|
 |
|
|
Yenilikçi projeye Avrupa'dan fon var
AB süreci ile Türkiye'nin de gündemine gelen hibe fonları Türk şirketleri kullanamıyor. Mavera Genel Müdürü Selva Tor, tek yolun yenilikçi proje üretmek olduğunu söylüyor
Finans Sohbetleri - KADİFE ŞAHİN
Türkiye bir yandan Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik için siyasi ve ekonomik 'uyum'a ağırlık verirken diğer yandan tüm kurum ve şirketleriyle AB'nin özü itibarıyla neyi ifade ettiğini öğrenmeye çalışıyor.
Dünya ekonomisinde teknolojik gelişmelerin etkinliğiyle var olmak isteyen AB, yedincisi 2006 yılından sonra başlayacak olan Çerçeve Programlarla yenilikçi projelere hibe şeklinde kaynak aktarıyor.
Adı 'hibe' de olsa aslında bu kaynakların kullanımı için ülkelerin birbirleriyle büyük rekabet içinde olduğunu belirten danışman şirket Mavera'nın Genel Müdürü Selva Tor, Türkiye'de bu fonlara ilişkin bilincin oluşmadığını ve özel ve kamu sektörü şirketlerinin gereken ilgiyi göstermediğini söyledi.
2006'da başlayacak olan 6. Çevçeve Programı'nın fon büyüklüğünün 73 milyar euro düzeyinde olduğunu bildiren Tor, AB'ye üye olmayan İsrail'in geliştirdiği rekabetçi ve yenilikçi projeler ile fonlardan en fazla yararlanan ülkelerden biri olduğunu kaydetti.
'İsrail yararlanıyor'
İsrail'in bunu dünya ekonomisinde 10 yıl, 20 yıl sonra yaşanacak teknolojik sürecin belirleyicisi olmak için yaptığını ifade eden Tor, şöyle konuştu:
"İsrail, AB'ye üye olmamasına karşın bu fonlardan yüksek oranda yararlanan bir ülke. İnanılmaz aktif ve agresifler. İsrail'in teknoloji firmalarının geliştirdiği yenilikçi projeler bu hibe fonlardan yararlanıyor. Daha da önemlisi bu projelerin hayata geçirilmesinde çok disiplinli ve örgütlü çalışıyorlar. Bizde bu eksiklik var. Biz bu işleri hep yan iş olarak görüyoruz. Örgütsel bir performans yakalayamadık. Oysa AB'nin hibe fonları belirleyen bu programları 1984'ten itibaren uygulanıyor. İspanya, bunu 2 bin 500 kişilik dev bir kadro ile örgütledi."
AB'nin hibe fonlarından geliştirdikleri yenilikçi projelere standart kazandıran küçük ve orta ölçekli şirketlerin (KOBİ) yararlanabileceğini anlatan Selva Tor, AB'nin KOBİ tanımının cirosu 50 milyon euronun altında olan 300'den az insan çalıştıran şirketleri kapsadığını söyledi.
Türkiye'de 10 milyon euroluk ciroya sahip ancak 600 kişi çalıştıran firmaların da olduğuna dikkat çeken Tor, firmaların bu tanımları önemsemeden teknolojik gelişme ve yaratıcı fikirlere açık olmalarının önemine değindi.
'Türkiye'de AB uzmanlığı bilinmiyor'
AB uzmanlığının Türkiye'de henüz bilinen bir konu olmadığını belirten Tor, "Bu konu yeşermiş, depolanmış bir konu değil. Hepimiz yeni yeni öğreniyoruz" dedi. "AB uzmanıyım" diye ortalıkta dolaşan insanların bu konuda ciddi bir itibar kaybına neden olduklarını ifade eden Tor, insanların danışmanlık almak konusunda çekingen davrandıklarını söyledi.
Mavera'nın AB fonlarından yararlanmak isteyen şirketlere danışmanlık yapan ARTTIC International ile işbirliği yaptığını bildiren Tor, "Yerel uzmanlıktan ziyade uluslararası uzmanları kullanmaya çalışıyoruz" dedi. Türkiye'den Siemens'in eğitim sektörüne yönelik olarak rekabetçi bir proje geliştirdiğini bildiren Tor, Siemens Business Services Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Eti'nin yaratıcı kişiliğinin projenin geliştirilmesinde etkili olduğunu ifade ederek bunun Türkiye açısından iyi bir örnek alacağını söyledi.
'Bu işi bürokrat takip etmez'
AB'nin yenilikçi ve yaratıcı projelere sağladığı hibe fonların Türk KOBİ'leri için büyük fırsat olduğunu belirten Tor, özel sektörün bu konuya gereken ilgiyi göstermesinin etkili olacağını söyledi.
AB sürecini izleyen bürokratların Türkiye'deki her kesim ve kurumun bu süreçlerden yararlanmasını sağlanmasının beklenmeyeceğini ifade eden Tor, teknolojik projeler konusunda ulusal koordinasyon noktası olarak TÜBİTAK'ın (Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu) belirlendiğini ancak TÜBİTAK'taki profesörlerin üniversiteki görevlerinin yanında bu işe part - time zaman ayırmalarının yeterli olmadığını söyledi.
|
|
|

|