Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Mayıs 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Geleceğe de kalacak

Kimi şairler zamanla büyüyor. Yazdıklarında siz okudukça yenilenen bir şeyler oluyor. Edip Cansever bu tür şairlerden. Sanırım gittikçe büyüyecek, kuşağının "en kalıcısı" olacak


Kırk beş yıl oluyor, Edebiyatçılar Derneği bir kitap sergisi açmıştı İstanbul'da. Harbiye'de, şimdiki Şehir Tiyatrosu'nun bulunduğu yerde. Derneğin en genç üyeleri olarak, Adnan Özyalçıner, Kemal Özer, bir de ben serginin hamallığını yüklenmiştik. Yayınevlerini dolaşarak yazarların kitaplarını toplamış, onları fotoğraflarının altına özenle yerleştirmiştik. Satış da bizden soruluyordu.
Bir gün genç bir adam Edip Cansever'in "Petrol"ünü aldı, kitabın parasını ödeyip gitti. Yarım saat geçmemişti ki, alı al moru mor koşarak döndü. Kitabı uzattı. "İade etmek istiyorum" dedi. "Ben bunu petrol hakkında bir kitap sanmıştım." Bir an durdu, sonra ekledi: "Meğer hikâyeymiş."
Edip'e az takılmadık o hafta: "Öykü yazıp şiir diye yutturuyorsun."
1947'de yayımlanmış ilk şiir kitabı "İkindi Üstü" için de takılırdık. "Bende bir tane var. İstersen sana satayım. Kaç para verirsin?"
Kızardı Edip. "Benim öyle bir kitabım yok" derdi.
Reddetme değildi bu, yok sayma da değildi aslında. O acemilik dönemini çoktan geride bırakmış olmanın, artık o şiirlerle anılmak istememenin dile getirilişiydi.
Bir gün, uzun, içten bir konuşma sırasında yine "İkindi Üstü"den açıldı söz. Edip gülümseyerek, "Biz de bir yerlerden başladık işte" dedi. "Bu kadar şey yazdım. Beni 'İkindi Üstü'yle değerlendirmeye kalkanlar olursa, bu onların sorunu."
Geçen hafta Radikal'in bu konudaki haberini (ve soruşturmasını) okurken o konuşmayı hatırladım. Edip'in toplu şiirlerini içeren iki ciltlik "Sonrası Kalır"ına (Yapı Kredi Yayınları) "İkindi Üstü"nün de alınması "şairleri ikiye bölmüş"! Kimileri Edip'in anısına saygısızlık yapıldığını söylüyor, kimileri de (aralarında ben de varım) bir "toplu şiirler" yapıtında bunun olağanlığını savunuyor.
Her şair "bir yerlerden başlar işte"... İlk şiirleri, ilk kitapları düşünün. Sözgelimi, Turgut Uyar'ın "Ben de günahkâr kullarındanım Allahım" diye başlayan "Arz-ı Hal"ini... Turgut da oradan başlamıştı. Önemli olan, başlanılan yerde kalmamak.
"Sonrası Kalır" iyi ki "İkindi Üstü"yü de içeriyor. Bir sanatçının başladığı yerde nasıl kalmadığını, nerelerden nerelere geldiğini somut bir biçimde gösteriyor.
"Sonrası Kalır" için yapılan değerlendirmelerin, edilen sözlerin "İkindi Üstü"ne getirilip kilitlenmesine akıl erdiremiyorum. Bin sayfayı aşkın bir yapıtın ilk 30 sayfasından başka bir şey konuşulmuyor neredeyse.
Ben o ilk 30 sayfayı da keyifle okudum. Acemilik, özenti... Olumsuz ne isterseniz var. Edip orada kalsaydı elbette keyifle okuyamazdım. Ama o şiirler "Nerde Antigone"yi, "Çağrılmayan Yakup"u, "Kirli Ağustos"u, "Şairin Seyir Defteri"ni, "Oteller Kenti"ni yazmış bir sanatçının çocukluk yaramazlıkları... Ciddi ciddi "reddetmiş miydi, reddetmemiş miydi" tartışmalarına girilmesi, kimse kusuruma bakmasın, "komiğime gidiyor".
Sanıyorum, Kitap Sergisi'nde "Petrol"ü geri getiren genç bir yerde doğru söylemiş. Edip'in çoğu şiiri öykü anlatıyor. Şiirle öykü anlatmak en güç sanatlardan biri... Ya öykü güme gider ya da şiir. Edip bunun dengesini az görülür bir ustalıkla sağlamıştı. (Burada Melih Cevdet Anday'ı da anmalıyım.) Sadece "Tragedyalar" ya da "Ben Ruhi Bey Nasılım" gibi kitapları değil, "Masa da Masaymış Ha", "Yerçekimli Karanfil" gibi kısa şiirleri bile öykü anlatır. Edip'in şiirinin bir özelliğidir bu... Somut görüntülerden kaynaklanan bir şiir...
Edip en sevdiğim şairlerden biri olmuştur hep. "Sonrası Kalır"daki bütün şiirleri daha önce kim bilir kaçar kere okumuştum. Şimdi kitabı karıştırırken bir şey fark ettim.
Kimi şairler "zekâ"yla, "çarpıcılık"la birdenbire öne çıkıp "günün şairi" oluyorlar. Kesinlikle küçümsemiyorum, yazdıkları elbette güzel... Bazen çok güzel... Ama o pırıltılı aydınlık zamanla ışığını yitirmeye başlıyor. Okudukça eskitiyorsunuz o şiirleri, ilk tadı alamıyorsunuz.
Kimi şairler ise zamanla büyüyor. Yazdıklarında siz okudukça yenilenen bir şeyler oluyor. Derinden derine işleyen, her okunuşta sizi yeni keşiflere götüren bir edebiyat.
Edip o edebiyatçılardan biri. Sanırım gittikçe büyüyecek, kuşağının "en kalıcısı" olacak.





PAZAR
"İkiz olmak yetmez, 6 yaşından beri bu uyum için çalışıyoruz"
'375 senaryo akıllı adamın yapacağı iş değil'
Kas gücüyle altı yılda dünyayı dolaşacak
Denizin üstünde yürüyüş: Kızkumu
"Her zaman bir Don Kişot ruhu taşıyoruz"
Bir politika büyücüsü
Stresli günlerde beslenme
En yaratıcı gençler
Yüksek ökçeler de Da Vinci'den
20 yıllık muhabirin anıları
"Üniversite kaynaklarını her yıl ikiye katlayacak bir başbakan hayal ediyorum"
Mossad'dan diplomalı koruma
Denizli'den doğan yıldız
Yaz bahçesinde kuşkonmaz ve caz
Boğaz'a yelken açan balıkçı
Dondurmayla saadet
Şenliğe tüm bisikletçiler davetli
"Zafer ya da hiç"
8 Mayıs 1945
Geleceğe de kalacak





Ahmet Turhan Altıner
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet