|
 |
|
|
Bush'un kendisine biçtiği misyon
ABD'nin 2005 - 2009 dönemindeki dış politika hedeflerini, bu hedefler doğrultusunda nasıl bir diplomasi yürüteceğini ve bu diplomasinin nasıl bir siyasi söylemle bütünleşeceğini kavramak isteyenler, Başkan George W. Bush'un göreve yeniden seçilmesinden bu yana yaptığı 2. kapsamlı Avrupa gezisini yakından izlemeli.
İlk görev döneminde, 11 Eylül'ün zorunlu kıldığı terörle savaşı, kendisinin ve çevresinin siyasi DNA'sına uygun bir refleksle, Saddam Hüseyin'i devirmek için gerekçe sayan Bush, şimdi hem Irak politikasını hem de terörle mücadeleyi çok daha geniş bir "özgürlük" misyonuyla bütünleştiriyor. Bush'un söylemine 2003'te yerleşen geniş Ortadoğu'da siyasi, sosyal ve iktisadi reform arayışı, 2. görev döneminde daha bir ağırlık kazandı.
Nitekim ABD Başkanı'nın son aylardaki bütün ikili temaslarına ve dış politika konuşmalarına aynı mesaj egemen.
Bu mesaj, "Özgürlük, herkesin doğal hakkıdır" vurgusu kadar, "İstikrar adına anti demokratik rejimlere göz yummaktan ("appeasement") vazgeçip demokratik dönüşümü etkin politikalarla destekleyeceğiz" bildirimini de içeriyor.
Baltık'tan Karadeniz'e
Bush, Avrupa gezisini Letonya'nın başkentinden başlattı ve üç Baltık lideriyle tam da yukarıdaki mesaj üzerine kurulmuş bir görüşme yaptı.
Zamanlaması, Nazizmin yenilişinin 60. yıldönümü için bugün Moskova'da yapılacak törenlere endeksli bir gezinin Riga'da başlaması başlıbaşına önemliydi.
Bush bu sayede üç kuş vurdu.
Birincisi, tarih önünde, Nazizme karşı kazanılan ortak zaferin Stalinizmin günahlarını ve Baltıkları işgalini affettirmediğini yansıtarak Yalta'yı yeniden gömdü.
İkincisi, yanıbaşındaki demokrasileri kutlamakla Rusya lideri Putin'e, daha kendisiyle buluşmadan, demokrasiden ve komşularının özgürlüğüne saygıdan şaşmaması mesajını gönderdi ki, bu mesaj Bush'un Moskova'daki törenler ardından gideceği Tiflis'te perçinlenecek.
Üçüncüsü, ABD Başkanı, özgürlük ve demokrasinin bir yıl önce NATO ve AB üyeliğine taşıdığı üç Baltık ülkesini emsal göstererek, diğer ülkelerdeki demokratikleşme arayışının da tıpkı Doğu Avrupa, Baltıklar ve son olarak Gürcistan ve Ukrayna'da olduğu gibi destekleneceğini; demokratikleşen ülkelere uluslararası entegrasyon yolunun açılacağını yansıttı.
Dönüşüm diplomasisi
Bush'un Letonya lideri Vike Freiberga, Litvanya lideri Adamkus ve Estonya lideri Ruutel ile yaptığı görüşme, tam bir dönüşüm diplomasisi egzersiziydi.
Üç Baltık lideri ile ABD Başkanı, ortak basın toplantısında, ikili, dörtlü ya da NATO AB ilişkileri kapsamında çok taraflı mesajlardan ziyade geniş bir coğrafyada demokratik dönüşüm üzerinde durdular. Bu dönüşümü sağlamaya yönelik etkin politikaların, transatlantik diyaloğun önceliklerinden biri olduğuna kuşku bırakmadılar.
Riga'daki diyalog, Ukrayna ve Gürcistan devrimlerinden Moldova'nın demokratikleşmesine; Rusya'nın demokrasiden caymasına göz yumulmamasından Belarus'ta değişimin sağlanmasına; Balkanlar'da, Irak'ta, Ortadoğu genelinde ve Afganistan'da dönüşüm yönünde ortak harekete kadar uzandı.
Şu sözler Adamkus'un:
"Bu konuda tam bir anlaşma sağladık ve ABD Başkanı'nı temin edebilirim ki, demokrasinin kendileri için hala bir rüya olduğu komşularımız da dahil olmak üzere, halkların haklarını ayakta savunacağız."
Aynı basın toplantısında, bir ABD'li gazeteci, "Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan'daki devrimci değişimin arkasında ABD'nin olduğu eleştirisine ne diyorsunuz" diye sorunca, Bush da Adamkus'un teminatına paralel ve kendisine biçtiği misyonu anlatan bir yanıt verdi:
"Ülkelerin, diğerlerinin özgürleşmesine yardım etmesinin devrimci değil
rasyonel dış politika, ahlaklı dış politika, insanca dış politika olarak görüleceğini umuyorum."
Adres: Geniş Ortadoğu
Riga'da daha sonra yaptığı konuşmada bu özgürlük mesajını genişleten, aynı temayı yarın Tiflis'in Özgürlük Meydanı'nda Gürcistan halkına hitabında da işlemesi beklenen Bush'un dönüp dolaşıp gösterdiği adres ise aynı.
"Minsk halkı da, sizin Tallin'de, Vilnius'da, Riga'da sahip olduğunuz özgürlüğün aynısını hakkediyor" sözüyle Letonya'dan Avrupa'nın son diktatörlüğü Belarus'a mesaj gönderen ABD Başkanı, "Dünya demokratik hareketinin yeni sayfası, geniş Ortadoğu'da açılıyor" diyerek rotasını bu adrese çevirmekte gecikmedi.
Bush'un Riga konuşmasında, Lübnan'da ay sonunda, Mısır'da sonbaharda yapılacak seçimlerden söz etmesi; demokrasilerin başarısının, salt kısmi liberalleşmeyle ve seçimle değil, "kan ve toprak yerine, farklılıklara saygıyı gözeten vatandaşlık idealleriyle" sağlanacağını vurgulaması rastgele sayılmamalı.
Riga'dan yaptığı şu çağrı, Bush'un kendisine biçtiği misyonla uyumlu olduğu kadar Türkiye dahil müttefiklerinden ne beklediğinin de özeti:
"Ortadoğu'daki korku düzeninin yerini değişim umudunun almaya başladığını görüyoruz. Ve bu bölgedeki cesur reformcular, bizden övgümüzün ötesinde bir şey hakkediyor. Geniş Ortadoğu'da ortaya çıkmaya başlayan yeni demokrasilere yardım etmek, yerleşik demokrasilerin görevidir."
ycongar@erols.com
|
|
|

|