Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Mayıs 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aslan'ın payı


Kazandılar, çünkü ihtiyaçları vardı, istiyorlardı, 100. yılını kutlayan kulüplerine bir onur borçları vardı, ödemeye kararlıydılar. Hazırlanmışlardı. Hem zihinsel, hem ruhsal, hem bedensel, hem de taktik anlamda tamamen hazırdılar.
Hagi oyuna başlarken klasik kadrosunu ve dizilişini hiç değiştirmemişti. Bildik adamlar, bildik kurgu... Ama dakikalar ilerledikçe Frank Ribery'nin değişik bir spesiyalite olarak Hagi tarafından hazırlandığını gördük. Genç Fransız, sağ kanattan içeri kaçıyor, Hakan Şükür - Necati Ateş ikilisinin arasında sürpriz forvet kimliğiyle hücuma renk veriyordu. Önce Necati ile anlaşamadılar. Sonra cin taktik işledi ve Ribery soluyla açılışı yaptı.
Galatasaray, ileri çıkan çizgi savunmasıyla Fenerbahçe'yi dar alana hapsediyor, kanatlarda hücum yapmasını engelliyor, Alex ve Aurelio'ya uyguladığı presle, lig liderinin kupadaki yollarını tıkıyordu. Ergün ve Conceiçao kazandıkları topları çok çabuk hücuma soktular. Sağda Cihan ve zaman zaman o kanada uğrayan Ribery, solda Orhan Ak ve Ayhan, hem savunma, hem de hücum misyonlarını kusursuz uyguladılar. Ribery ve Necati'nin gollerinden sonra Ayhan'ın presle söküp aldığı topu faili meçhul bir gol olarak Fenerbahçe kalesinde gördük. Hakan Şükür mü yoksa Deniz'in kendi kalesine talipsizliği mi? Kesin yanıt şu: Bu top Galatasaray'ın üçüncü golü...
Üç golü bulduktan sonra Galatasaraylılar renkli hayaller kurmaya başladılar: "Acaba 6-0'ın rövanşı mı geliyor?". Luciano'nun golü bu beklentilere taş koydu. Galatasaray, en küçük olasılıklarını da hesaplayarak daha disiplinli oynadı. Topla daha çok oynayan Fenerbahçe'ye karşı kontratak fırsatları kovaladı ve golcü kaptanıyla hem farka, hem de zafer tacına ulaştı.
Hagi ile Daum arasındaki taktik savaşını Rumen kazandı. Boynuz kulağı geçti. Çırak, ustayı yendi.
Daum'un van Hooijdonk'u ikinci yarıda oyuna alması kimilerine göre dramatik, kimilerine göre komikti. Ama belli ki Alman'daki ruh hali panikti. Sen aylarca Uçan Hollandalı'yı yok say, sonra da bir kurtarıcı olarak ona sarıl... En azından samimiyetsizlik!
Şimdi günün son sorusu şu; bu sarsıcı final depremi artçı dalgalarla lig şampiyonluğunu da döndürür mü?
Yanıtı Ankaragücü deplasmanında saklı!

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Olimpiyat Şampiyonu: 5-1
Kibarca güle güle!
Çileden çıkardılar
Futbol çok ilginç
Canaydın mest oldu
'Fenerbahçe ile uğraşma'
Böyle mi olacaktı!
'Top'tan kriz çıktı
Veliefendi ve Hyde Park
Ve kriz çözüldü
Diyarbakır'ı korumak isterken daha çok yaktılar!
Yeni MHK şaşırmış!
Daha 17 yaşında
Bu hesapta yoktu
Siz hakem olsaydınız
Haber turu...
Ol-mu-yor
Aslan'ın payı
Kutsal kupa peşinde
Kaledeki lastik
Helal sana Cim - Bom
Beşiktaş iyi yolda
At yarışları
Kartal yine uçtu: 91-85
Spurs ikiledi





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
Ol-mu-yor
Maça gitmek için önce gazeteye uğradım. Necil...
Atilla GÖKÇE
Aslan'ın payı
Kazandılar, çünkü ihtiyaçları vardı, istiyorl...
Ercan GÜVEN
Kutsal kupa peşinde
Kutsal Kupa avcılarından "lacivert şövalyeler...
Halil ÖZER
Kaledeki lastik
Süper Lig'de Fenerbahçe ile Galatasaray arası...
Erdoğan ŞENAY
Helal sana Cim - Bom
Fenerbahçe, kupa finali oynamaya değil de, an...
Gökhan TÜRE
Beşiktaş iyi yolda
Beşiktaş, "basketbolun hakkını vererek" mükem...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet