|
 |
|
|
'Casus Belli' konusundaki çıkışı büyük yankı uyandıran Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu, Milliyet için yazdı
Ege'de barışı zedeleyecek söylemden uzak durun
Atina, Ege'deki sorunları tek taraflı oldubittilerle kendi lehine çözemeyeceğini, Türkiye'nin böyle bir hareket tarzını kabul etmeyeceğini, bunun sonuçlarının altından kalkamayacağını idrak etti. TBMM'nin Casus Belli kararı da gerekli caydırıcılığı sağladı. Bugün sorunların barışçıl yollarla çözümüne çaba sarf ederken ne Yunanistan'ın tek taraflı olarak karasularını 12 mile çıkarması, ne de bunun "Savaş Nedeni" (Casus Belli) sayılması konularının dile getirilmesinin zamanı, yeri ve lüzumu var
Ege'de 12 mil ve "Casus Belli" (savaş nedeni) konuları, Türkiyede bir hayli tartışılır oldu. Bu arada, Kalolimni (Kalimnos) Adası'ndaki bazı fanatik Yunanlıların Kardak kayalıklarına çıkması, ada civarında balık tutması gibi olaylar meydana geldi. Tabii, Türk ve Yunan Sahil Güvenlik botlarının hemen bölgeye gitmeleri gerilime yol açtı. Ancak her iki hükümetin dikkatli tutumları olayların krize dönüşmesini önledi, konunun yeniden uyumaya bırakılmasını sağladı.
Bu olaylar aslında Türk-Yunan meselelerinde herhangi bir çözüm veya değişiklik olmadığının somut örnekleridir. Bu durumları da göz önüne alarak, Ege sorunları hakkında kamuoyuna yanlış ve eksik olarak intikal ettirildiğine inandığım görüşlerimi bir bütün olarak açıklamak ihtiyacını duyuyorum. Bu görüşlerim özet olarak aşağıdaki gibidir:
Ege sorunlarının listesi
Türkiye ile Yunanistan arasında sorunlar vardır; bu sorunlar yarım asırdan fazla bir süredir devam etmektedir. Bu sorunlar Kıbrıs meselesinin ortaya çıkması ile tetiklenmiş, Ege sorunları ile yayılarak dallanıp budaklanmıştır. Bu sorunları şöyle sıralayabiliriz:
1 Ege Adaları'nın Yunanistan tarafından anlaşmalara aykırı olarak silahlandırılması,
2 Fır hattı ve hava sahası konusundaki anlaşmazlıklar,
3 Yunanistan'ın ulusal hava sahasının 6 millik karasuları rejiminin içinde dahi 10 mil olduğunu iddia etmesi ve
4 Adaların da kıta sahanlığı olduğunu ileri sürmesi ve ayrıca
5 Deniz Hukuku sözleşmesine dayanarak karasularını uygun gördüğü zamanda 12 mile çıkarabilme hakkına sahip olduğu iddiasını bir meclis kararı ile resmileştirmesidir.
Türkiye, yukarıda ifade edilen Yunan iddialarını kabul etmediği gibi, Ege'de sahibiyeti meçhul ada, adacık ve kayalıklar olduğunu ortaya koyarak, meselenin zannedilenden daha karmaşık olduğunu belirtmiş ve Yunan iddialarını hiçbir zaman kabul etmediğini her vesileyle ifade etmiştir.
Türkiye, ayrıca hava kuvvetlerini Yunanistan'ın ulusal hava sahası olarak gördüğü alanın 6-10 mil kesiti içinde uçurarak, fiilen 6 mil dışına çıkan ulusal hava sahası iddiasını tanımadığını da göstermiştir. Bugün de yaşanmakta olan "it dalaşı" olaylarının temel nedeni budur.
Yunanistan, 1960-70-80' li yıllarda ve 90'lı yılların başlarında Türkiye ile sorunlarını görüşmelerle çözmek yerine "sürekli gerginlik ve hatta soğuk harp" diyebileceğimiz bir politikayı uygulamayı tercih etmiştir.
İlişkide kilometretaşları
Türk -Yunan ilişkilerinin gelişmesinde bazı kilometretaşları vardır. Bunlar şöyle sıranalabilir:
1) Yunanistan'ın Enosis'i gerçekleştirmek için Kıbrıs'ta tezgâhladığı hükümet darbesi, Türkiye'nin askeri müdahalesine yol açmış, Yunanistan buna silahla karşılık verememiş, sonuçta iktidardaki cunta düşmüştür. Sonuçta Yunanistan Türkiye'nin kararlılığını fiilen idrak etmiştir
2) 1995 yılında Deniz Hukuku sözleşmesinin yürürlüğe girmesinin ardından Yunan parlamentosu bir karar alarak, tek taraflı olarak uygun gördüğü zamanda karasularını 12 mile çıkarabileceğini açıklamıştır. TBMM de buna karşılık vermek üzere kararın kabul edilemez olduğunu ve böyle bir niyetin gerçekleşmemesini ümit ettiğini ifade ederek, hükümete silahlı kuvvetlerin kullanılması dahil her türlü tedbiri alma yetkisini vermiş, bu kararın Yunanistan'a "dostane" bir şekilde bildirilmesini istemiştir.
Bu karar ve diğer ülkelerin Yunanistan'a karşı tepkileri, Yunanistan'ı sözleşmenin kendisine tanıdığı hakkın mahiyeti, bu sözleşmeye taraftar olmayan Türkiye'nin olası tepkisinin derecesi, Ege Denizi'nin fiziki ve siyasi açıdan özel yapısı ve iki ülkenin bu denizdeki hayati çıkarları üzerinde ciddi olarak düşünmeye itmiştir.
