|
TÜBİTAK'a kökten kıyım
Kim demiş, "17 Aralık'ta AB'den görüşme tarihi aldıktan sonra AKP'nin soluğu kesildi" diye?
Nereden çıkarıyorsunuz hükümetin performansının düştüğünü?
Başbakan'ın ayak sürüdüğünü kim çıkarıyor?
Zaten AKP'nin ve hükümetin fazla yorulmasına gerek yok ki; Tayyip Bey harıl harıl çalışıyor.
AB görüşmeleri başlamadan şu TÜBİTAK'ın işi halledilmeli.
Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikalarını oluşturan ve uygulanmasını sağlayan bu bilim kurulu siyasetin, yani Başbakan olarak Tayyip Bey'in ellerine teslim edilmelidir. Mademki Tayyip Bey siyasetin başı, bilimin de başı olmalıdır.
İki yıl önce TÜBİTAK'ta Tayyip Bey'in istediği kadrolaşma gerçekleştirilemeyince, bu kez yasa değiştirildi. Şimdi TÜBİTAK yönetiminin çoğunluğu, doğrudan ya da dolaylı olarak Başbakan'ın yeğlemesiyle belirlenecek.
AKP iktidarı döneminde 10 ayrı bakanlıkta yaklaşık 9.500 atama yapıldığını gazeteler yazıyor. Bu kadrolaşma yetmedi; sıra bilimsel ve özerk olması gereken kurumlara geldi. TÜBİTAK'ı Başbakan'ın emrine veren yasa, Tayyip Bey'in anlayışına uygun olarak, bilimsel çalışmaların tecimselleştirilmesini, bilim yönetimiyle ticaret yönetiminin birleştirilmesini öngörüyor.
AKP'nin bu yeni "kökten kıyımcı" atağına karşı, şimdi gözler ve umutlar Cumhurbaşkanı Sezer'e çevrilmiş durumda.
Gelişmeleri "TÜBİTAK Cinayeti" olarak niteleyen Yakup Kepenek, "Yine de her şey bitmiş değil; iyi ki Anayasa Mahkemesi var" diyor. (Cumhuriyet, 9 Mayıs 2005)
Dileriz, bu işin sonunda, "İyi ki CHP gibi bir muhalefet de varmış" diyebilelim.
Ne dersiniz, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın Anayasa Mahkemesi'ne gözdağı çıkışının zamanlaması masum bir rastlantı mı? Yoksa öncü bir işaret fişeği mi?
Sorun sadece TÜBİTAK'ta yalnızca kadrolaşma değil. Geleceğe yönelik asıl tehlike, baskıcı ve tek adama dayalı bir yönetim anlayışının giderek yaygınlaştırılıp yerleştirilmesinde.
İşte, daha yeni TCK çıkmadan açılan sindirme amaçlı davalar.
İşte, uçakları bahane ederek, bir tek İran'da olduğu gibi uydu antenleri toplatma niyeti.
İşte, tutarsız gerekçelerle ücretli ve şifreli TV kanallarını yayından çıkarma girişimi.
Bu gidiş, "sakıncalı" görülen internet sitelerinin engellenmesine kadar uzanacağa benziyor.
AKP ılımlı İslam modeline örnek.
AKP'ye de İran örnek.
Bir şiir
Ömer Bugay'ın ilk şiir kitabından (Asfalt Çiçeği, İlgi Yayınları 2005) aktarıyoruz dizelerimizi:
"Bardaktan boşanırcasına / Bir yağmur / Sahilde / Bardaktan boşanmasına / Ramak kalmış bir fırtına / Tarifsiz bir endişe / Sarsıyor bedenimi / İçimde bulutlar / Göktekilerden daha dolu"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|