|
"Olmuyor, beyler olmuyor!"
İŞTE bu yapılmaz, yazıktır bu adamlara!
Geçen hafta, Birsen Altuntaş'ın MİLLİYET'teki haberini okuyunca aklımızdan bunlar geçti.
Nedir haber?
Beyoğlu Belediyesi canlı müzik yapan, bar, meyhane gibi işletmelere günde 15 milyon lira vergi koymuş, yani 30 gün çalışırlarsa ayda 450 milyon lira...
Nasıl ödeyecekler bunu?
Zavallılar!!!
Ödeme güçlüğü içine düşecekler, arabalarını, evlerini satacaklar!..
***
NEYSE, birlikten kuvvet doğar diye, 17 Mayıs'ta Beyoğlu Belediyesi'ne yürüyeceklermiş, dükkânlarının anahtarlarını bırakıp, "Buyurun, siz işletin!" diyeceklermiş...
***
ADAMLAR infial içinde...
Mesela "Kemancı Bar"ın sahibi Zeki Ateş, "Bu, devlet politikası!" diyor, "Eğlence sektörünü bitirmeye çalışıyorlar."
"Çiçek Bar'ın sahibi ve dernek başkanı Arif Keskiner, öyle hırslı, öyle öfkeli ki, İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar sallıyor:
"İnsan Hakları Beyannamesi'nin 24. maddesi eğlencenin de insan hakkı olduğunu yazar. Anayasa Mahkemesi'ne, olmazsa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gideceğiz!"
Yeşşeee!
Öztürk Serengil'in ruhu şad olsun, Mücap Ofluoğlu'nun kulakları çınlasın!
"Andon Bar"ın sahibi de perişan, işçi çıkaracak ve barın bazı katlarını kapatacakmış...
***
BU kadar şaka yeter!
Yahu insaf!
Günde 15 milyon lira, ayda 450 milyon lira...
Zannedersiniz ki, günde 15 milyar lira istiyorlar.
Bir meyhane için, bir bar için, bir müzikli yer için 15 milyon lira nedir ki?
Bir garsonun dört kişilik masadan aldığı bahşiş...
Üstelik vereceğiniz parayı nasıl olsa müşteriden çıkarırsınız, içkinin kadehine bir kalem oynatın, yeter de artar bile!
Nedir, ne oluyor, İnsan Hakları Beyannamesi, Anayasa Mahkemesi, olmadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, işçi çıkarmalar, kat kapatmalar...
Hani oraların, o dükkânların nasıl bir yer olduğunu bilmesek, gariplere(!) hak vereceğiz.
Ayıptır, ayıp!
***
ŞİMDİ, götürüp dükkânların anahtarlarını belediyeye teslim edeceklermiş...
Hiç tavsiye etmeyiz, anahtarı alanlar, "Madem dükkân bizim!" deyip, içki ruhsatlarını iptal ederlerse ne olacak?!
Bizden söylemesi...
***
GENÇLİĞİMİZDE, Balık Pazarı'ndaki "Lefter'in Meyhanesi"nde geç vakit gürültü çıkınca, Lefter, o güzelim Rum şivesiyle bağırırdı:
"Olmuyor beyler, olmuyor!"
Yeniyetmeler bilmez ama "Çiçek Arif" o günleri de bilir, Lefter'i de tanır:
"Olmuyor beyler, olmuyor!"
Ya da ayıp oluyor.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|