Kardak, Ege'de bir milat
3. Kardak olayı, Türk-Yunan ilişkilerinin bugün geldiği nokta itibariyle kilometretaşları arasında tabir caizse bir milattır. Bu olayda Donanma Komutanlığı makamında bulunan bir amiral olarak bir Türk-Yunan savaşının eşiğinden döndüğümüzü fiilen yaşayan ve bilen bir kişiyim. Bu olayda Türkiye'nin ortaya koyduğu etkili kararlılık karşısında, Yunanistan bir savaşı göze alamamış ve ABD başta olmak üzere diğer ülkelerin de baskısıyla mesele "dondurulmuştur".
4. Abdullah Öcalan'ın Kenya'da Yunan Büyükelçiliği'nde himaye görürken ele geçirilmesi ve bu teröriste Yunanistan'ın haince verdiği desteğin ortaya çıkması 40 yıllık Yunan politikasında değişiklik gereğinin bu ülke yöneticileri tarafından anlaşılmasını sağlamış, gerginlik ve soğuk savaş yöntemi yerini "barışçıl yaklaşım ve zeytin dalı" politikasına terk etmiştir.
5. İlişkilerimiz Simitis-Papandreu döneminde yeniden şekillenerek müspet yönde gelişme sürecine girmiştir. Bu çerçevede, Yunanistan'ın Türkiye'nin AB tam üyeliğine destek vermesi, Kıbrıs konusunda sert zıtlaşmalardan kaçınması, iki ülkenin Madrid deklarasyonlarına onay vermeleri ve 3 yıldır sürmekte olan Ege sorunlarının çözüm yollarını araştıran "istikşafi görüşmeler" Türk-Yunan ilişkilerini savaştan oldukça uzaklaştırmıştır.
Barışçı çözüm isteniyor
6. Her iki ülkede de sorunlarını savaşla değil barışla çözme yolunda bir niyet ve isteğin var olduğu söylenebilir. Ancak, her iki ülkenin Ege konusundaki tezlerinde bir değişme olduğunu söyleyecek bir gelişme, bazı güven artırıcı önlemler dışında henüz gözlenmemiştir.
7. Özetlediğim tarihi gelişim, bugünkü Türk - Yunan politikasının bulunduğu nokta, ittifak ilişkilerimiz, AB içindeki birlikteliğimiz ve diğer ülkelerin bir Türk-Yunan ihtilafının silahlı çatışmaya dönüşmesine karşı tutumları gibi faktörleri bir araya getirip değerlendirdiğimde Yunanistan'ın karasularını tek taraflı olarak 12 mile çıkarmasının imkânsıza yakın olduğunu idrak ettiğini düşünüyorum.
Türkiye'nin Ege'de siyasi, ekonomik ve hukuki veçheleri itibarıyla vazgeçemeyeceği ulusal menfaatleri var ve bu denizle ilgili olarak tek taraflı böyle bir kararı kabul edemeyeceğini Yunanistan'ın da artık anlamış bulunduğu kanaatindeyim.
Atina idrak etti
8. Özetlemem gerekirse değerlendirmem şudur: Atina, Ege'deki sorunları tek taraflı oldubittilerle kendi lehine çözemeyeceğini, Türkiye'nin böyle bir hareket tarzını kabul etmeyeceğini, bunun sonuçlarının altından kalkamayacağını idrak etmiştir.
Diğer taraftan Türkiye'nin de 1995 yılında Yunanistan'ın kararına tepki olarak kabul ettiği TBMM kararının caydırıcılık işlevini o günkü gergin ilişkilerin şekil ve mahiyetine uygun bir çerçeve içinde yerine getirdiğini düşünüyorum.
Bugün sorunların barışçıl yollarla çözümüne çaba sarf ederken ne Yunanistan'ın tek taraflı olarak karasularını 12 mile çıkarması, ne de bunun "Savaş Nedeni" (Casus Belli) sayılması konularının dile getirilmesinin zamanı, yeri ve lüzumu olmadığını düşünüyorum.
Türkiye ile Yunanistan arasında sorunlar vardır; bunlar bir bütündür ve çok karmaşıktır. Her iki ülkenin tezlerinde değişiklik yoktur. Bununla birlikte, bu sorunların çözümüne dönük barışçıl çabalara köstek olacak söylem ve eylemler her iki komşu ulusun da yararına değildir.
KİMDİR?
Yunanistan'la dostluk politikasının mimarlarından
Oramiral Salim Dervişoğlu, 1936 yılında İzmit'te doğdu. 1957 yılında Deniz Harp Okulu'ndan mezun olarak Deniz Kuvvetleri'ne katıldı. 1981 yılında amiralliğe terfi etti ve 1995 yılında oramiralliğe yükselerek Donanma Komutanlığı'nı üstlendi. 1997-99 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevinde bulundu. Komutanlığı sırasında Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Yorgos İoannidis ile yakın bir diyalog kurdu. Dervişoğlu ile İoannidis Ege'de karşılıklı güveni yerleştirecek mekanizmalar üzerinde yoğun bir mesai yürüttüler. İoannidis, 1997 yılında yakın dostu Dervişoğlu'nun emeklilik törenine katılmak üzere Ankara'ya gelerek önemli bir ilke imza attı.
|
|
|

|