|
Vehbi Koç'la niçin ortak olamadım?
Rahmetli Vehbi Koç 1970'lerin o karışık günlerinden birinde, haberleri kaynağından öğrenip değerlendirmek için Ankara'ya gelmişti.
Ufku geniş bu ünlü işadamı yorumlarını güvendiği gazetecilerle baş başa, tek tek yemek yer, hem kendisi olup bitenleri öğrenir, hem de bir şeyler verirdi deneyimlerinden. Ortalığı karışık, tehlikeli görünce de cumhurbaşkanına, başbakana mektuplar yazar, önerilerde bulunurdu.
Bir gün önce Altan Öymen ile beraber görmüştüm. Abdi İpekçi, Mehmet Barlas, Ecvet Güresin ve Oktay Ekşi ile de sık sık buluşurdu.
Vehbi Koç bazı işçi gruplarının işyerlerini harap etmelerini, gereksiz siyasi grevleri hoş karşılamaz,
- Hiçbir fabrika sahibi bu sanayi kuruluşlarını, buradan alıp bir başka ülkeye götürecek değil ki, derdi...
Gelecek endişesi!
Öte yandan sermaye piyasası ülkede gelişiyordu o günler. Sanayi kuruluşları hisselerinin bir kısmını halka açmışlardı. Onlar da bunu güvence görüyorlardı.
Vehbi Koç, "İşte bu" diyordu, "Sanayimizi daha güçlendirecek, vatandaş malına sahip çıkacak..."
Gerçekten o yıllar hisse senetlerine halk rağbet göstermeye başlamıştı. Bu hisseleri çoluk çocuklarının istikbal garantisi olarak görüyorlardı, hisse senetleri ya evde saklanırdı ya bankada. Temettü zamanı gelince kuponlar hemen çıkardı ortaya. Göstermelik birkaç kez yüksek prim verip, sonra bile bile batan kuruluşlar da olmadı değil, halkı yıktılar bunlar!
Ama hiç kimse şimdiki Sayısal Loto gibi, alıp satmak, oynamak için almazdı hisse senetlerini. Evladiyelik kara gün dostu diye saklardı.
20 bin liram vardı
Ben o günler bir yıldan fazla kaldığım Hürriyet'in Balkanlar temsilcisi görevimden (Belgrad) yeni dönmüştüm. Gelirken 2. el Pejo bir arabam vardı, onu da satmış, 20 bin lira kadar bir para elde etmiştim. Düşünüp duruyordum bu parayı ne yapmalıyım diye!
Haydi açık söyleyeyim Vehbi Koç ile ortak olmayı kafama koymuştum.
- Efendim, dedim sohbetimiz sırasında. Ben sizinle ortak olmak istiyorum.
Koç muzip, gözlerini kırpıştırdı. "Ne o" dedi. "Sermaye filan mı buldun?"
- Evet efendim, 20 bin liram var. İyi kâr getirsin istiyorum. Sizin halka açık şirketlerden birinde ortaklık. Ama efendim, sağlam olmalı, verimi iyi olmalı!
Sağ eliyle ağzını kapatıp kahkaha attı Koç.
- Yahu sen müthiş bir alıcıymışsın. Sağlam olmasına sağlam olur da ne vereceğini bilemem. O, piyasaya bağlı.
- Peki ne önerirsiniz?
- Tat al, Tat... İstikbali var. Kav da olabilir, yani kibrit...
İki gün sonra sevgili Rahmi Koç'tan bir mektup aldım. Bu iki hisse senedini öneriyor, nasıl alabileceğimi anlatıyordu.
Ben "Kararsız Kasım", birkaç gün oyalandım. Bu arada Ankara'ya Anadolu Cam Sanayii'nin büyük ortaklarından Cemal Atay ile Bedii Faik otele gelmişlerdi. Onlarla sohbet ederken konu açıldı. İlla Anadolu Cam al, Türkiye camlı köşke dönecek, dediler. Cemal Bey iki de kurucu hisse senedi vereceğini söyledi. Aldık gitti!
Tam beş altı yıl bizim senetlere metelik getirmedi. Değerleri düştü. Ehh, paranın da eridiği ortada. Benim sermayem kül olmuştu, çok ucuz fiyatla sattım başım sıkışınca senetleri.
Fırsat kaçtı!
Şimdi acı acı düşünüyorum. Eğer Vehbi Koç'u dinlemiş olsaydım Yapı Kredi Bankası'na bile ortak olmayacak mıydım! Uuuuh... daha neler neler!
|
|