Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Mayıs 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Ankara'nın Zihni Sinir Projesi'

Tanım Hisarcıklıoğlu'na ait. Muhatap Tüzmen. Dış ticaretteki yeni yapılanma, işadamı için ek bir maliyet, yük. Çokbaşlılık, AB'nin kafasını karıştırıyor


Türkiye Odalar Birliği, hantal yönetim yapısı ve iktidarların arka bahçesi görüntüsüyle uzun yıllar ilgi alanımdan çıkmış gibiydi. Rifat Hisarcıklıoğlu, Fuat Miras'ın yerine başkanlık koltuğuna oturduğu günden beri durum değişti. Hisarcıklıoğlu'nun her konuşmasını, dolayısıyla da TOBB'u ilgiyle izler oldum.
Hisarcıklıoğlu, son aylarda her fırsatta sert bir dille eleştirdiği ithalatçı birlikleri konusuna, hafta sonunda TOBB başkanlığına yeniden seçildiği genel kurulda da geniş yer vermiş:

Yükleri azaltacağımıza...
"Özel sektörümüzün üstündeki yükleri azaltacağımıza, bürokratik oyunlarla nasıl yeni ikbal makamları yaratılır hesabını yapıyoruz. Bugün dünyada işadamları, ticaret ve sanayi odalarında örgütlenmektedir. Ama bazı siyasilerimizin arka bahçe sevdalarının, bazı bürokratların makam sahibi olma hesaplarıyla birleştiğini görüyoruz. Kendi şahsi ihtirasları uğruna özel sektörü parçalamak isteyenleri buradan son kez uyarıyoruz. Hiç kimse beyhude hayaller peşinde koşup, bu büyük camianın bölünmesini beklemesin. Buna müsaade etmeyiz. Biz gücümüzü birlikteliğimizden alıyoruz."

Ankara'nın Zihni Siniri
20 yıl önce Özal döneminde ihracatı teşvik etmek için ihracatçı birlikleri kurulmuştu. İthalatçı birliklerini de ithalatı teşvik etmek için mi kuracağız?
Aylardır dozu artarak süren bu eleştirilerin muhatabı dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'e göre ihracatta olduğu gibi ithalatta da istatistiki bilgiye anında erişebilmek için ithalatçı birlikleri gerekli.
Tüzmen'in önerisini "Ankara'nın Zihni Sinir Projesi olarak niteleyen TOBB Başkanı'na göreyse salt istatistik tutmak için yeni bir bürokratik yapı kurmaya ne gerek var?

Safralardan kurtulalım
Parmağı taşın altında olan sanayici - ihracatçılarımız ise aslında ne ihracatçı, ne ithalatçı birliği istiyor:
"Bunların hepsi ihracatın önünde bir artı maliyettir. Siz global pazara kıl payı kârlılıkla mal satarken, bir bakıyorsunuz ki devletten ilave bir maliyet daha gelmiş. Önce üstümüzdeki safraları atmamız lazım. Zaten kayıtlı iş yapan sanayicinin vergi yükü yüksek. Biz üretim süreci bir kişinin elinden daha az geçsin diye verimlilik hesabı yaparken, devlet yeni zorunlu maliyetler yükleyerek mi ihracatı teşvik ediyor?
Hükümet cephesinde ise TOBB'un eleştirileri kısmen haklı bulunmuş ki, ithalatçı birlikleri kurularak yeni bir bürokratik yapı daha oluşturmak yerine ihracatçı birliklerinin, TİM çatısı altında Dış Ticaret Birliği'ne dönüştürülmesi eğilimi ağır basıyor.

AB'nin kafası karışıyor
Öteden beri gerek siyasiler, gerekse yüksek bürokratlar, harcama yetkileri ellerinden alındıkça, kendilerine kontrol mekanizmasının dışında yeni alanlar yaratmaya çalışırlar. Ancak gelinen son noktada öylesine bir çokbaşlılık söz konusu ki, sadece ekonomimizin dinamizmine küresel rekabette efor kaybettirmekle kalmıyor, AB ile toplantılarda da sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Örneğin 17 Aralık öncesi Brüksel'de sık sık AB ülkelerinden yetkililerle biraraya gelen tanınmış bir sanayicimiz bakın ne diyor:
"Bu kadar çok muhatap, bu kadar çok kurum, bu kurumların bağlı bulundukları farklı bakanlıklar... Şu anda öylesine bir kavram kargaşası var ki, Brüksel'deki muhataplarımızın kafaları ciddi biçimde karışmış durumda. Maalesef herkes de özel sektörün gerçek temsilcisi benim iddiasında. Kimse iktidar alanında milim geriye gitmek istemiyor. Daha harmonize bir görüntü vererek kollektif mücadele ve müzakere süreci yaşanması gerek. Mutlaka derlenip - toparlanmalıyız."
AB tarafı müzakerelerde hangi tarafa daha fazla değer ve ağırlık verecek? Bu süreçte gönüllü kuruluşlar ile kanun zoruyla kurulmuş kuruluşların rolü ve temsil gücü ne olacak? Bunların artık yüksek sesle ve daha cesur tartışılması gerekiyor.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yabancı sermaye, milliyetçilik ve AB
GÜMRÜK Birliği'ni imzalayınca Türkiye'ye hızl...
Çetin ALTAN
Kiraz çıkmış, gördünüz mü?
Mayısın ilk haftasında, önce kırmızı damlarda...
Melih AŞIK
Şahin ataması...
Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in Karabük'ün ...
Fikret BİLA
Erdoğan Papadopulos görüşmesinin anlamı
Başbakan Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçim...
Hasan CEMAL
'Trakya AKP'ye siyaseten uzak'
Siyaseten pek farkı yok Edirne'den Kırklareli...
Güneri CIVAOĞLU
Hitler Yahudi miydi?
Moskova'da dünya liderlerinin katılımıyla II....
Abbas GÜÇLÜ
Liseler nasıl 4 yıla çıkacak?
Liselerin 4 yıla çıkacağına ilişkin haberler ...
Hurşit GÜNEŞ
Haydi kızlar okula
Milliyet'in benim de doğum günüm olan 23 Nisa...
Nail GÜRELİ
TÜBİTAK'a kökten kıyım
Kim demiş, "17 Aralık'ta AB'den görüşme tarih...
Sami KOHEN
"Sıfır" başlangıç noktası
BAZEN tesadüfler zor işleri kolaylaştırır... ...
Mehmet Y. YILMAZ
'Özetle', kitap okumayan bir Başbakanımız var!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın CNN Türk'te ...
Hasan PULUR
Utansınlar!
BİR baba, oğluna ve kızına harçlık verirken, ...
Meral TAMER
'Ankara'nın Zihni Sinir Projesi'
Türkiye Odalar Birliği, hantal yönetim yapısı...
Ece TEMELKURAN
Kendinden nefret eden ülke
Boğaz'da trafik sıkıştı. Taksi şoförü, Matrik...
Osman ULAGAY
TOBB'dan hükümete 'böyle gitmez' mesajı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) gen...
Güngör URAS
Banka çalışanlarının emeklilik sandıkları ve vakıfları
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçic...
M. Ali BİRAND
Türkiye artık AB treninden inemez
Türk toplumu henüz Avrupa Birliği gerçeğini ...

© 2005 Milliyet