|
 |
|
|
Kutsal kupa peşinde
Kutsal Kupa avcılarından "lacivert şövalyeler" sihire, "Kırmızılar" ise akla güvenmekteydi. Daum ya tutarsa diyor, Hagi kafasını çalıştırıyordu Olimpiyat Stadı'nda. Daum derbilerde dörtte dört yaptı. Elbette akıl kazandı.
Fenerbahçe derbinin ilk yarısını 3 - 1 mağlup kapadıysa, beceriksizliğinden değil, Galatasaray defansının oyun disiplinindendir. Zaman zaman neredeyse santra yuvarlağına dayanan Galatasaray son çizgisi, Fenerbahçe'nin geniş alan isteyen Tuncaylı, Serhatlı forvet hattını sandviç gibi hapsetti. Nobre'yi kaleye yaklaştırmadı. Alex'in adresine ortaları için gereken mesafeyi bırakmadı. İlk yarıda bu disiplin dört kere gedik verdi ve birinde de Fenerbahçe'nin golü geldi.
Topa daha çok sahip olan, çoğu uzaktan ama kaleye daha şut çeken, sıfıra karşı dört korner kullanan Fenerbahçe'ydi, ancak Galatasaray 3 - 1 öndeydi ilk yarı. Neden ? Çünkü Fenerbahçe'nin bu kontrollü hücumları Galatasaray'ın tercihi idi.
Galatasaray'ın gol yollarında ise bir Ribery gerçeği vardı. Necati - Ribery, Ribery - Necati şeklinde çoğalan goller, Deniz'in bir hatasıyla üçlendi. Ama bu hatayı yaptıran da Orhan Ak'tı. Zaten Orhan'dan öteye tam bir Galatasaray presi vardı ilk yarı. Ama öyle bir pres ki, kendi ceza sahasına yaklaştıkça dozu azalıyor ve yaklaşık yarım saat boyunca Fenerbahçe'ye bir tek duran top kazandırmıyordu. Peki Fenerbahçe nasıl gol atacaktı? Daum da aynı soruyu kendi kendine sormuş olmalı ki ikinci kırkbeş dakikaya Selçuk'un yerine Hooijdonk'u alarak başladı. Klasik Daum tarzıydı bu. Rakibin taktiğine karşı fikrin yoksa, forveti elindeki yıldızlarla doldurmak ve maçı onların becerisine bırakmak...
Alkışlarla yerini Sabri'ye bırakan Ribery'nin ardından Hagi'nin "takıntısı" Necati'yi oyundan almaya geldi sıra. Yerine Hasan Şaş girince, anlaşıldı ki, geçerli bir nedeni vardı bu kez. Fenerbahçe'nin boşalttığı orta alana sahip olmak istiyor, topu rakip forvetten uzak tutmaya çalışıyordu. Bu fikrin geçerliliği 72. dakikada orta sahadan Sabri'nin uzattığı topu Cihan'ın, Hakan'a ulaştırıp skorun 4 - 1 olmasıyla anlaşıldı. Orta sahasız forvetler ne kadar işe yarayabilirdi ki ? Hele karşılarında sahanın yıldızı bir Mondragon varken.
5-1 yine de fena sonuç değil. 6 - 0'ın rövanşına az kalmıştı.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|