Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Mayıs 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hırvat sendromu bize de bulaşır mı?


Avrupa Birliği'nin Zagreb Büyükelçisi Jacques Wunenberger, pazartesi günü yaptığı bir açıklamada, Hırvatistan halkının AB üyeliğine gösterdiği ilginin ciddi bir şekilde azaldığına işaret etti. Son kamuoyu yoklamalarının da gösterdiği gibi, 4.5 milyon nüfuslu bu ülkede halkın yarısından fazlasının AB üyeliğini artık istemediğini belirten Wunenberger, bu tür bir olgunun bugüne kadar hiçbir aday ülkede yaşanmadığını söyledi.
Daha önce görülmemiş olan bu durumun özünde "Ante Gotovina meselesi" yatıyor. General Gotovina, Yugoslavya savaşı sırasında Sırplara karşı savaş suçu işlediği iddiasıyla Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesi tarafından aranıyor. Ancak, ülkesinde bir kahraman olarak görüldüğü için, Zagreb yönetimi kendisini mahkemeye teslim etmeyi reddediyor. "Gotovina'nın nerede olduğunu bilmiyoruz" demekle yetiniyor. Oysa mahkeme, Gotovina'ya devlet kesesinden düzenli maaş ödendiğini dahi tespit etmiş.

Benzeri bir sendrom mu?
AB'nin önde gelen üyeleri İngiltere, Fransa ve Almanya bu durumda AB Komisyonu'nun Zagreb ile üyelik müzakerelerini başlatmasını önlüyorlar. Macaristan ve Avusturya gibi bazı AB üyelerinin Hırvatistan'dan yana koydukları tavır ise bir işe yaramıyor. Yugoslavya savaşı nedeniyle aşırı milliyetçiliğe kendilerini zaten teslim etmiş olan Hırvatların büyük bölümü de bu durumda, "Alın o zaman Birliğinizi başınıza çalın" deme noktasına gelmiş bulunuyor.
Ermeni soykırımı iddiaları konusunda Türkiye'ye zorla yedirilmeye çalışılan tek yanlı bir yaklaşım, Kıbrıs konusunda tutulmayan sözler, Kürt meselesi ve şimdi de buna bağlı olarak ortaya çıkan Öcalan'ın yeniden yargılanması konusu derken, Türkiye'de de benzeri bir sendrom yaşanabilir mi?

CHP'nin tavrına bakınca
Özellikle CHP'nin, Öcalan'ın yeniden yargılanması konusunda sergilediği "alevlendirici" yaklaşıma baktıkça, buna verilecek tek yanıt var: "Evet, Türkiye'de de bir 'Hırvat sendromu' yaşanabilir." Peki, bu Türkiye için bir kazanım mı, yoksa bir kayıp mı olur? Burada her şeyden önce Öcalan meselesi ile ilgili bir şeyin altını çizmekte yarar var.
Bu mesele ilk etapta, bizim hâlâ üyesi olmadığımız AB ile değil, 50 yıldır üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi ile bir sorunumuzdur. Yani, bu mesele yüzünden Türkiye kendisine -"ulusal duyarlılıkları" nedeniyle- farklı bir yol çizmeye karar verecek olursa, ilk aşamada Avrupa Konseyi içindeki yerini tartışmaya açmış olacaktır. AB boyutu da bu durumda kendiliğinden düşmüş olacaktır.

Türkiye'nin dönüşü zor
Kısacası, Avrupa Konseyi'nden uzaklaşması Türkiye için -zaten otomatik bir "kültürel kan kaynaşması"nın söz konusu olmadığı- Avrupa'dan uzaklaşması anlamına gelecektir. Avrupa'nın genel tarihi, kültürel, dini ve sosyal yapılanmasının bir parçası olan Hırvatistan içinse böyle bir durum söz konusu değil. Başka bir ifadeyle, o ülke ileride kolaylıkla Avrupa'ya dönebilir. Demokratik gelişmesi yarıda kalmış ve siyasi alanda "İslami rengi" iyice belirginleşmiş olan bir Türkiye açısından bu çok daha zor olur.

Çok iyi düşünmeli
Ulusal tercihimiz elbette ki bu yönde olabilir. Sınırlı bir zümre dışında zaten kültürel açıdan Avrupa'nın yabancısı olan halkın büyük bölümü de bu tercihi desteklerse, o zaman Türkiye'nin dünyadaki yerini yeniden tespit etme durumu ile karşı karşıya kalacağı kesin. Bu durum, nüfusun büyük bölümü için illa da kötü bir şey olmayabilir. Ancak bunun, popülist ajitasyonlara meyilli bir CHP'nin veya toplumumuzun ön planında yer alan bazı kesimlerin arzulayacağı bir Türkiye olmayacağı da kesin.
Bu nedenle, kendimizi, ister Öcalan, isterse yukarıda sıraladığım diğer nedenler yüzünden bir "Hırvat sendromu"na kaptıracaksak, bunun Türkiye için ne anlama geleceğini de çok iyi düşünmek zorundayız.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Öcalan'ı yeniden yargılamak
ÖCALAN, ömür boyu hapse mahkûm edildikten son...
Çetin ALTAN
Elektrik kesintilerine karşı çırpınıp durma...
Bir gün Türkiye'de de, adam başına düşen yıll...
Melih AŞIK
Yıldız'ın istifası
Başbakan Tayyip Erdoğan, son enerji yolsuzluğ...
Fikret BİLA
Çiçek: 'Öcalan'la ilgili değişiklik yok'
Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanmasına eng...
Hasan CEMAL
Alternatif yokluğu
Kemeraltı'nda zirai ilaç satıyor. Ve yakınıyo...
Yılmaz ÇETİNER
Vehbi Koç'la niçin ortak olamadım?
Rahmetli Vehbi Koç 1970'lerin o karışık günle...
Güneri CIVAOĞLU
HAYIR için EVET
Türkiye'nin AB üyeliği Fransa'daki referandum...
Can DÜNDAR
'AKP, İslami bir ülkenin en demokratik partisi'
George Soros, 30 yıl önce 5 parasız çıkmış yo...
Hurşit GÜNEŞ
Dış açık sorun, ama tahminler abartılı
Geçen hafta Merkez Bankası bu yılın ilk üç ay...
Doğan HEPER
İyi günde, kötü günde 40 yıl
MİLLİYET'in 55. yılı hafta sonunda kutlandı v...
Semih İDİZ
Hırvat sendromu bize de bulaşır mı?
Avrupa Birliği'nin Zagreb Büyükelçisi Jacques...
Sami KOHEN
Gerçeğin iki yüzü...
BASINA pek yansımadı, ama İkinci Dünya Savaşı...
Mehmet Y. YILMAZ
Gerek kalmayana kadar birileri devlet adına laikliği koruyacak
Danıştay'ın kuruluş yıldönümünde Danıştay Baş...
Hasan PULUR
Erbakan Hoca ve Engin Ardıç...
BİLİRSİNİZ, "Kaçan balık büyük olur!" derler....
Derya SAZAK
DYP kongresi
Son aylardaki 'milliyetçi yükseliş', AKP karş...
Meral TAMER
Milli Eğitim Bakanlığı eşittir 2 Yunanistan
1 milyon personel...
Güngör URAS
Yabancılar bankalarımızı sevmeye başladı
BDDK Başkanı, "Bankacılık sektöründe yabancı ...
Serpil YILMAZ
Mahmut Yıldız'a ikinci suç duyurusu
Silvan Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı suç du...
M. Ali BİRAND
Türkiye Apo kararına uyacak
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bugün Öcalan...

© 2005 Milliyet