Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Mayıs 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
10. durak İZMİR
Alternatif yokluğu

Zirai ilaç satıyor. AKP'ye oy vermiş. Şimdi ne yapacağını bilmiyor. Giyim eşyası satıyor. 'Böyle duraklama görmedim' diyor. Genç bir kadın, 'Vermem ama yine o seçilir' görüşünde

Hasan Cemal AKP tabanının nabzını tutuyor - 9
İZMİR - FOTOĞRAFLAR: Yurttaş Tümer

Kemeraltı'nda zirai ilaç satıyor. Ve yakınıyor piyasadaki durgunluktan. Çiftçinin sıkıntılarını anlatıyor. "İlaç pahalı, gübre öyle. Mazot devamlı zam görüyor. Çiftçi kâr edemiyor. Ancak başa baş. Karnı doyuyor, o kadar" diye şikâyetleri sıralıyor.
"Ama bak faizler düştü."
"Evet, bu iyi bir şey. Fakat çiftçi hükümetten destek bekliyor. Ucuz mazot bekliyor. Kızgınlığı var hükümete... İdare ediyoruz ama bizim durum da pek parlak değil."
"Peki, yarın seçim olsa..."
Duruyor, düşünüyor, eviriyor, çeviriyor, o arada dükkâna giren bir müşteriye laf yetiştiriyor. Ama benim yanıt bir türlü gelmek bilmiyor.
Gülmeye başlayınca bastırıyorum:
"İyi güzel de kime vereceksin oyunu yarın seçim olsa?"

'Bize yansıyan yok'
Sanki kaçamıyor:
"Bilemiyorum. Geçen sefer AK Parti'ye verdim. Dedik ki, hepsini denedik, şimdi bir de Tayyip'i deneyelim. Memnun değilim. Bir sefer de Ecevit'e böyle oy atmıştık, artık eski Ecevit değil diyerek. Ama boş çıkmıştı. Evet, şimdi ne yapacam, bilemiyorum."
Alternatif meselesi...
Spor giyim eşyası satıyor.
İlk soruda veriyor yanıtı:
"Tayyip'e attım."
"Şimdi ne oluyor?"
"Ezici bir durgunluk var. 33 yıldır esnaflık yapıyorum, bu kadar duraklama görmedim, kriz dönemleri dahil. Tayyip Bey sindirme dönemi diyor, sabredin diyor. Göstergelerin iyi olduğunu söylüyor. Fakat bize yansıması yok. Biliyorum, daha önce kendi kredimizi kendimiz yiyorduk. Enflasyon vardı yani. Enflasyonun yenilmesi, faizlerin düşmesi tabii iyi. Ama çok kazık fren yapıldı. Geçiş süreci çok hızlı. Hazırlıksız yakalandık. Meslek kuruluşları da, hükümet de bize yardımcı olmadılar. Mağdur olduk kazık frenden dolayı..."
Sözü Özal'a getiriyor:
"Hani Özal derdi, istesem enflasyonu 24 saatte indiririm diye, ama o zaman da siz perişan olursunuz diye. Yavaştan almak lazım derdi."

'Yine Tayyip gelir'
"İyi de Özal bunu enflasyonla mücadelede ipe un sermek için söylerdi. 1980'lerin ikinci yarısında Demirel sahneye çıkınca, enflasyonla mücadeleyi bir yana bırakmıştı da ondan böyle konuşur, bahane bulurdu."
"Haklısın, bu da doğru ama..."
"Peki, yarın seçim olsa..."
Kafası karışık sayılmaz:
"Yine Tayyip Bey gelir. Belki de açık arayla gelir. Yaptıklarını eleştiriyorum ama vaziyeti de böyle görüyorum."
Salı sabahı Kemeraltı'nda, AKP'nin seçmen tabanına dönük nabız yürüyüşü devam ediyor.
Çocuk giyim dükkânı.
Genç kadın konuşuyor:
"Evvelce fiyatlar yüksekti evet, ama satış vardı. Şimdi küçük esnaf, bizler zordayız. Kemeraltı'nın eski cazibesi de kalmadı. Ayrıca pazara kaçıyor halk... Ben bir daha vermem Tayyip'e, bu ayrı mesele. Ama o yine Türkiye'de seçilir gibi geliyor bana..."
Ya İzmir'de ne olur?
Bir Ahmet Piriştina afişi:
"Büyük Başkanımız, kalbimizdesin!"
Piriştina'sız CHP İzmir'de nasıl seçim kazanabilir ki?..
2004'teki yerel seçimlerde Büyükşehir Belediye oylarının yüzde 47'si Ahmet Piriştina'ya gitmişti. Buna karşılık il genel meclisinde yüzde 35'te kalmıştı CHP oyları. AKP ise yüzde 32 oy almıştı.

