|
 |
|
|
Suçlu ayağa kalk!
Gülü-yorum / Çağlayan Bilgen
İZMİR Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama gazete sütunları arasında kayboldu, gitti.
Tekstil ve konfeksiyon sektörünün temsilcileriyle görüşen Demirtaş, özellikle Bostanlı ve Hatay pazarlarında kayıtdışı satış yapan tekstil satıcılarından yakınıldığını ve bunların denetlenmesi gerektiğini söylüyordu. Ardından da görevlerini ihmal ettikleri savıyla başta Vali Yusuf Ziya Göksu ve Defterdar İhsan Akyol hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtiyordu.
Demirtaş, yine aynı günlerde İzmir Sebze - Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkanı İsmail Topaloğlu'nun semt pazarlarında faturasız mal satımından şikayetçi olması üzerine yaptığı açıklamada, "Faturasız mal satan pazarcıya ceza kesmeyen zabıta hakkında suç duyurusunda bulunalım" diye konuşuyordu. Nitekim, Manisa Valisi Orhan Işın, geçtiğimiz günlerde vergi rekortmenleri için düzenlenen ödül töreninde yaptığı konuşmada şöyle diyordu:
"Vergisini ödeyen vatandaşlarımız da devletten hizmet bekleyecek ve vergisinin doğru yerlere harcandığını görmek isteyecektir. Vergisini ödeyen vatandaşlarımız bir polis memuruna bile hesap sorabilir. 'Ben vergimi veriyorum, ödediğim vergiden maaşını alıyorsun. Dolayısıyla benim hizmetimi neden gerektiği gibi yerine getirmiyorsun' diyebilir. En önemli konu da kazançların kayıt altına alınması. En doğru yol bu. Türkiye'deki en büyük sıkıntımız da bu. Yani kayıt altına alamamak."
Eğer Demirtaş, dediğini yapıp, adı geçen yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunur ve yargı da gereğini yaparsa arkası çorap söküğü gibi gelir.
Örneğin; Demirtaş'ı örnek alan binlerce vatandaş, Anayasa ile güvence altına alınan can ve mal güvenliğini hiçe sayan hırsızların, kapkaççıların ve gaspçıların cirit atmasına seyirci kalan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunabilir.
Yine binlerce insan, çocuklarına doğru dürüst eğitim verilmesine olanak sağlamayan milli eğitim yöneticilerinden şikayetçi olabilir.
Yıllarca prim ödediği halde yeterli sağlık hizmeti alamayan vatandaş, sağlık müdürü hakkında "görevlerini ihmal ettikleri gerekçesiyle" suç duyurusunda bulunabilir.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Vatandaş, "Ben vergi veriyorum. Senin maaşını ben ödüyorum. Sen neden görevini yapmıyorsun" diyerek hakkını aradığı zaman belki pek çok şey değişebilir.
Kuşkusuz burada suçun tamamı yöneticilerde değil.
Evet, asıl suç sistemden kaynaklanıyor olabilir.
Ama iş yapmamak için mazeret ürettiğimiz ve "Böyle gelmiş böyle gider" dediğimiz, insana hak ettiği değeri vermediğimiz sürece kapısına oturduğumuz AB'ye girmek için daha çok bekleriz. Çoooook!...
ÖZLÜ SÖZ
Anne, beş kişi için yalnızca dört dilim pasta olduğunu farkettiği anda pastadan nefret ettiğini duyuran kişidir.
Tenneva Jordan
DUYDUK
Hangisi kamu yararına çalışıyor?
BALÇOVA'DA "kamu yararına dernek değil" gerekçesiyle KADER'e yer verilmesine karşı çıkan meclis üyeleri arasında yer alan ve "katır" sevgisi oldukça fazla olan bir üyenin Avcılar ve Atıcılar Derneği'ne yer bulmak için çalıştığını duydunuz mu?
Paramparçalık ve tercümanlık
SHP ve DSP'de kongre telaşı yaşanıyor. Bu ayın sonuna kadar bu iki partide ilçe kongrelerinin tamamlanması ve Haziran ayında il kongresi yapılması öngörülüyor.
Her iki partide de oldukça hareketli günler yaşanıyor.
Ancak asıl hareket bu hafta CHP'de yaşanacak gibi görünüyor. CHP'de başlayacak delege seçimleri ve ardından gelebilecek olası kopmaların SHP veya DSP'ye yönelmesi bekleniyor.
Sosyal demokratlar, Teoman'ın ünlü "Paramparça" şarkısını daha sık söylemek zorunda kalacak gibi geliyor. Çünkü paramparçalığa yeni parçalar eklemek için çalışmalar yapılıyor. Nitekim hafta sonu eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan, İzmir'e gelerek bir grup CHP'li ve SHP'li ile görüştü, durum değerlendirmesinde bulundu.
Yeni parti kurma görüşü masaya yatırıldı.
Bakalım önümüzdeki günler nelere gebe olacak, hep birlikte göreceğiz. Ancak geçen hafta içinde İzmir'e gelen SHP Parti Meclisi Üyesi eski Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'ın, Celal Doğan'ın girişimleri hakkında şu değerlendirmeyi yapması dikkatimi çekti:
"Celal Bey'in ve benim büyük bir handikapımız var. İkimiz de sözcükleri yuvarlıyoruz, arkasını getiremiyoruz, söylediklerimizi iyi anlatamıyoruz. Celal Bey, eğer parti kurup genel başkan olursa yanında mutlaka işitme engellilere yönelik çeviri yapan birisi gibi özel tercüman taşıması gerekir."
Doğru söze ne denir?
Kent ödülleri ve İzmir'in tanıtımı
İZMİR'DE basılıp yurttaki tüm belediyelere dağıtılan Şehir ve Başkan dergisinin geleneksel "Kent ödülleri" geçen hafta içinde sahiplerini buldu.
Yurdun dört bir yanından gelen belediye başkanları arasında bazılarının "bindirme kıta" ile törene katılması ve beraberinde getirdiği kişilerin alkışını alması dikkat çekti.
Bu ödüller gelecek yıl da verilecek. Eğer başkanların hepsi bu kez daha çok alkış almak için bindirme kıta getirmeye kalkarsa, işte o zaman organizasyonu yapanlar yandı. Çünkü o kadar insan için stadyum bile yetmez.
Neyse, son olarak kenti tanıtmaya çalışan yöneticilere bir çift sözüm var:
Bana göre asıl ödülü, Ege ve Türkiye Belediyeler Birliği'nde ağırlığını yeteri kadar koymayan İzmir'e, yurdun dört bir yanından belediye başkanlarını getirerek kentin tanıtımına katkıda bulunan Şehir Başkan Dergisi'nin sahibi Atilla Sertel hak ediyor.
Siz ne dersiniz?
cbilgen@milliyet.com.tr
|
|
|

|