorun var
Diğer yanda aynı tablonun Türkiye'deki yansımalarına baktığımızda bu tablonun olumlu olduğuna inanmamız ve iyimser olmamız hayli zorlaşıyor. Geçen haftaki yazımda kendi çevremden örneklerle yansıtmaya çalıştığım gibi, bugün hemen her kesimden şikâyet yükseliyor. Bu şikâyetlerin bir bölümü; paranın dönmemesi, işlerin kesat gitmesi, işsizliğe çözüm bulunamaması, vergilerin çokluğu türünden piyasa şikâyetleri. Yüzde 9 büyüdüğü ileri sürülen, ithalatın ve cari açığın arttığı bir ekonomide bu tür şikâyetlerin yaygınlaşması mutlaka üzerinde durulması gereken bir olgu.
Bu piyasa şikâyetleri ikinci tür şikâyetlerin yaygınlaşmasına da zemin hazırlıyor. Giderek daha yaygın ilgi gören bu ikinci tür şikâyetleri ileri sürenler, bugünkü tabloyu ortaya çıkartan ekonomi politikalarının temelde yanlış olduğunu ve Türkiye'yi çıkmaza götürdüğünü iddia ediyor. Dış açık büyürken borçların ve sıcak paranın artmasını, IMF ile uyumun sürmesini, faiz dışı fazla hedeflerinin tutturulmasını olumsuz gelişmeler olarak vurgulayan ve AB ile bütünleşmeye de sıcak bakmayan bu görüşün savunucularına göre Türkiye'nin işsizlik gibi temel sorunlarını çözmek için bu politikaları derhal terk edip bambaşka bir yola girmesi, kimilerine göre "ulusal ekonomi"ye yönelmesi gerekiyor.
Bana öyle geliyor ki AKP hükümeti bütün bu şikâyetleri göğüsleyecek bir strateji çizip toplumu aydınlatamazsa ve bugün izlenen politikaların hangi politikalarla destekleneceğini ve sonuçlarının halka nasıl yansıyacağını ortaya koyamazsa bu politikaları sürdürme şansı azalacak.

Aklın yolu bir
Bugün gelinen noktada hükümetin, "Biz doğru olanı yaptık, sonucu zaman içinde alınacak" deme lüksü yok bence. Hükümetin, bundan sonra atılması gereken adımları ortaya koyması gerekiyor. Geçen hafta İstanbul ve Ankara'da yapılan çeşitli toplantılara katılan IMF Başkan Yardımcısı Anne Krueger, Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Andrew Working, Kemal Derviş ve Süreyya Serdengeçti bundan sonra yapılması gerekenlerin ipuçlarını verdi. Bu ipuçlarından da yararlanılarak sıralanabilecek öncelikler şunlar:
  • Makroekonomik istikrarın korunması
  • Yapısal reformların sürdürülmesi
  • İstihdam üzerindeki vergi yükünün azaltılması
  • Kayıt dışı ekonominin küçültülmesi
  • AR - GE ve teknoloji yatırımlarının özendirilmesi
  • KOBİ'lerin modernleşmesinin özendirilmesi
  • İnsan sermayesinin geliştirilmesi

  • Bunlara ek olarak, bu adımların neden gerekli olduğunu açıklayan büyük resmin ve stratejik hedeflerin ortaya konması şart. Ancak bütün bunların da bugünkü şikayetlere yol açan sorunları kısa sürede çözmesi olanaksız. O halde hükümetin attığı adımların zaman içinde nasıl sonuç vereceğini halkta anlatması lazım. Hükümet bunu başaramazsa "Bu politikalar ülkeyi çıkmaza götürüyor" diyenlerin etkisi artacak ve o zaman ekonominin çıkmaza sürüklenmesi olasılığı da iyice artmış olacak.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    Toss...
    Her yıl "Anneler Günü"nde hiç akla gelmeyen b...
    Melih AŞIK
    Haftanın olayları
    Haftanın en büyük olayı, aylardır dört gözle ...
    Fikret BİLA
    Krueger'in önerisi
    IMF Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger, T...
    Hasan CEMAL
    Artık aile, sülale partisi kalmadı
    Öğle vakti Kuyumcular Çarşısı'nda iddialı bir...
    Güneri CIVAOĞLU
    Cennetin çiçekleri
    İki çocuğu ölünce, kederinden intihar eden bi...
    Can DÜNDAR
    Güle naz
    "Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
    Abbas GÜÇLÜ
    Milliyet 55 yaşında
    Milliyet'in 55. kuruluş yıldönümü dün kutland...
    Hurşit GÜNEŞ
    Güçlü ekonomi Blair'e kazandırdı
    İngiltere'de seçimlerin Blair tarafından üçün...
    Mehmet Y. YILMAZ
    10 yılımın kısa bir muhasebesi
    Milliyet'in kurumsal gelenekleri arasında, be...
    Meliha OKUR
    Türk-Alman Ekonomi Kongresi
    "Kahraman bakkal süpermarkete karşı..." Tiyat...
    Hasan PULUR
    Edebiyat krizi...
    KRİZ sadece siyasette olmaz, kriz sadece ekon...
    Derya SAZAK
    Çevrecinin ölümü
    Greenpeace'in kurucusu ve ilk başkanı Kanadal...
    Meral TAMER
    Geleceğin annelerini bugün okutursak...
    Dün Milliyet'in 55. yaş gününü kutladık. Gene...
    Osman ULAGAY
    Hükümet ekonomide şimdi ne yapmalı?
    Türkiye ekonomisinin, 2001 krizinin patlaması...
    Güngör URAS
    Harbiye'de (Daphne) ipekçilik yaşıyor
    Bursa'da artık ipekçiliğin kalmadığını görere...

    © 2005 Milliyet