'Koalisyon olmasın da'
2002 genel seçimlerine gelince:
İzmir'de CHP yüzde 29'la bir, Genç Parti 17.5'le iki, AKP 17.1'le üç numara olmuşlardı. Varoş oyları daha çok AKP'ye gitmişti. CHP İzmir'de bir numara kalmaya devam edebilir mi? Turumun konusu bu değil. Ama bazen yeri geldikçe, şöyle bir değinip geçiniyorum bu konuya da.
Şimdilik şu kadarı söylenebilir:
Her zamanki gibi muhalefette olmasına rağmen Baykal'lı CHP'nin işi İzmir'de de çok güç gözüküyor. Geçen sefer "Baykal'a rağmen CHP!" diyenlerin İzmir'de bu kez azalabileceğine ilişkin sinyaller yanıp sönüyor.
Geçelim bu konuyu...
Bayrak satan bir dükkân. 1942'den beri öyleymiş. "Tabii son zamanlarda Türk bayrağı satışları arttı. Ama biz her türlü bayrağı satarız; yerlisi de, yabancısı da..."
Bir köşede MHP bayrağı.
Üç hilalli... "Evet abicim, ben Milli Hareket'tenim. Oyumu üç hilale attım. Ama kim mi kazanır Türkiye'de? Koalisyon olmasın da..."

Korku AKP'ye yarar
Koalisyon olmasın!
İzmir onuncu durak. Neredeyse her durakta, dolaştığım her ilde çok başlı koalisyon korkusuna rastladım. Bu korku kime yarar? AKP'ye diyenler çoğunlukta...
Bir kuyumcu. Sosyal demokrat.
CHP'ye atmış. Yine atacak. Baykal'dan yakınıyor. Bir adım daha atıyor. "Tayyip olacağına, iyi niyetli koalisyon olsun" diyor. İlginç ama o koalisyon nerede?
Ecevit hayalperestliği mi?
Kaldırım kahvesinde, tek başına bir masada sabah çayını yudumluyor. Tanıdı, oturttu beni de masaya. Urfa'dan, bir Kürt vatandaşımız. Lise müdürlüğünden emekli, 63 yaşında.
Yakınıyor:
"Allah rızası için bu memlekete kimin hayrı dokundu ki?.. Yıllarca Ecevit'e umut bağladık. O da sosyal faşist çıktı. Ben 1967 ilahiyat mezunuyum. Ne olursan ol, önce insan ol! Adam gibi adam ol! Yarın seçim olsa mı? CHP adam gibi adam olsa..."
Gülüyor:
"Erkan Mumcu mu? ANAP'ın ismi kirli... Ağar mı? Devlet, derin devlet... Olmaz DYP de... MHP, hayır."
"Kim kaldı?.."
Tayyip Erdoğan demeye dili varmıyor, gülmeye başlıyor.
Kızlar Ağası Hanı.
"Öğle vakti, daha siftah yapmadık" diye yakınıyor gümüş takı dükkânındaki satıcı kız, "Hükümete kızıyorum tabii. Şu anda oyumu hak edecek kimseyi göremiyorum."
Adı, Acı Kahve.
Tabureli masalardan birine çöküyorum. İki erkek, bir kadın. Biri sigortacı, biri reklamcı, biri öğretmen. Baykal'lı CHP'ye dönük ilginç eleştiriler dinliyorum.
Simitle çay. "Susamlı döner diyoruz biz burada simide..."

Fazıl ve Hikmet bir arada
Genç sigortacıyı dinliyorum:
"Son seçimde oyumu AK Parti'ye verdim. Hiçbir ideolojiye tabi değilim. İstanbul'da ortaokul ve liseyi okurken, Tayyip Erdoğan'ın büyükşehir belediye başkanı olarak başarıları aklımda kaldı. Oy vermemde bu etkili oldu. İdeolojik tutuculuğu sevmiyorum. Necip Fazıl'la Nâzım Hikmet'in kitapları yan yana durur kütüphanemde... Evet piyasada likit sıkıntısı var. Ama ben satıyorum. Umudum var geleceğe dönük..."
"Peki, yarın seçim olsa..."
"AK Parti'nin alternatifi olsa, düşünmeye hazırım. Ama göremiyorum. Tek partili hükümetle istikrarı korumak önemli. Hükümetin ciddi eksikleri olsa da öyle..."
Bozkaya'ya çıkıyoruz.
Varoşlara...
Kahveye çöküyoruz öğle üzeri. Bir öğretmen emeklisi, iki SSK emeklisi, bir inşaatçı, üç de işçi. Üçü de Erzurum'un Oltu'sunun, Çayüstü Köyü'nden. "İnşaatçıyız" diyorlar, o kadar.

