|
 |
|
|
Sermaye hareketlerini yönetmek
Geçtiğimiz hafta sonu TCMB tarafından yayımlanan ödemeler dengesi verileri Mart sonunda 12 aylık cari açığın 16.5 milyar dolara ulaştığını gösteriyor. Yıllık cari açık 2004 yılı sonuna göre üç ayda 0.9 milyar dolar, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ise 6 milyar dolar artmış.
Bu yılın ilk üç aylık döneminde sağlanan net dış finansmandaki artış ise cari açıktaki artışın iki katını aşarak 2.2 milyar dolara ulaşmış. Bu dönemde yabancıların hisse senedi alımları 0.9 milyar dolar, kaynağı belli olmayan ve net hata noksan kalemi altında sınıflandırılan finansman 2.7 milyar dolar artarken, özel kesim kredileri 1.3 milyar dolar gerilemiş. Buna karşılık en istikrarlı kalem olan doğrudan yabancı sermaye girişleri ise aynı seviyede kalmış. Bu bize ilk üç ayda Türk ekonomisinde ciddi bir spekülatif sermaye girişi yaşandığını gösteriyor. Bunun sonucunda geçtiğimiz yılın Aralık ayında ortalama 1.396 YTL olan dolar kuru Mart ayında 1.305 YTL ye gerilemiş. Bu dönemde dikkat çeken bir başka gelişme de TCMB rezerv artışı 3.5 milyar dolar yükselirken, banka rezervlerindeki 12 aylık artışın ise 2.2 milyar dolar gerilemesi.
Bu rakamlar açıklanırken Ankara'da TCMB nin Bilkent ve Bonn Üniversiteleri ile birlikte düzenlediği "AB Sürecinde Makroekonomik Politikalar" başlıklı bir konferans gerçekleşiyordu. Oturumlardan birinin de başlığı "Sürdürülebilir Sermaye Hareketleri Rejimleri ve Sürdürülebilir Cari Denge" idi. Burada yapılan sunuşlarda yükselen piyasa ekonomilerinin kendilerine yönelen uluslararası sermaye hareketlerini yönetmekte karşılaştıkları sorunlar ele alındı. Profesör Eichengreen'in sunduğu çalışmada sermaye hareketlerinin yol açtığı yerli paradaki değerlenmenin Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa bölgesindeki yükselen piyasa ekonomilerinde başta artan cari açık olmak üzere önemli kırılganlıklar yarattığının altı çiziliyordu. Sermaye hareketlerindeki ani bir duruşun etkilerinin yıkıcı olabileceği açıktı. Bununla mücadelede uygulanacak tedbirler kur rejiminin esnekliğinin korunması, sermaye hareketlerinin kontrolü, bankacılıkta denetimin artırılması, döviz girişlerinin sterilizasyonu, para politikasının gevşetilmesi, IMF nin program desteği ve sıkı maliye politikalarını içeriyordu. Yazar bu seçenekler arasında en etkilisinin politik olarak güç olmasına rağmen sıkı maliye politikası olduğunu savundu.
Bu görüşe gelen eleştiri ise sermaye bir ülkeye yüksek büyümenin borç ödeme sorunu yaratmayacağı varsayımı ile geliyorsa, kamudaki aşırı daralmanın büyümeyi sınırlamasının, korkulan ani sermaye çıkışını tetikleyebileceği idi.
Tartışmalarda ele alınan kur rejiminin esnekliğini azaltan yönde değiştirilmesi önerileri ise içeriye bu kadar sermaye girdikten sonra ani çıkışları kolaylaştıracağından bana olabilir görünmedi.
Görüldüğü gibi sermaye hareketlerinin yönetilmesi sadece bizim için değil bölgede bize benzeyen ülkelerin tümü için önemli bir sorun. Çözümler ise tartışmalı. Sadece beyaz ya da siyah yok. Ülke koşullarını dikkate alan ince ayarları gerektiriyor. Tabii bu konuda çözüm yok o halde sorun da yok diyenler de var. Bana göre sermaye hareketlerinin yönetilmesi Türkiye'nin en önemli sorunu. Çünkü bu giderek ekonomideki kırılganlığın ve artan işsizliğin başlıca nedeni haline geliyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|