'Deneyelim dedik'
Ağızları fermuarlı...
Elazığ'dan 1973'te İzmir'e göç etmiş olan inşaatçı ilk sözü alıyor:
"AK Parti'ye verdim. Bir de Tayyip'i deneyelim dedik."
CHP'li öğretmen emeklisi:
"O da Türkiye'yi batırdı."
SSK emeklisi:
"Yine CHP'ye vereceğim. Amerika'ya kafa tutacak tek parti o..."
Ben, Oltu'nun Çayüstü Köyü'nden İzmir'e göç edenlere bakıyorum. En sonunda biri konuşuyor. Libya'da, Trablus liman inşaatında çalışıp dönmüşler.
Biri diyor ki:
"Bizim bütün köy Tayyip'e verdi. Fena gitmiyorlar. Ben de bir dahaki seçime veririm."
Emekli öğretmen kızıyor:
"Ne diyeyim, Allah akıl fikir versin sana..."

Aş ve iş sorunu sürüyor
Çok özetlenirse:
Aş ve iş sorunu devam ediyor. Piyasada durgunluk esnafı sıkıntıya sokuyor. Çiftçi de sıkışık, zaman zaman feryat ediyor. Hükümete çoğu yerde kızılıyor.
Vozurdama çok yaygın.
Ama kimse kalkıp:
"Bir daha elim kırılsın Tayyip'e verirsem" diyemiyor gönül rahatlığıyla...
Kimse kalkıp:
"Ben bu sefer şu partiye vereceğim. Benim alternatif lider adayım Rüstem Murtaza'dır" da diyemiyor açıklıkla...
İzmir'de durum böyle.

Yarınki durak AYDIN

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Öcalan'ı yeniden yargılamak
ÖCALAN, ömür boyu hapse mahkûm edildikten son...
Çetin ALTAN
Elektrik kesintilerine karşı çırpınıp durma...
Bir gün Türkiye'de de, adam başına düşen yıll...
Melih AŞIK
Yıldız'ın istifası
Başbakan Tayyip Erdoğan, son enerji yolsuzluğ...
Fikret BİLA
Çiçek: 'Öcalan'la ilgili değişiklik yok'
Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanmasına eng...
Hasan CEMAL
Alternatif yokluğu
Kemeraltı'nda zirai ilaç satıyor. Ve yakınıyo...
Yılmaz ÇETİNER
Vehbi Koç'la niçin ortak olamadım?
Rahmetli Vehbi Koç 1970'lerin o karışık günle...
Güneri CIVAOĞLU
HAYIR için EVET
Türkiye'nin AB üyeliği Fransa'daki referandum...
Can DÜNDAR
'AKP, İslami bir ülkenin en demokratik partisi'
George Soros, 30 yıl önce 5 parasız çıkmış yo...
Hurşit GÜNEŞ
Dış açık sorun, ama tahminler abartılı
Geçen hafta Merkez Bankası bu yılın ilk üç ay...
Doğan HEPER
İyi günde, kötü günde 40 yıl
MİLLİYET'in 55. yılı hafta sonunda kutlandı v...
Semih İDİZ
Hırvat sendromu bize de bulaşır mı?
Avrupa Birliği'nin Zagreb Büyükelçisi Jacques...
Sami KOHEN
Gerçeğin iki yüzü...
BASINA pek yansımadı, ama İkinci Dünya Savaşı...
Mehmet Y. YILMAZ
Gerek kalmayana kadar birileri devlet adına laikliği koruyacak
Danıştay'ın kuruluş yıldönümünde Danıştay Baş...
Hasan PULUR
Erbakan Hoca ve Engin Ardıç...
BİLİRSİNİZ, "Kaçan balık büyük olur!" derler....
Derya SAZAK
DYP kongresi
Son aylardaki 'milliyetçi yükseliş', AKP karş...
Meral TAMER
Milli Eğitim Bakanlığı eşittir 2 Yunanistan
1 milyon personel...
Güngör URAS
Yabancılar bankalarımızı sevmeye başladı
BDDK Başkanı, "Bankacılık sektöründe yabancı ...
Serpil YILMAZ
Mahmut Yıldız'a ikinci suç duyurusu
Silvan Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı suç du...
M. Ali BİRAND
Türkiye Apo kararına uyacak
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bugün Öcalan...

© 2005 Milliyet